Özgür Gazze, üç yıldır acımasız bir kuşatma altında bulunan Gazze'deki Filistin halkına yardım götürebilmek için denizleri aşan bir grup aktivistin başlattığı hareketin adı.
İsrail ablukası sırasında Gazze'ye denizden ilk defa yardım faaliyetini gerçekleştiren kurum olarak ön plana çıkan hareket, İsrail'in tüm tehdit ve tacizlerine karşı 'Özgür Gazze' ismini verdikleri tekne ile Filistinliler'e defalarca ulaşmayı başardı. Son seferlerinde ise İsrail askerleri tarafından tutuklandıklarında gündeme gelmişlerdi.
İsrail savaş gemilerinin batırmaya çalıştığı küçük tekne, Gazze'ye tıbbi malzeme, çimento, oyuncaklar, boya kalemleri ve boyama kitapları taşıdı.
Yeni bir sefere hazırlanan ve bu yolculukta Mazlumder ile gönül ve güç birliği yapan hareketin yönetim kurulu üyelerinden Fathi Jaouadi (Fethi Cuvadi), "Gazze Katliamının Yıldönümünde "Gazze`den İstanbul"a Paneli" için Türkiye'de...
Mazlumder İstanbul Şubesi tarafından düzenlenen bu panelde Türk halkı ile buluşmadan önce, Fethi Cuvadi Gazze'yi, Özgür Gazze teknesi ile yaşadıkları deneyimleri, İsrail tehditlerini, tutuklanmalarını ve Türkiye'nin de yer alacağı gelecek yolculuğu Dünya Bülteni'ne anlattı.
Öncelikle bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?
İsmim Fethi Cuvadi. Aslen Tunuslu'yum.1999'dan bu yana İngiltere'de yaşıyorum ve orada çalışıyorum. Son birkaç yıldır Filistin konusu başta olmak üzere insan hakları üzerine çalışmalar yapıyorum.
Özgür Gazze Hareketi aktivistlerinden birisiniz
Özgür Gazze Hareketi yönetim kurulu üyesiyim ve yolculukları organize edenlerden biriyim.
Özgür Gazze hareketini anlatır mısınız? Amaçlarınız neler, şimdiye kadar neler yapıldı?
Ocak 2006'da İsrail Gazze'yi tam anlamıyla bir ablukaya mahkum etti. Bu israillilerin ilk eylemi de değildi. Gazze dünyanın en kalalık topraklarından biri, küçük bir alanda 1,5 milyondan fazla insan yaşıyor. 1967'den bu yana işgal altında ve 2006'dan beri de tam bir ambargoyla karşı karşıya..Hiçbir ihrac-ithal hakları yok,çıkış hakları yok, dış dünyadan yardım alma hakları yok.
Özgür Gazze hareketi bu insanlık dışı ve yasalara aykırı İsrail ablukasının doğrudan karşılığıdır. Biz normal insanlarız, kendimizi 'herkes için adalete inanan dünya vatandaşları' olarak niteliyoruz. İsrail'in yaptığı şey haklı görülemez, bu insanlık dışıdır ve uluslararası hukuka göre yasalara aykırıdır.
Sıradan insanlar olarak 2006 yazında bir araya geldik ve iki küçük balıkçı teknesiyle Gazze'ye ulaştık. O dönemde İsrail bize Gazze'ye gitme hakkımız olmadığını söyledi. Fakat bunu söylemeleri yasal değil. Daha yolculuğumuz başlamadan önce bizi tehdit ettiler, bazı üyelerimizle bağlantıya geçtiler ve onlara "Ölümle karşılaşacaklarını" söylediler. Tony Blair'in baldızı Nora bu yolculuğa katılanlardan biriydi. Bazı kişiler ailesini arayarak onun bu yolculuğa katılmasını engellemelerinin kendileri için daha iyi olacağını söylediler.
İki küçük balıkçı teknesiyle 2008 ağustos ayında yola çıktık ve 24 Ağustosta Gazze'ye ulaştık. Ve bu gemiler 2006'dan bu yana Gazze'ye ulaşan ilk gemilerdi.
Ne taşıyordunuz?
