YAŞ KARARLARINA KARŞI YARGI YOLU AÇILMALIDIR
Yüksek Askeri Şura'nın Aralık 2009 toplantısının kararları açıklandı. Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinde yapılan duyuruya göre, "Türk Silahlı Kuvvetlerinin temel yapısını ve disiplinini bozacak şekilde irticai tutum ve davranışları tespit edilen 2 personelin Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılmasına oy çokluğuyla" karar verildi.
Kamuoyunu son günlerde meşgul eden darbe ve cunta girişimlerine adları karışan personel hakkında bir karar verilmesi beklenirken, istismara açık "irticai tutum ve davranışlar" gerekçesiyle yapılan meslekten ihraçlar, YAŞ ve kararlarının bir kez daha tartışma gereğini ortaya koymuştur. Gerçekliği ispat edilmiş belgelerle ortaya çıkan darbe ve cunta girişimlerinde adları geçen muvazzaf TSK personeline gösterilen müsamaha ve hoşgörünün de ifadesi olan son ihraç kararları, toplum vicdanını yeniden sızlatmıştır.
Bilindiği üzere, Yüksek Askeri Şura, kapalı kapılar ardında, gayrimuayyen ve itiraz yolunun kapalı olduğu kararlarla bazı yurttaşlarımızı, kendilerini savunma imkanı dahi bırakmadan meslekten ihraç etmektedir. Meslekten ihraç edilen TSK personeli yalnızca işlerini, sosyal çevrelerini ve itibarlarını değil aynı zamanda kamuda veya kamu ortaklığı olan işletmelerde çalışma imkanlarını da "fiili bir yasak olarak" yitirmekte ve aileleriyle birlikte yoksulluğa mahkum edilmektedirler. Bu durum en hafif tabirle bir insanlık ayıbıdır.
Bir hukuk devletinde, hiç bir kimse, yargılama safhası olmadan, subjektif ve hayali gerekçelerle ve nasıl hazırladığı belli olmayan dosyalar üzerinden gıyapta yürütülen oturumlarla, kendini savunma imkanı tanınmadan ceza niteliğindeki bir uygulamaya maruz bırakılamaz. Anayasa'nın 15. Maddesi "Suçluluğu mahkeme kararı ile ispatlanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz", 36. Maddesi ise, "herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir" denmektedir.
Sonuçları itibari ile hem bireylerin hem ailelerinin mağduriyetine sebep olacak bu süreç için bir yargılama safhası öngörülse dahi, bunda belirli ilkelerin gözetilmesi gerekmektedir. Ulusal ceza yargısında benimsenen ve uygulanan bu evrensel ilkelere göre hangi suçun hangi ceza kapsamında olduğu tek tek sayılmalı ve muayyen olmalıdır.
Ne var ki, tüm bu ilkelere aykırı yöntemlerle YAŞ önüne getirilen dosyalar için bu aşamadan sonra yapılacak bir şey kalmamakta; adeta bireylerin kaderi bu kurula teslim edilmektedir.
Teamül haline gelmiş olan ancak kararların sonuçlarını değiştirmeyecek olan karşı oylar ve şerhler yetersiz olup, toplumun yanında bulunması gerekenlerin sorumluluklarını yerine getirdikleri anlamına gelmemektedir. Yine, gereken mevzuat değişikliklerini yaparak ve adaleti sağlama sorumluluğu taşıyanların, yapılması gerekeni yapmak yerine şikayet makamı gibi davranmaları da kabul edilemezdir.
MAZLUMDER olarak Yüksek Askeri Şura'nın vermiş olduğu ihraç kararlarının, Anayasa ile güvence altına alınmış olan temel hak ve özgürlüklere, insan haklarına ve evrensel hukuk kurallarına aykırı olduğunu belirtir; gerekli yargısal reformların acilen yapılarak hak ihlallerinin önüne geçilmesi gerekliliğini tekrar bildiririz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Ahmet Faruk ÜNSAL
MAZLUMDER Genel Başkanı