Basın Açıklamaları

Kayseri Şubeden "Milli Birlik açılımı ve dış politikamızda Gelişmeler" Paneli

MAZLUMDER Kayseri Şubesi; 03.04.2010 Cumartesi günü saat: 19.30 da Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü konferans salonunda Milli Birlik açılımı ve beklentiler ile değişen dış politikamız ve bölgenin Türkiye'den görünüşü konuları ile MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk ÜNSAL ve Araştırmacı-Yazar, Ortadoğu uzmanı Süleyman ARSLANTAŞ' ın katılımıyla bir Panel düzenledi.

Sadi Özmen'in sunumları ile başlayan program MAZLUMDER Kayseri Şube Başkanı Ahmet TAŞ'ın yaptığı açılış konuşması ile devam etti. TAŞ konuşmasında; Ülkemizin binlerce yıldır farklı dinler, etnik gruplar ve kültürlerin bir arada yaşadığı, birbirlerine tahammül etmeyi başaran insanlar topluluğundan teşekkül ettiğini, dış mihrakların kışkırtmaları sonucu insanların birbirine yan bakar hale geldiğini, idarecilerin birçok uygulamalarından halkın şikâyetçi olduğunu, bu sıkıntıların ortadan kaldırılması için hükümetin Milli Birlik Açılımı adı altında bir projeyi tartışmaya açtığını belirtti. Dış politikada ise; Cumhuriyetin ilk yıllarında Balkan Paktı, Sadabat Paktı ve bölgesel ittifaklara üye olunmuş ama başarılı olunamamış, İnönü döneminde NATO ya girilmiş Milletin menfaatlerine uymayan politikalar izlenmiş, tarih ve din bağı olduğumuz ülkelerle problemli olmaya başlamışız. Mevcut hükümet önceki hükümetlerin aksine ılımlı ve barışçıl bir politika anlayışını uygulamaya koydu. Orta Asya ve Balkan ülkeleri ile yakın dostluk ilişkileri geliştiren hükümet, İsrail zulmüne karşı çıkışları ile dış politikaya seviye getirdi. Bu konular hakkında konunun uzmanları Panelistler MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk ÜNSAL ve Araştırmacı-Yazar Süleyman ARSLANTAŞ'a hoş geldiniz der saygılar sunarım diyerek konuşmasını tamamladı.

Moderatör Ergün SEZER in Panelistlerin kısa özgeçmişlerini söyleyip davet ederek Paneli başlattı.

MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk ÜNSAL konuşmasında; yaklaşık 6 ay kadar önce İçişleri Bakanı Beşir ATALAYIN başlattığı süreç Kürt açılımı şeklinde oluştu. Adı sonradan Demokratik açılım daha sonrada Milli Birlik Açılımı adını aldı. Ne ad olursa olsun hükümetin bazı şeyleri değiştirmeye yönelik çalışmalarına şahit olduk. Bu kararlılıklarıyla sonuç alacaklarına inanıyoruz. İçişleri Bakanı Sivil Toplum kuruluşları ile 20-30 kişilik gruplar halinde toplantılar yaptı. Bizimde katıldığımız bir toplantıda açılımın adı Kürt açılımı idi. Toplantıda söz aldığımda şunu söyledim. Türkiye'nin bir sistem sorunu var. Doğrudur Kürt sorunu 25 yıldır devam eden Kürt sorunu ile beşeri ve ekonomik maliyetlerle Türkiye'yi sarsmaktadır. Kürt meselesi, Başörtü meselesi ve alevi meseleside sistemin kendi yarattığı sorunlardır. Bu nedenle sistemin Demokratik restorasyondan geçirilmesi gerekir. Eğer biz hükümetin bu açılıma Kürt açılımı dediğini kabul edersek bu defa başörtülüler için şöyle bir soru sorulacaktır. Biz başörtülüler sorunlarımızın çözümü için dağamı çıkalım. Eğer sadece Kürtlerin sorununun çözümü için açılımı kabul edersek

Başörtülülerin sorusu haklılık kazanır. Bu sorudan yola çıkarsak şiddet uygulamak meşrudur sonucu çıkar. Onun için bu sürecin adı Demokratik açılım olmalıdır dedim. Devamında Demokratik açılım ve onun devamı da Milli Birlik açılımı oldu.

Yeni Anayasa taslağına da karşı çıkmıyor, destekliyorum. Buna karşı çıkmak; şikâyetçi olduğumuz eski Anayasanın devam etmesi demek olduğu için sistem üzerindeki bürokratik oligarşiyi, bürokratik vesayeti kırdığı için önemli bir gelişme olarak destekliyorum. Daha iyisinin yapılmasını ümit ediyorum.

Daha sonra Araştırmacı-Yazar Süleyman ARSLANTAŞ konuşmasında; Dış politikada ezber bozan gelişmeler yaşanıyor. 1923-1945 yılları arasında Türkiye'nin dış politikasında İngiliz egemenliği söz konusu. 1945 de Amerikanın Yalta konferansında elde ettiği kazanımlarla bölgede söz sahibi oldu ve bunun akabinde o zamanki Başbakan İsmet İNÖNÜ artık çok partili sistemin kaçınılmaz olduğunu gördü. 1950 den sonra Marşall yardımları sonrasında İngiltere'ye olan bağlılıklar zayıfladı. Amerika'ya daha yakın durulmaya başlandı.1942 ye kadar İngiltere'nin devlet olmasını istediği İsrail 1948 de Amerika'nın desteği ile devlet olarak kuruldu. Kurulan İsrail devletini dünyada ikinci tanıyan ülke Türkiye oldu. Ayrıca Cezayir'in bağımsızlık savaşında Cezayir'in karşısındaki batılı ülkelere destek veren yine Türkiye oldu. Bunları Türkiye'nin dış politikasında uyguladığı iki örnek olarak anlatıyorum. Bunun karşısında geçen yıl Davos'ta İsrail Cumhurbaşkanına Türk Başbakanı tarafından verilen cevabı hatırlayalım.(One Minute) Bu Türkiye'nin geldiği dış politikadaki durumu gözler önüne seriyor. Türkiyeyi NATO Paktına alarak bize yeni düşmanlar ürettiler. Bu durum Türkiye'ye müttefikleri tarafından uygulanan hedef şaşırtma durumudur.1945-1989 Berlin duvarı yıkılma tarihi geçen sürede soğuk savaş dönemi yaşandı. Bu soğuk savaş dönemi Amerika ile Rusya'nın çıkarları için başka ülkelerin savaştırılması gerçeğidir. Cumhuriyet dönemindeki politikalarda bir takım zikzaklar gözlüyoruz. Devletin bir devamlılığı vardır. Bu süreç içinde devlet kendini yenileme ihtiyacı hisseder.

Bu gün geldiğimiz noktada artık halk kendi iradesini, egemenliğini bürokratik egemenliğin üzerine çıkarma noktasında görülüyor. Bu yüzden AK parti iktidarı halkın tercihi olmaktan ziyade devletin tercihi olmuştur diyerek konuşmasını tamamladı.

Panelin ikinci bölüm'de soru-cevap şeklinde devam etti. Milli Birlik Açılımı ve Dış Politikadaki gelişmelerle ilgili sorulara Panelistlerin verdiği cevaplarla Panelin çok faydalı ve memnuniyet verici olduğunu belirten izleyiciler konuşmacıları alkışlayarak teşekkürlerini bildirdiler.

MAZLUMDER Kayseri Şubesi Basın Bürosu