Filistinliler için sağlık malzemeleri taşıyorduk, Hatırlıyorum o dönemde çoğunlukla çocuklar için duymaya yardımcı olacak malzemeler götürdük, çünkü savaş yüzünden çoğu çocuk duyma zorluğu yaşıyordu. Yanımızda oradaki durumu incelemek için insan hakları gözlemcileri de vardı.
24 Ağustos'ta Gazze'ye ulaştık ve büyük bir felaketle karşılaştık. Çok küçük bir alanda, milyonlarca insan bir aşağılanma ile karşı karşıyaydı. Ailelerin büyük çoğunluğunun evlerinde su yok. Sadece günde bir kaç saat evlere su verilebiliyor. Benzin kısıtlı olduğu için elektrik yok, bazı aileler günde bir kaç saat elektrik alabiliyor, bazı fakir ailelerin hiç elektriği yok. Hastaneler sadece günün bir kısmında çalışabiliyor, çünkü jeneratörlerle elektrik sağlanıyor ve yakıt olmadığı için jenaröterler çalıştırılamıyor. Hastaneler bile gün içinde yakıt sıkıntısı yüzünden kapanmak zorunda. Çiftçiler ürünlerini kaybetmiş, çünkü su pompalarını çalıştıracak yakıt yok, sulanmayan ürünler yok oluyor.

Bir başka felakette kanalizasyon sistemi.. Sistem çalışmadığı için atıklar caddelere bırakılmak zorunda, ve bu tüm çevreyi yayılan hastalıklarla etkiliyor. Kirli atıkların büyük kısmı Akdeniz'e dökülüyor. Bu deniz hayatını etkiliyor. Balıkçılarla görüştük ve bize atıklar yüzünden eskisi gibi balık yakalayamadıklarını anlattılar. Balık yok, çünkü deniz ölüyor.
Balıkçıların sıkıntılarının bir başka kaynağı da İsrail'in avlanma sahasını sadece 3 mil olarak belirlemiş olması. İnanabiliyor musunuz? Gazze deniz sahası normalde 20 mil, savaş döneminde bile uluslararası sulara ulaşmadan önce 20 millik bir alanınız var. Fakat İsrail balıkçıların 3 milin ötesine geçmesine izin vermiyor. Üç mil içinde kirlenme yüzünden neredeyse hiç balık yok.
Gazze'ye ulaştığımızda bu yasağa karşı harekete geçtik ve teknelerimiz Filistinli balıkçılarla denize açıldı. Uluslararası bir ekip olduğumuz için 9 mile kadar açılabildik. Balıkçılar bize ilk kez bu kadar fazla balık yakalayabildiklerini söylediler.
O kadar süreden sonra Gazze halkının sizi gördüğünde tepkisi ne oldu?
Bu 41 yıl sonra ilk deniz yolculuğuydu. Onlar için bu inanılmazdı, hayal gibi.. Ne kadar duygusal bir ortam olduğuna inanamadım, tüm şehir tekneleri görmek için bizi karşılamak için gelmişti. Çocuklar, kadınlar, erkekler, sıradan insanlar, işçiler, yetkililer..Tüm şehir bizi karşılamak için limandaydı.
Çok duygusaldı.
Hatırlıyorum, İsrail iletişim sistemimizi bloke etmişti, Gazze'ye sabah erken saatlerde ulaşmamız bekleniyordu, ancak biz öğleden sonra varabildik. Öğleden sonra 2-3 gibi Gazze'ye ulaşmamıza rağmen, herkes sabahtan itibaren beklemeye devam etmişti. Bizi bekliyorlardı.
Sanki 40 yıl sonra Filistinliler onurlarını, bağımsızlıklarını geri almıştı ve dış dünya ile iletişim kurabiliyorlardı, İsraillilerin herhangi bir müdahalesi olmadan. Tarihi bir andı. Gazze'ye ulaştık, ve ilk kez Gazze'deki Filistinlileri İsrail'in izni olmadan yanımıza aldık. Bu büyük bir değişiklikti. İlk defa Filistinliler İsrail'den ya da Mısır'dan izin almadan dış dünyaya çıkabildiler.
Biraz da teknenize ve sizlere yönelik İsrail tehditlerinden, saldırılardan ve gözaltına alınmanızdan bahsedelim. Bize bu deneyimi anlatır mısınız?
