Basın Açıklamaları

Mültecilerin Hakları İhlal Edilmeye Devam Ediliyor

Mültecilerin Hakları İhlal Edilmeye Devam Ediliyor
Mültecilerin Hakları İhlal Edilmeye Devam Ediliyor

 MÜLTECİLERİN HAKLARI İHLAL EDİLMEYE DEVAM EDİLİYOR

Türkiye’de öteden beri mültecilerin çok uzun süreler gözaltında tutulması, aylarca hatta bazen yıllarca polis göz altısında, geri gönderme merkezlerinde tutulmaları ciddi bir sorundur. Bu nedenle Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde otuza yakın kararda, mültecilerin haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle mahkûm oldu. 

Son birkaç ay içerisinde AİHM tarafından açıklanan Filistinli mülteci (Asalya / Türkiye), Çeçen mülteci (Yarashonen/Türkiye) ve Doğu Türkistanlı mülteciler (A.D. ve diğerleri/ Türkiye) hakkında verilen kararlar Türkiye’de mültecilerin yaşadıkları sıkıntıları, uygulamadaki sorunları ve hak ihlallerini özetlemektedir. Bu kararlarda, mültecilerin haksız olarak uzun süre ve insanlık dışı şartlarda gözaltında tutulmaları ve hukuka aykırı biçimde özgürlüklerinden yoksun bırakılmaları nedeniyle, Türkiye Cumhuriyeti Devleti mahkûm edilmiştir.

Hem AİHM kararları hem de mültecilere ilişkin sorunların derinleşmesi nedeniyle 11 Nisan 2013 tarihinde 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kabul edildi.  Bu kanun, Türkiye’deki mülteci hakları uygulamalarını iyileştirme noktasında umut oldu ve halen geçiş sürecinin devam etmesi nedeniyle umut olmaya devam ediyor.

Ancak bir yandan uygulamadaki sorunlar giderilmeye çalışılırken, öte yandan çok ciddi ihlaller yaşanmaya devam edilmektedir. Kanunun uygulayıcısı olan kolluk ile kanuna göre yargı yolu olarak gösterilen mercilerin, pek çok örnekte görüleceği üzere, kanundan tamamen habersiz olması çok ciddi ve kaygı verici bir eksikliktir. Bu eksiklik, mültecilerin temel hak ve özgürlüklerinin aleyhinde işlemekte, derin hak ihlallerine sebebiyet vermekte, dahası bu ihlalleri rutinleştirmektedir.

Mülteciler aylarca ve yıllarca belirsiz bir şekilde, fiziksel olarak son derece kötü ve sağlıksız koşullarda, adeta rehine gibi tutulmaya devam edilmektedirler. Ayrıca, mahkemelerin serbest bırakma kararına rağmen, bazen bu kararlara uyulmadığı görülmektedir. Bu durum, mülteciler için bir kanun düzenlenmiş olmakla birlikte, uygulamanın pek değişmediğini, dahası mahkeme kararlarına bile uyulmadığını göstermektedir.

Aşağıda, verdiğimiz somut 3 örnek (şahısların bilgileri için izinleri alınmıştır) uygulamadaki sorunları ortaya koymaktadır:

Muhammed Abdulmuttalipov, 1970 doğumlu, Dağıstanlı mülteci, Rusya vatandaşı:  Mart ayında gözaltına alındı. İkamet izni olmasına rağmen gözaltına alındı. Kısa sürede bırakılacağı söylendi. Uzun süre Adana Geri Gönderme Merkezi’nde tutuldu. 8 Eylül 2014 tarihinde Adana Sulh Ceza Mahkemesi serbest bırakılmasına karar verdi, karar uygulanmadı ve 25 Eylül 2014 tarihinde İstanbul’a (Kumkapı’ya) gönderildi. Avukatlarının başvurularına ve mahkemenin serbest bırakılsın kararına rağmen serbest bırakılmıyor.  Abdulmuttalipov astım hastası. Geri Gönderme Merkezi’nde sürekli olarak kapalı çok sigara içilen bir ortamda tutuluyor. Ayrıca, kaldığı yerin temiz olmamasıyla bağlantılı olarak böceklerden muzdarip olmuş. Yüzünde, kollarında ve bacaklarında böcek ısırıkları var. Sulh Ceza Hakimliği’nin 8 Eylül 2014 tarihli serbest bırakma kararına rağmen tutulmaya devam ediliyor.

