Genel Kurmay Başkanlığı adına açıklama yapılarak taraf olunduğunun ifade edilmesi yargı üzerinde baskı oluşturmuştur. Siyaset üzerinde gölge yapmış, Anayasada millet iradesinin temsil edildiği ve kullanıldığı organ olarak tanımlanan TBMM üzerinde baskı oluşturma eğilimi içine girilmiştir. Bu tutum Türkiye'nin hukuk devleti olması iddiasındaki kimliğine gölge düşürücü niteliktedir.
Etnik kimliğe dayalı düşmanlıklar oluşturma anlayışı ise "güvenlik politikaları" oluşturduğunu iddia etmek kabul edilebilir olmaktan uzaktır. Vatandaşlık bağına dayalı bir kardeşlik ortamının tesis edilmesine ihtiyaç duyulan bir dönemde "Ne mutlu Türküm diyene!" anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır." denilerek düşmanlıklar ihdas eden açıklamalardan kaçınma sorumluluğunu herkesin taşıması gerekir. Ve ayrıca bir mozaik olan Türkiye Cumhuriyeti devleti vatandaşlarına cebren hiç kimsenin "Ne mutlu Türküm diyene!" dedirmeye hakkı olmadığını hatırlatırız.
Türkiye'nin taraf olduğu uluslar arası sözleşmeler ve hukuk mevzuatı silahlı kuvvetlerin iç politikada müdahil olabilmesine imkân tanımamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti insan hakları, özgürlükler ve hukuk devleti konusunda açık bir tehditle karşı karşıya kalmıştır. Sorumlular hakkında MAZLUMDER Diyarbakır Şubesi, Diyarbakır'da bulunan bazı derneklerle birlikte suç duyurusunda bulunmuş ancak halen sorumlular hakkında etkin bir soruşturma yapılmamıştır. Adil ve bağımsız yargının gereği, suç işleyenin kimliğine bakmaksızın soruşturma mekanizmasının işletilmesidir.
MAZLUMDER; artık darbe dönemlerini çağrıştıracak, darbe söylenti ve eğilimleri yerine, hukuk, adalet ve insan haklarının korunduğu bir Türkiye'yi konuşmamız gerektiği düşüncesini yeniler.
MAZLUMDER Diyarbakır Şubesi Adına
Yönetim Kurulu Başkanı
Av. Selahattin ÇOBAN