Tehditler ilk yolculukla birlikte başladı.. Kısaca önceki tehditlerden bahsettikten sonra son tecrübemizi anlatayım.
Bizi her zaman tehdit ediyorlar. 'Teknenizi batırırız', Ateş açarız', medyada bile bu tür şeyler söylemekten utanmıyorlar. Beş başarılı yolculuğun ardından, geçtiğimiz Aralık ayında savaşı başlattıklarında bu savaşa ilk tepki gösteren bizdik. 27 Aralıkta savaşı başlattıklarında, aynı gün Gazze'ye gitmeye ve sağlık malzemeleri, doktorlar götürmeye karar verdik. 29 Aralıkta Gazze yakınlarına vardığımızda, İsrail teknemize saldırdı. Askeri gemilerle, sabahın erken saatlerinde teknemize saldırdılar, tekne su almaya başladı.
Büyük, çok büyük bir şoktu, çünkü İsrail'in uluslararası sularda , sadece tıbbi yardım ve doktor taşıyan sivillere saldıracağını beklemiyorduk. Yeterince yakıtımız yoktu ve su alıyorduk, güvenli şekilde Lübnan'a ulaşmayı başarabildik.
Bu doğrudan İsrail saldırısına ilk maruz kalışımız oldu. Temmuz 2009'daki son yolculuğumuz sırasında, bu defa yanımıza her zamanki gibi tıbbi yardım dışında, Filistinli çocuklar için kitaplar ve oyuncaklar aldık. Çünkü biz, dünyadaki tüm çocuklar gibi Gazze'deki çocukların da kitapları ve oyuncakları hakettiğine inanıyoruz. Maalesf, bu defa, İsrailliler teknemize uluslararası sularıun ortasında saldırdı, radarlarımıza bakabilirsiniz. Teknemizi 6-7 büyük savaş gemisi ile kuşattılar, geri dönmek zorunda olduğumuzu, Gazze'ye gitmeye hakkımız olmadığını söylediler.
Onlara şiddet istemeyen insanlar olduğumuzu, yanımızda sağlık malzemeleri, kitaplar ve oyuncaklar olduğunu, bizi durdurmaları için bir neden olmadığını ve Gazze'ye gitme hakkımız olduğunu söyledik. İhtiyaç içindeydiler ve bu yardımı onlara ulaştırmamız gerekiyordu.
Gece yarısı ikide, teknemizi çember içine aldılar, bizi tehdit etmeye başladılar, teknede 21 kişiydik, gazeteciler, insan hakları gözlemcileri, Nobel barış ödüllü Mairead Maguire ve Amerikalı eski senatör Cynthia McKinney de aramızdaydı. Bizi vurmakla tehdit ettiler, ve 10 dakika süre tanıdılar. Onlara silahsız olduğumuzu, sivillere ait bir tekneyi vurmaya hakları olmadığını, Avrupa'daki limanlarda kontrolden geçtiğimizi söyledik. Şans eseri bize ateş açmadılar, biz de Gazze'ye doğru yolumuza devam ettik. Ancak provakasyonlar sürdü. Teknemizin etrafında dönerek, ışıkları kullanarak, mikrofonla durmamızı söyleyerek tacizleri devam etti, ama biz asla durmadık.
Ertesin gün saat 12 sıralarında Gazze karasularına girmemize 2 mil kala bir kez daha durmamızı istediler. Gazze sularına girdikten bir süre sonra özel kuvvetler geldi, teknemizi sardı. F-16 uçakları bile kullandılar! Küçük bir tekneyi durdurmak için, sanki büyük bir savaşmış gibi! Tekneye çıkarak bizi Filistin sularında, yasdadışı bir şekilde İsrail'e kaçırdılar. Arandık, İsrail'e illegal olarak girdiğimizi söylediler, ki bu büyük bir şaka! Onlara 'Siz bize karşı illegal bir harekette bulundunuz, bizi Gazze sularından kaçırdınız, bizim İsrail'e gitmek gibi bir niyetimiz yoktu, asla İsrail'e yaklaşmadık' diye cevap verdik.
İsrail tarafından 50 mil uzaktaydık, bu büyük bir yalandı. Utandılar..
Gerçekten mi?
