Çatışmalı sürecin başlamasıyla; yüzlerce sivil, bir o kadar PKK/YDGH üyesi, asker ve polis yaşamını yitirmiş ve çok daha fazlası yaralanmıştır. Operasyon, çatışma ve sokağa çıkma yasakları nedeniyle de yüz binlerce insanın hayatı asgari yaşam koşullarının altına inmiş, insanlar kendi yurtlarında göçmen, muhacir konuma düşmüşlerdir. Derneğimiz ve birçok sivil toplum kuruluşu, çatışmalı ortamın sebep olduğu ve olmaya devam ettiği sonuçlar ile ilgili olarak her fırsatta tarafları uyarmış, sorunun diyalog ve müzakere ile çözümünün mümkünlüğü ve gerekliliği konusunda açıklamalar yapılmıştı.
Zira çatışmalı ortam sadece çatışan tarafları değil taraf olmak istemediği halde çatışmanın yaşandığı yerde bunun bir parçası olan insanların, gündelik hayatlarını idame ettirememelerine, can ve mal güvenliklerinin ortadan kalkmasına neden olmaktadır. En son 10 Mayıs 2016 günü saat 16.30 sularında Diyarbekir’in Bağlar İlçesi Batıkent Kavşağı mevkiinde Polis araçlarının geçişi sırasında bomba yüklü aracın infilak ettirilmesi sonucunda, araçta bulunan gözaltındaki 3 sivil yaşamını yitirmiş ve 12’si polis, 33’ü sivil vatandaş olmak üzere toplam 45 kişi de yaralanmıştır. MAZLUMDER olarak bu saldırıyı yüksek sesle kınıyor, meskun mahali çatışma alanına çeviren bu tür eylemleri gerekçesi ne olursa olsun reddediyoruz!
Çatışmalar fiili olarak sona ermiş görünse de şehrimizde olağanüstü hal durumu devam etmektedir. Diyarbekir’in en işlek semtlerinden olan Ofis’in Gevran Caddesinde 27.04.2016 tarihinde 67 yaşındaki Hatun ELHUMAN adlı kadın, askeri aracın çarpması sonucun aracın altında kalarak feci bir şekilde yaşamını yitirmişti.
Yine şehrin işlek caddelerinde ise siviller dikkate alınmaksızın, askeri araçlar hedef alınarak saldırılar gerçekleştirilmekte ve bu saldırılar hem sivil vatandaşların başta yaşam hakları olmak üzere insan haklarının sistematik olarak ihlal edilmesine, hem de şehrimizde korku ve tedirginlik halinin hâkim olmasına sebep olmaktadır.
Öncelikli ve esas talebimiz 30 yıldan fazladır denenmiş ancak çözüm yerine giderek çözümsüzlük üretmiş olan çatışmanın durdurulması ve sivil siyasete imkan tanınarak meselenin barışçıl bir yolla çözüme kavuşturulmasıdır. Ancak defalarca yaptığımız bu çağrıyı karşılıksız bırakan çatışma hali tarafları herhangi bir kural ve sorumluluktan azade kılmamaktadır. Uluslararası İnsancıl hukukun sivillerin korunmasına ilişkin genel kurallarından biri de sivillere ve sivil nesnelere saldırılmaması veya ayırt edici olmayan bir şekilde savaşa devam edilmemesi şeklindedir. Buna rağmen çatışmalı süreçte tarafların kendilerini bağlı saydıkları çatışma hukukunu ve insancıl hukuku çoğu zaman ihlal ettiklerine şahit olmaktayız. Meydana gelen çatışmalı ortam ve çatışmalı ortamın dışına taşan eylemlerde zarar görenlerin sorumluluğu çatışan taraflarındır.
MAZLUMDER Diyarbekir Şubesi olarak çatışmaların başladığı günden bu yana söylediğimizi yeniden söylüyoruz: çatışmaların bir an önce sona erdirilmesi, sürecin selametini sağlamak açısından iç dinamiklerin harekete geçirilmesiyle oluşturulacak bağımsız bir gözlem heyeti eşliğinde kalıcı toplumsal barışı ve adaleti tesis etmek üzere diyalog ve müzakere zeminlerinin yeniden oluşturulmasını talep ediyoruz. Nihai hedefte insanı, insan hayatını, insan haklarını önceleyen adil, eşit ve özgür bir geleceği mümkün kılacak çözümler üzerinde anlaşmaya varılmasını ve bu süreçte, Kürt vatandaşların her türlü temel hak ve özgürlüklerinin anayasal güvence altına alınmasını talep ediyoruz. Tarafların bugün masaya oturması yarın oturmasından daha kolaydır.
Çatışma değil Çözüm istiyoruz!
MAZLUMDER Diyarbekir Şubesi