AYVALIK CUMHURIYET BAŞSAVCILlĞI'Na
MÜŞTEKİ :İnsan Hakları Ve Mazlumlar için Dayanışma Derneği
Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Adına
ŞÜPHELİ : 1 Gürsel IŞIK
ADRES Şüphelinin Ayvalık Garnizon komutanı olduğu kamuoyunca bilinmektedir.
SUÇ : TCK 'nın 122. madde Ayrımcılık suçu,
SUÇ TARİHİ: 29.10 2008
DELİLLER : 30.10.2008 Tarihli Bölgesel Sözcü Gazetesi ve 4.11.2008 tarihli MAZLUMDER Ayvalık gözlem raporu
OLAYLAR : 1- Balıkesir/ayvalık ilçesinde 29.10.2008 tarihinde düzenlenen 29 ekim Cumhuriyet bayramı kutlama törenlerinde daha önce yapılan cumhuriyet koşusunda başarı elde eden sporculara madalyalarını vermek üzere davet edilen ilçe garnizon komutanı albay Gürsel IŞIK, ikincilik ödülü alması gereken Nuriye MEMİŞ'in başörtüsü ile kürsüye çıkmasını gerekçe göstererek ödülü vermeyi reddetmiştir. Bunun üzerine sporcu Nuriye MEMİŞ hak ettiği ödülü, dini inancından veya keyfi olarak taktığı başörtüsünden dolayı, ayrımcılığa maruz kalarak alamadığı gibi apar topar tören alanında çıkarılarak kamuoyu önünde küçük düşürülmüş ve rencide edilmiştir.
2-Şüphelinin, sporcu mağdureye karşı icra etmiş olduğu söz konusu davranış, ayrımcılığın farklı bir formatı olduğu açıktır. Ayrımcılık, insan haklarını meydana getiren temel değerlere topyekün yapılmış bir saldırı niteliğindedir.
Günümüzde, Ayrımcılık değişik formlarda halen devam etmektedir. BM İnsan Hakları Komitesi, 1989 yılındaki otuz yedinci oturumunda yaptığı 18 nolu Genel Yorumda, "Her Türlü Irk Ayrımcılığının Tasfiye Edilmesine Dair Uluslararası BM Sözleşmesinin" 1. maddesindeki "ırksal ayrımcılık" ve yine "Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Tasfiye Edilmesine Dair BM Sözleşmesinin" 1. maddesindeki "kadına karşı ayrımcılık" tanımlarına atıfta bulunarak, ayrımcılığa ilişkin aşağıdaki tanımı geliştirmiştir:
" Komite Sözleşmelerde kullanılan 'ayrımcılık' teriminin ırk, renk, cinsiyet, dil, din, politik yada diğer görüşler, ulusal yada sosyal köken, mülkiyet, doğum yada diğer statüler gibi herhangi bir zemin üzerine dayandırılan, ve bütün hak ve özgürlüklerin eşit ölçüde bütün kişiler tarafından tanınmasını, kullanılmasını veya yararlanılmasını kaldırma veya zayıflatma amacına sahip, herhangi bir ayırım, dışlama, kısıtlama veya üstünlük tanıma olarak anlaşılması gerektiğine inanmaktadır.
3- Türkiye'nin üye olduğu Avrupa Konseyinin bir komitesi olan Irkçılığı ve Ayrımcılığı Önleme Komitesi (ECRI)'nin yukarda zikredilen tanımlamasına göre şüphelinin davranışı açıkça bir ayrımcılık olduğu açıktır.
4- Şüphelinin, bu davranış ve tutumuyla, Avrupa İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesinin Ek 12 Nolu Protokol'ün 1. maddesinde tanımı yapılmış bulunan ayrımcılık fiilini işlediğini söylemekte mümkündür. Sözleşme ayrımcılığı genel olarak yasaklamaktadır.Şöyleki;
"Madde 1-Genel olarak ayrımcılığın yasaklanması
4.1-Kanunda öngörülen haklardan yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasi veya başka görüşler, ulusal yada sosyal köken, ulusal bir azınlığa mensubiyet, servet, doğum veya başka bir statüden kaynaklanan herhangi bir nedenle ayrım yapılmaksızın sağlanır.
4.2-Kimse, herhangi bir kamu otoritesi tarafından, 1. fıkrada sayılan gerekçelerle ayrımcılığa tabi tutulamaz. Bu hak uluslar arası sözleşmelerle teminat altına alınmış olmasına rağmen şüphelinin mağdureye karşı takındığı tavır ve tutumun ayrımcı bir tutum olduğu açıktır.
5- Şüpheli, bu tutum ve davranışı ile mağdurenin AİHS. İle teminat altına alınmış bulunan "din ve vicdan özgürlüğü" hakkını ihlal ettiği gibi toplumu ayrıştırıp kutuplaştırma niyetini taşıdığını bu tutumuyla ortaya koymuştur. Bu tutumunu alkışlayan gazetecilerin varlığı bu iddiamızı desteklemektedir.
6- Şüpheli mağdureye başörtülü oluşundan dolayı ödülünü vermemiş olmakla Anayasanın 10.maddesine açıkça aykırı hareket etmiştir. Söz konusu madde ayrımcılık yasağını belirtmiş ve eşitlik ilkesini teminat altına almıştır. Şüpheli takındığı tavır ile bu anayasal ilkeyi ihlal etmiştir.
7-Şüphelinin mağdureye karşı icra etmiş olduğu bu davranışla TCK'da tanımı yapılmış bulunan ayrımcılık suçunu işlediği açıktır. Şüpheli mağdureye hak etmiş olduğu bir ödülü, mağdurenin dini inancından dolayı taktığı başörtüsünden dolayı, vermekten kaçındığı gibi mağdurenin tören alanından çıkarılmasına da sebep olmuştur.
Şüphelinin bu davranışının uluslar arası sözleşmelerde tanımı yapılmış bulunan ayrımcılıkla örtüştüğü açıktır. Ayrımcılık hem Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde ve hem de ulusal mevzuatta yasak ve suç olarak nitelendirilmiştir.
MÜŞTEKİ
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği
Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Adına
Ek:
1-30.10.2008 Tarihli Bölgesel sözcü gazetesi
2- 4.11.2008 tarihli MAZLUMDER Ayvalık Gözlem Raporu
Gözlem Raporu: http://www.mazlumder.org.tr/haber_detay.asp?haberID=2929