Kawa Abdo, 1985 doğumlu, Suriyeli mülteci:  Bir soruşturma kapsamında gözaltına alındıktan sonra savcılıkça serbest bırakılan ve hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği halde Nisan ayından beri İstanbul Kumkapı Geri Gönderme Merkezi’nde gözetim altında tutuluyor. Suriyeli olduğu için uluslararası koruma başvurusu işleme konulmadı. Mülteci kampına yerleştirme ve belirli bir adresten polise imza verme talebi kabul edilmedi. Altı aydır niye tutulduğunu bilmiyor, ne zaman serbest kalacağı da belli değil.

Rinat Habidulla, 1987 doğumlu, Kazakistanlı mülteci: 30 Mart 2012 tarihinden beri idari olarak gözaltında. Kazakistan’ın iki ayrı iade talebinde mahkemeler tarafından iade edilemeyeceğine dair karar verildi. Sırasıyla Van, Muş, İstanbul (Kumkapı), Kırklareli, Tekirdağ ve tekrar İstanbul, Kırklareli ve Tekirdağ illerinde yabancılara mahsus geri gönderme merkezlerinde gözaltında tutuldu. Halen Tekirdağ Geri Gönderme Merkezi’nde. İki buçuk yılı aşkın bir süredir hukuka aykırı bir şekilde haklarından mahrum edildi. Kendi ifadesiyle “psikolojisi çok bozuk, umutsuz ve kilo kaybı var”. Şu an Tekirdağ’da yabancılar şube polisinde tutulmaya devam ediliyor; ne kadar süre daha kalacağı belli değil.

Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’na göre; idari gözetim süresi en fazla 6 ay olarak belirlenmiştir. İstisnai durumlarda 6 ay ek süre uzatma imkânı vardır. Gözetim altında tutulanların Sulh Ceza Hakimine başvurma hakları vardır ve hakimin vereceği karar kesindir.  Kanun bu şekilde düzenlenmiş olmasına rağmen, bu sürelere riayet edilmemekte, hatta mahkeme kararlarına bile uyulmamaktadır.

Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’ne uygulamadaki bu sorunların giderilmesi için çağrıda bulunuyoruz.

Bu çerçevede MAZLUMDER Mülteci Hakları Merkezi olarak;

<!--[if !supportLists]-->§  <!--[endif]-->Mülteci ve yabancıların temel insan haklarına saygı gösterilmesini, özgürlüğü kısıtlanan yabancılara ve mültecilere suçlu muamelesi yapılmamasını,

<!--[if !supportLists]-->§  <!--[endif]-->Kanundaki süreleri aşan idari gözetimlere son verilmesini; haksız ve hukuka aykırı gözaltında tutulan mülteci ve yabancıların bir an önce özgürlüklerine kavuşturulmasını, özellikle Mahkeme kararlarına uyulmasını,

<!--[if !supportLists]-->§  <!--[endif]-->İdari gözetim süresinin pratikte hâlâ çok uzun olması nedeniyle Kanunda yer alan alternatif tedbirlerin uygulanması için yerel uygulayıcılara direktif verilmesini,

<!--[if !supportLists]-->§  <!--[endif]-->Geri gönderme merkezlerinde, doktor, psikolog, sosyal hizmetler uzmanı gibi görevlilerin idari gözetim altında tutulan kişilerle birebir ilgilenebilecek şekilde istihdam edilmesini, istiyor ve gereğinin yapılmasını talep ediyoruz.

 

MAZLUMDER Mülteci Hakları Merkezi