11 Eylül‘den sonra Müslümanlara yönelik Batı dünyasında artan ırkçılık ve ayrımcılık dalgası kısa sürede baskı, taciz, çifte standart ve kötü muamele olaylarına dönüşmüş, şimdi de can almaya başlamıştır. Son iki ay içerisinde Almanya, Hollanda ve Belçika’da yaşanan işkence, kötü muamele ve cinayetler, söz konusu tehlikenin en somut örnekleri olarak karşımızda durmaktadır.
1 Temmuz 2009’da; Merve El Şirbini, Almanya’nın Dresden şehrinde, kendisine “terörist” dediği için hakkında dava açtığı bir Alman tarafından mahkeme salonunda 18 yerinden bıçaklanarak öldürülmüştür. Saldırı Merve El Şirbini’nin 3 yaşındaki oğlunun gözleri önünde gerçekleşmiştir. Aynı saldırıda Şirbini’nin karnındaki bebeği de hayatını kaybetmiş, Şirbini’nin Eşi Ukazi ise polisler tarafından vurularak ağır şekilde yaralanmıştır.
8 Ağustos 2009’da; Mikail Tekin, Cuma namazı çıkışında henüz netlik kazanmayan bir nedenle gözaltına alınmış ve götürüldüğü Belçika Jamioulx hapishanesinden ertesi gün ölüm haberi gelmiştir. Mikail Tekin’in cesedi üzerinde inceleme yapan hemşire ve görgü tanıkları, Mikail Tekin’in resmi görevlilerin işkence ve kötü muamelesi neticesinde boğularak öldürüldüğünü açıklamışlardır.
10 Ağustos 2009’da; Hollanda’da anaokulu işletmeciliği yapan işkadını Arzu Erbaş Çakmakçı, sahibi olduğu anaokulu önünde uğradığı saldırıda 12 yerinden bıçaklanarak öldürülmüştür.
13 Ağustos 2009’da; Belçika’nın Gent şehrinde yaşayan Mustafa Çiçek ve eşi, tatil için geldikleri Türkiye’den döndüklerinde, evde bulunan maskeli iki şahsın saldırısına uğramış, saldırı sonucu Mustafa Çiçek sırtından vurularak hayatını kaybetmiştir. Olay ile ilgili inceleme yapan Belçika polisi evde hırsızlık izine rastlanmadığını, iki şüpheli şahsın aranmasına devam edildiğini bildirmiştir.
14 Ağustos 2009’da; 30 yaşındaki Türk işadamı Ufuk Kayakuşu Amsterdam’daki evinde uğradığı bıçaklı saldırı sonucu öldürülmüştür.
18 Ağustos 2009’da; yine Hollanda'nın Başkenti Amsterdam'a 15 Km mesafedeki Bussum kentinde Türk işadamı Rasim Soy, uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybetmiştir.
19 Ağustos 2009’da; 30 yılı aşkın süredir Hollanda’da yaşayan işadamı Ayhan Erbudak, para ödemeyen müşterisini şikâyet etmek için aradığı polis tarafından kaburga kemikleri kırılıncaya kadar dövülerek yaralanmıştır.
Bu ve benzeri ihlaller, devlet politikalarıyla insanların yaşam alanlarının daraltıldığını, özellikle Müslümanların, resmi bakışta ve yayılarak sokakta “potansiyel terörist” muamelesine tabi tutulmasıyla farklı etnik kimlikler ve inançlar arasında ekilen korku ve şüphe tohumlarının, sonuçları yönünden korkunç boyutlara ulaştığını göstermektedir.
Batı medyasında “Özgürlük” maskesi altında İslam’a ve Müslümanlara yönelik bazı pervasız yayınların, ayrımcılığa ve ırkçılığa zemin hazırladığı dikkate alınarak, bu medya kuruluşlarının da yaşanan olaylarda sorumluluk sahibi olduğu unutulmamalıdır. Şiddet kullanma eğilimi yüksek ırkçı kişi ve guruplar, yabancılara yönelik kışkırtıcı yayınlar ile hareket alanlarını genişletmiş, neticede Avrupa’da yaşayan Müslümanlar, can ve mal güvenlikleri olmaksızın yaşamak zorunda bırakılmışlardır.
Yapılan incelemeler, yaşanan vahim olaylardan ders alınmadığını, devletler, medya ve sivil toplum örgütlerinin Müslümanlara yönelik saldırıları önleyici duruş sergilemedikleri gibi sessizlikleriyle de bu ihlallere zımnen rıza gösterdiklerini düşündürmektedir. Bu bakımdan ne yazık ki işlenen cinayetlerin münferit hadiseler olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
MAZLUMDER, 2001’den bu yana Türkiye’de ve dünyada yaşanan insan hakları ihlallerini takip ederek yayınladığı raporlarda, ABD ve birçok Avrupa ülkesinde Müslümanlara yönelik artan baskı ve ayrımcılık olaylarını önlemeye ve yetkilileri gereken önlemleri almaya çağırmaktadır.
MAZLUMDER, işkencenin, kötü muamele ve ölümlerin gerçekleştiği Avrupa ülkelerinde inceleme ve raporlama çalışmaları için gerekli çalışmaları başlatmıştır ve bu konuda devletlerin çıkardığı zorlukları da zamanla kamuoyu ile paylaşacaktır.
MAZLUMDER, yaşanan son olayların faillerinin en kısa zamanda yakalanarak, gereken cezanın verilmesi, devletlerin ırkçı saldırılara zemin hazırlayan politikalardan, basının ise kışkırtıcı ve çifte standartlı tavrından vazgeçmesi gerektiğini kamuoyuna duyurmaktadır.
Av. Cihat GÖKDEMİR
MAZLUMDER İstanbul Şube Başkanı