Basın Açıklamaları

SİYASİ PARTİ KAPATMAK MAHKEMENİN DEĞİL HALKIN İŞİDİR

Demokratik Toplum Partisinin Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılması üzerine MAZLUMDER Genel Başkanı Sn. Ahmet Faruk ÜNSAL Bir açıklama yapmıştır.

SİYASİ PARTİ KAPATMAK MAHKEMENİN DEĞİL HALKIN İŞİDİR

Bir demokrasinin temel yaşama koşulu, bireyin tepki göstermesi ve sesini duyurması araçlarını ona sunmak ve hukuki olmayan yöntemlere başvurmasına neden olabilecek tüm engelleri ortadan kaldırmaktır.

Siyasi partiler; bireyin örgütlenme, ifade ve temsil hakkını kullanmasını sağlamakta ve hukukun işletilmesine katkıda bulunmaktadır. Bu sebepledir ki Anayasa 68. maddesi "partileri demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları olarak görmekte" ve güvence oluşturmak adına kapatılma kararlarını Anayasa Mahkemesi kararına bağlı kılmaktadır.

Fakat kuruluşundan bugüne pek çok siyasi parti kapatma kararı vermiş olan Anayasa Mahkemesi benzer bir karara daha imza atmış, Demokratik Toplum Partisi hakkında kapatma kararı vermiş ve milyonlarca seçmeni Parlamento'da temsilcisiz bırakmış yani halkı cezalandırmıştır.

Silahlı çatışma, olağanüstü hal ve çeşitli sebeplerle yıllardır temsil edilmekten yoksun bırakılan bir kesimin sesini toplumun geri kalanına duyurabilmesi için en meşru yol siyasette temsil edilmeleridir. Sorunların çözümü mahkemelerin dikkatini siyasi partilerin üzerine yönlendirmekle değil siyasi partilerin dikkatini sisteme yönlendirmeleriyle mümkün olur.

Yargının ideolojik tavırlarla toplumun çoğulcu yapısını homojenleştirmeye çalışması ve farklı kimliklerin yaşama, farklılıklarıyla var olma hakkını baskı altında tutması, toplumsal istikrarı ve barışı zedelemektedir.

Anayasal bir ilke olan "Seçimin eşitliği ilkesi" sadece seçim esnasında bireylerin eşit ve tek oy kullanma hakkını değil, bir dahaki seçime kadar oylarının mecliste var olması hakkını da temsil etmektedir. Temel hak ve özgürlüklerin tüm farklı kimliklere ayrımsız bir şekilde tanınması ve halkın seçtiği siyasi partinin toplumsal hoşgörüye sığınarak Meclis'ten düşürülememesi gerekir.

Bununla birlikte Anayasanın 38/7 maddesi ceza sorumluluğunun şahsî olduğunu belirtmiştir. Demokratik bir toplumda parti kapatma yaptırımı yerine; suçun varlığının yargı kararıyla kesinleştiğinin sabit olması halinde, sadece suçu işleyenin ilgili ceza yasasına göre cezalandırılması "Suçların Şahsiliği " ilkesinin zorunlu bir gereğidir.

AHİM içtihatları çoğulculuk, hoşgörü ve geniş fikirliliğin demokratik bir devletin temel unsurları olduğunu belirtmektedir. Yasayı yaparken, uygularken, uygulayanları yargılarken bu unsurlara dikkat etmek; çoğulculuk ilkesini eşitlikle maskelenen bir çoğunluk iradesine dönüştürmemek gerekir.

Ayrıca siyasi parti kapatmalarla ilgili Anayasada ve Siyasi Partiler Kanunu'ndaki ifadeler son derece geniş, kapsayıcı ve müphem ifadelerdir. "Milletin egemenliği", " devletin bütünlüğü", "devletin tekliği" ifadeleri yoruma açık, subjektif ve ideolojik kavramlar olduğundan, mahkemenin hak eksenli değil, ideolojik eksenli hareket etmesine imkan tanımaktadır.

Anayasa Mahkemesi, tarafsız bir hakem olamamakta, siyasi parti kapatma davalarında güvence oluşturma rolünü yerine getirememekte ve hukuk adıyla halkın sesine duvarlar yükseltmektedir. Oysa siyasi partileri kapatmak mahkemelere değil, seçime ve demokratik sürece düşen bir ödevdir.

MAZLUMDER olarak, hukuk devleti, hak, özgürlükler, eşitlik, çoğulculuk ilkelerinin jüristokratik devlet anlayışına bırakmaması için sivil bir anayasaya olan ihtiyacı yineleriz ve siyasi parti kapatmalarının karşısında olduğumuzu kamuoyuna saygıyla bildiririz.

Ahmet Faruk ÜNSAL

MAZLUMDER Genel Başkanı