Son dönemde, Türkiye'de mültecilere ve sığınmacılara yönelik insan hakları ihlalleri giderek artış göstermektedir. Bu konudaki yasal boşlukların giderilmemesi, mültecilerin ve sığınmacıların yasal haklarının tanınmamış olması ve uygulamanın bu şekilde devam etmesi insani dramların devam edeceği kaygısını arttırmaktadır. Bu nedenle mevzuat ve uygulamadaki aksaklık ve eksikliklerin bir an önce giderilmesi gereklidir. (Yaşanan sorunlarla ilgili olarak önceki raporlarımızda detaylı bilgilere ulaşılabilir. Bkz. Kırklareli Yabancı Barındırma Merkezi Kampı raporu, Sınır dışı edilen Özbek Mülteciler Raporu vs.)
Siyasi muhalif konumunda bulunan ve ülkeleri tarafından terörizmle suçlanan 'mültecilerin' uluslararası hukuk tarafından korunmuş temel haklarına riayet edilmeli, mültecilerin işkence, kötü muamele veya ölümle karşılaşabilecekleri ülkelere gönderilmemesi (Non-refoulement) ilkesine saygı gösterilmelidir. Unutulmamalıdır ki 11 Eylül sonrasında, siyasi muhalifleri ve düşüncelerinden dolayı suçlananları terörizmle özdeşleştirmek adeta moda haline gelmiştir.
Bunun en somut örneği Doğu Türkistanlı (Çin'in Uygur / Sincan bölgesinden olan) mültecilerdir. Bu insanlar hem Türkiye'de hem de başka devletlerde çok ciddi ihlallerle karşılaşmakta ve mülteci olmalarına rağmen sahipsiz ve yalnız kalmaktadırlar. Olimpiyatların başlamasından hemen önce, 6 Ağustos 2008 tarihinden itibaren Kumkapı Yabancılar Şube Misafirhanesi'nde tutulmaları ve haklarında sınır dışı edilme kararı çıkartılması ulusal ve uluslar arası hukuka aykırıdır. Haklarında sınır dışı edilme kararı çıkan mültecilerin Çin'e gönderilmeleri halinde öncelikle yaşam hakkı, özgürlük ve güvenlik hakları tehdit altına girecek, mülteciler işkence ve kötü muamele ile ağır hapis cezasına maruz kalacaklardır. Bu kişilerin, Emniyete ve Birleşmiş Milletler'e sığınma (iltica) hakkı tanınması için başvuruları mevcuttur. Sınırdışı edilmeleri durumunda Türk Hukuku ve Türkiye'nin taraf olduğu uluslar arası sözleşmelerdeki yükümlülükleri ihlal edilmiş olacaktır. Bu nedenle sınırdışı edilme kararlarının acilen geri alınması gerekmektedir.
Diğer taraftan Amerika tarafından Guantanamo Askeri Hapishanesinde tutulan Doğu Türkistanlıların durumu ciddiyetini korumaktadır. 2001 yılında Afganistan'da gözaltına alınan ve Guantanamo'ya gönderilen Uygur Türklerinin mağduriyeti devam etmektedir. Yıllarca yargılanmadan ve hangi suçtan tutuklu oldukları belli olmadan bu hapishanede tutulan kişilerle ilgili ABD Bölge Mahkemesi Başkanı tutukluların "düşman savaşçılar" olduklarına dair herhangi bir kanıt bulunmadığına ve bir güvenlik riski oluşturmadıklarına karar vererek, ABD içinde serbest bırakılmalarını istemiştir. Ancak Bush yönetiminin itirazı üzerine ABD Federal Temyiz Mahkemesi 17 Uygur Türkünün serbest bırakılmasını geçici bir süre için durdurmuştur. Çin, bu kişilerin kendi vatandaşı olduğunu ve Doğu Türkistan İslami Hareketin üyesi oldukları gerekçesiyle iadelerini talep etmektedir. Çin'e gönderilmeleri halinde, Guantanamo'dan çok daha ağır şartlara maruz kalmaları tehlikesi olan, mülteci statüsündeki bu kişilerin güvenli bir ülkeye iade edilmeleri gerekmektedir.
Son olarak belirtmek gerekir ki Van'da 22 Özbek mülteci bir ay içerisinde ikinci kez sınır dışı edilmiştir. İlk olarak Eylül ayında kendilerine kırtasiye ve gıda yardımı yapılacağı vaadiyle İran'a sınır dışı edilen mülteciler çok ciddi sıkıntılardan sonra Türkiye'ye girebilmişler ancak ekim ayında zor kullanılarak evlerinden alınmış ve yine sınır dışı edilmişlerdir.
Yakın dönemde yaşanılan hukuka aykırı sınırdışı olayları, mültecilerin haklarından duyduğumuz endişeleri arttırmaktadır. MAZLUMDER İstanbul Şubesi olarak, Hükümetlerin mülteci haklarına saygı göstererek gerekli tedbirleri almasını talep etmekteyiz.
MAZLUMDER İstanbul Şubesi