Evet, nasıl tepki vereceklerini bilmiyorlardı. Bazen İsrail topraklarına izinsiz girdiğimizi söylediler, bazen de Gazze'nin kuşatma altında olduğunu.. Biz de öyleyse ne olmuş dedik. Gazze'nin kuşatma altında olduğunu, savaş bölgesi olduğunu biliyoruz ama oradaki insanların yardıma ihtiyacı var. Sıradan insanlar olarak bizim yardıma ihtiyacı olanların yanında olmaya hakkımız var.
Tutuklandık, bir gece gözaltı merkezinde tutulduktan sonra, bir hafta geçireceğimiz Tel Aviv'deki Ramle Hapishanesi'ne transfer edildik. Oradaki bir haftada bir çok başka hikayeye tanıklık ettik, dünyanın heryerinden çok sayıda insanın o insanlık dışı ortamda çektiklerine.. Bir hafta sonra ülkelerimize sınırdışı edildik. Hapishanedeyken onlara yeniden geleceğimizi söyledik. Ve yeni yolculuğumuz için hazırlıklar yapıyoruz.
Evet yeniden yola çıkıyorsunuz. Bu defa ne götüreceksiniz?
Bu defa, Gazze katliamının ardından, çok sayıda ev, okul -hatta BM okulu bile- altyapı bombalandığı için, Gazze'nin yeniden inşa edilmeye ihtiyacı var. Bu nedenle bu kez yanımızda inşaat malzemeleri götüreceğiz. Böylece okulların ve hastanelerin yeniden yapılanmasında yardımcı olabiliriz. Kitaplar götürüyoruz. 'Okuma Hakkı" kampanyası başlattık, tüm dünyaya Filistinlilerin okuma hakkı olduğunu anlattık, kitaplar götüreceğiz. Tabi her zamanki gibi, insani yardım malzemeleri de var.
Bu yolculukta kaç kişi yer alacak? Plan nedir?
Gelecek yolculuğun daha büyük olmasını planlıyoruz. Ve size neden bu yolculuğun başarılı olacağına inandığımı söyleyeceğim. Çünkü son seferde bizi tutukladıkladıklarında, medya ilgisi ve İsrail üzerindeki siyasi baskı çok büyük oldu, çünkü katılımcılar dünyanın farklı ülkelerinden geliyordu. Bizim için, İngiltere'ye döndüğümüzde Parlamento'da bir özel oturum yapıldı. Gazze'deki durum ve kaçırılma olayıyla ilgili.. Çok olumlu geçen bir görüşmeydi. Milletvekilleri, hatta İngiltere hükümeti İsrail'den olayla ilgili açıklama talep etti. İsraile cevaplaması için resmi sorular gönderildi. Ancak biz asla cevap geleceğine inanmıyoruz.
Yine de bu olay bizim hareketimiz için dünya genelinde bir kredibilite oluşturdu. Bunun anlamı artık Filistin'e yapacağımız yolculuk hukuki bir boyut kazandı.

Gelecek yolculukta daha büyük bir çaba içinde olacağız. Daha fazla uluslararası katılımcı olacak. Bu defa biri bin tondan fazla yardım taşıyan bir kargo teknesi olmak üzere üç tekne ile yola çıkacağız. İki yolcu teknesinde dünyanın her yerinden milletvekilleri olacak.
Ve güzel haber, Türkiye gelecek yolculukta yerini alacak. Türkiye'den iki tekne yola çıkacak. İHH ve Mazlumder bu hareketin başarılı olması için yanımızda olacak.
Rotanız nedir?
Halen bazı seçenekler üzerinde duruyoruz. Stratejik nedenlerden dolayı, çıkış noktamızı şimdiden açıklamayacağız. Bir çok muhtemel liman listede, ancak Avrupa limanlarından yola çıkacağımızı söyleyebilirim, Türkiye dahil..
Gazze'ye ulaşma konusunda umutlu olduğunuzu biliyorm. Ancak daha birkaç gün önce Avrupalı parlamenterlerin Gazze'ye girişine İsrail tarafından izin verilmedi. O yüzden bir kez daha sormak istiyorum. Gazze'ye ulaşabileceğinize inanıyor musunuz?
