Basın Açıklamaları

Şirbini’nin Katlinden Axel W. Zihniyetini Üretenler De Sorumludur

Almanya’da 1 Temmuz 2009 tarihinde duruşma salonunda öldürülen Merve Şirbini ile ilgili MAZLUMDER İstanbul Şube Başkanı Av. Cihat Gökdemir aşağıdaki açıklamayı yapmıştır.

Almanya’da öteden beri özellikle Müslüman yabancılara yönelik şiddet eylemlerinin var olduğu bilinmektedir. 1 Temmuz 2009 tarihinde bu şiddet eylemlerine bir yenisi daha eklenmiştir.

3 yaşındaki oğlunu çocuk bahçesinde gezdirirken, sırf başörtülü olması nedeniyle kendisine “terörist” ithamında bulunularak ayrımcılığa ve hakarete maruz kalan Merve Şirbini’nin, saldırgan Axel W. hakkında şikâyette bulunması üzerine yapılan yargılamada; sanığın aleyhine manevi tazminata hükmedilmiştir. Kararın temyizi üzerine yapılan temyiz duruşmasında Sanık Alex W, mahkeme salonunda güvenlik görevlilerinin ve mahkeme heyetinin huzurunda Merve Şirbini’yi 18 yerinden bıçaklayarak, Şirbini’nin ve karnındaki bebeğinin ölümüne neden olmuştur.

Sırf başörtülü olması nedeniyle terörist ithamı ile karşılaşan Şirbini’nin yüksek güvenlik taramasından geçilerek girilen duruşma salonunda ve üstelikte güvenlik güçlerinin gözleri önünde katledilebilmesi anlaşılabilir değildir. Bu olay Şibrini’nin katliamında Axel W. nin yalnız olmadığını gösterdiği gibi Axel W.’leri ayrımcı ve insan haklarını gözetmeyen bir zihniyetin ürettiğini de göstermektedir.

Şirbini’nin eşi Dr. Ulvi Ukazi’nin, eşini kurtarmaya çalıştığı esnada mahkeme salonunda güvenliği sağlamakla görevli polis tarafından kurşun sıkılarak ağır şekilde yaralanmasına karşın saldırganın 18 bıçak darbesi esnasında hiçbir müdahalede bulunulmaması ise; bıçakla duruşma salonuna girebilen sanığın eylemine yardım eden görevlilerin varlığı ihtimalini güçlendirmektedir.

Axel W.’nin insanlık dışı bu eylemi karşısında gerek Alman makamlarının ve medyasının gerekse uluslararası örgütlerin tepkisizliği, insan hakları ihlallerinde mağdurun kimliği ve dini inancına bakılarak bir çifte standart uygulandığı kanaatini kuvvetlendirmektedir.

Almanya’da gerçekleşen bu facia ülkede yaşayan 4 milyon Müslüman nüfusun da “yaşam hakkı”nın, “din ve vicdan hürriyeti”nin tehlike altında olduğuna işaret etmesi bakımından endişe vericidir.

Merve Şirbini’nin ve bebeğinin ölümüne, Şirbini’nin eşi Dr. Ulvi Ukazi’nin ağır yaralanmasına neden olanların titizlikle araştırılarak, hukuki sürecin adil bir şekilde işletilmesi, ayrımcı ve şiddet yanlılarının eylemlerinin karşılıksız kalmaması için zorunludur.

Bu nedenlerle Almanya’ya bir heyet göndererek ülkedeki kundaklama olaylarını, milliyetçi eğilimlerin aşırılıklarını ve Merve Şirbinin öldürülmesini tetikleyen, izin veren bağlantılarını yerinde inceleme ve raporlama talebimizi Alman konsolosluğuna bildiriyoruz.

Geçtiğimiz yıl Mayıs ayında Almanya’daki kundaklama olaylarını insan hakları bağlamında incelemek için Alman başkonsolosluğuna derneğimizin yaptığı vize başvurusu cevapsız bırakılmıştı. Umarız bu kez Almanya insan hak ve özgürlüklerine dair söylemleri ile uyumlu bir davranış sergileyerek insan hakları karnesini düzeltir ve insan hakları ihlallerini gözlemlemek üzere vize talep eden insan hakları örgütlerine ve aktivistlerine zorluk çıkartmaktan vazgeçer.

Ayrıca adalet ve güvenliği tüm ülkelerde sağlama inancındaki BM’nin komisyonlarından “İnsan Hakları Komisyonu”nu ve “Suç Önleme ve Adli Yargı Komisyonu”nu göreve çağırdığımız; “yaşam hakkı”nın, “din ve vicdan hürriyeti”nin kutsallığına ve dokunulamazlığına inananlara duyurulur.

Av. Cihat GÖKDEMİR
MAZLUMDER İstanbul Şube Başkanı