Evet inanıyorum. Size hatırlatmak isterim, ilk kez Gazze'ye yola çıktığımızda, kimse bize inanmadı. Çünkü 41 yıldır hiç yaşanmamıştı ve İsrail hiçkimsenin Gazze'ye giremeyeceğini söylüyordu. Ancak biz kararlıydık, Gazze'ye gitmeyi amaçlamıştık ve başardık. Bu defa yine başaracağız. Yapmamız gereken çok şey var, siyasi anlamda ve medya içinde.. İnsan hakları için çalışıyoruz, silahsızız, şiddet kullanmıyoruz. Buna hakkımız var. Filistin'de bu katliam yaşanırken böylesi büyük bir sessizlik olması tüm dünya için büyük bir utanç.. Biz asla sessiz kalmadık. Oraya gitmeyi başardık ve bu defa da başaracağız. Bu defa diğer yolculuklardan çok daha umutluyuz.
Kişisel olabilecek bir soru sormak istiyorum. Tunuslu'sunuz, İngiliz'siniz, aktivistsiniz. Gazze'ye ve oradaki duruma baktığınızda, dünyanın tepkisini, ya da tepkisizliğini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu tutum neden?
Tüm dünya vicdanı için büyük bir utanç.. Gazze 1967'den bu yana en kötü durumda, özellikle yaşanan son savaştan sonra.. Nedenlerden biri, hükümetlerin önemiyle ilgili. İkincisi, tüm dünyadaki İsrail lobisi. Onlar iyi insanlardan daha etkili. Fakat şu anda iyiye doğru bir değişim olduğunu hissediyorum, özellikle son saldırılardan sonra.
Filistin'de olanlara karşı dünyanın sessiz kaldığı fikrinizi paylaşıyorum. Ama son savaştan bu yana İsrail farklı bir konumda.. Dünya Gazze'deki durumdan endişeli, ve bunun bir dönemeç, büyük bir değişim olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle, tüm dünyadaki insan hakları kuruluşlarını adalet için bir araya gelmeye çağırıyorum. Bu doğru zaman. Bir çok olumlu gelişme oldu bu bir yıl içinde, bunlardan biri de İsrail'i uluslararası düzeyde utandıran Goldstone Raporu.. Kişisel olarak, Filistin konusunda büyük bir destek kazanıldığını düşünüyorum. Bizim daha fazla inanca, sabıra ve kararlılığa ihtiyacımız var. Bir gün başarı gelecek.
Hareketinizin özellikle batıdaki insanlara bu davayı tanıtma konusundaki rolü hakkında ne düşünüyorsunuz?
Yaptığımız doğrudan bir hareket. Bunun anlamı siz hayatınızı tehlikeye atıyorsunuz, ve hayatınızı bir şey için tehlikeye attığınızda dünyanın tepkisi daha olumlu olacaktır. Sadece konuşmuyoruz, Gazze'deki illegal kuşatmaya karşı doğrudan harekete geçiyoruz. Batıda yaşayan biri olarak, batıda bir çok değişiklik olduğunu görüyorum. Sessiz kalamayacağımız bir noktaya ulaştık.
Daha önce görülmemişti, ekrana taşınmamıştı, ancak geçen Aralık'taki savaştan sonra bir katliamın olduğu ve hepimizin tepki vermesi gerektiği ortaya çıktı. Norveç hükümeti destek verdi, Yunan hükümeti çabalarımıza destek verdi, İrlanda hükümeti açıkça hareketlerimizi desteklediğini duyurdu. Burada, Türkiye'de çok büyük bir destek var. Özellikle (İsraille) yapılacak askeri tatbikatın iptal edilmesi uluslararası alanda çok büyük bir değişiklik. Ben çok umutluyum.
Filistin halkı ve Gazze'nin konuşulacağı bir toplantı için İstanbul'dasınız. Türk halkına mesajınız ne olacak?
Benim Türkiye halkına mesajım şu olacak: Sizi yeniden Müslüman dünyanın lideri olarak görmek istiyoruz. Türkiye sadece Orta Doğu'da değil, tüm dünyada önemli bir oyuncu. Biz Türk hükümetini ve sıradan insanları Orta Doğu'daki liderlik konumuna geri dönmeye çağırıyoruz.
Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkürler.
Ben teşekkür ederim.