"DİYARBAKIR İLİ YERİNDEN OLMUŞ KİŞİLER HİZMET SUNUMUNA DAİR EYLEM PLANI" PROJESİNE YAKLAŞIMIMIZ
Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğusunda özellikle 90'lı yıllarda yoğun olarak yaşanan Kürtlerin zorla yerinden edilmesi sonucu, bu kişilerin vatandaşlık ve insan hakları hiçe sayılmış ve bunun günümüze kadar gelen olumsuz yansımaları, nedenleri ve sonuçları itibarıyla büyük toplumsal yaralara yol açmıştır. Kendilerini birdenbire büyük şehirlerde bulan milyonlarca ülke içinde yerinden edilmiş kişi, ağır ekonomik, sosyal ve kültürel sorunlarla baş başa kalmıştır. Can alıcı bir konu, son 20 yılda göçe maruz bırakılmış nüfus içinde birinci ve ikinci nesil çocuk ve gençlerden hiç bahsedilmeyişidir. Göç alan mahallelerdeki yoksulluk ve işsizlik koşulları içine doğan her çocuk, zorla yerinden edilmiş nüfusa bir kişi daha eklemektedir.
Yerinden edilmiş kişilerin sorunlarının çözümü yönünde yıllar boyunca hiçbir adım atmayan hükümet, 2006 yılında Van ilinde "Yerinden Olmuş Kişilere Hizmet Sunumuna Dair" bir Eylem Planı açıklamıştı. Hazırlanış süreci ve uygulanması açısından çok sorunlu olan ve şiddetli eleştirilere hedef olan bu planın, şimdi de Diyarbakır ve bölgedeki diğer illerde benzer şekilde tekrarlanmak istendiğini görüyoruz.
Diyarbakır Valiliği ve UNDP'nin yürüttüğü ortak çalışmalar sonucunda yakında açıklanması beklenen "Diyarbakır İli Yerinden Olmuş Kişiler Hizmet Sunumuna Dair Eylem Planı"nın hazırlanma aşamasının anti-demokratik, katılımcılıktan ve ülke içinde yerinden edilmiş kişilerin sorunlarını anlamaktan uzak ve Kürt sorununun barışçıl yollarla çözümünü hiçe sayan bir süreç olduğuna inanıyoruz. Aşağıda ismi yer alan kuruluşlar olarak, Diyarbakır Eylem Planı çerçevesinde derhal katılımcı bir istişare zemini oluşturulması için Valilik ve UNDP'yi göreve çağırıyoruz.
Hükümetin Ülke İçinde Yerinden Edilme ile ilgili Planlama Yaklaşımına dair Genel Eleştirilerimiz:
Devlet ve hükümetler, bugüne değin zorunlu göçe maruz kalmış nüfusun lehine, onları yurttaşlar olarak muhatap alan etkili, sonuç alıcı, sürdürülebilir politikalar üretmemiştir. Aksine sorunu hep ve sadece bir güvenlik sorunu olarak ele alarak, "proje, eylem planı" vb. palyatif ve sorunu derinleştiren yaklaşımlar ile geçiştirmiştir. "Terör ve Terörle Mücadeleden Kaynaklanan Zararların Karşılanması Hakkındaki 5233 Sayılı Yasa" bile uluslararası örgütlerin baskısından ve AİHM kararlarında ödenmek zorunda kalan gerçekçi tazminatlardan kaçmak için çıkarılmıştır. Devletin bu yaklaşımı en son UNDP ve Van Valiliği ortaklığıyla 2006 yılında uygulanmaya başlanan "Van İli Eylem Planı" pilot projesi ile somutlaşmıştır. Eylem Planı, çok sayıda alanı kapsadığı halde, bu alanları ayrıntılı bir şekilde ele almamakta ve alanlar arasında ilişkiler kuran bir bütünsellik oluşturmamaktadır.
Bu Plan; içeriği, dili, yaklaşımı, uygulama yöntemleri ve sonuçları itibarı ile devletin zorla yerinden edilmiş nüfusa yönelik anti demokratik, hiyerarşik, merkeziyetçi, katılımı ve çözümü esas almayan yaklaşımının açık belgesi niteliğindedir. En önemli zaafı, sorunun esas kaynağına inmeden, üst ve resmi bir söylemle, tahakkümcü yöntem ve uygulamalar önermesidir. Daha en başta, Birleşmiş Milletler'in "yerinden edilme" tanımını "yerinden olma" olarak kullanarak Kürtlerin devlet güvenlik güçleri tarafından zor kullanılarak göç ettirilmesini saklamaya çalışmaktadır. İçerisinde bir tek defa bile Kürt sorunu, yaşanan çatışmalar ve Kürtçenin geçmediği plan metni, sorunu soyutlaştırarak tüm çözüm yollarını zaten en başta tıkamaktadır.
Zorla yerlerinden edilen nüfusun temel bir anayasal hak olan 'mülk ve mesken hakları' ellerinden alınmıştır. Devlet, kendi eliyle mülksüzleştirdiği bu insanları şimdi kendi raporlarıyla "devletin yardımına muhtaç dezavantajlı kişiler" olarak sınıflamaktadır. Oysaki bu kişiler, temel yurttaşlık hakları, evleri, arazileri, meraları, hayvanları, yani tüm varlıkları ellerinden alınmış kişilerdir.
Kişilerin geri dönüş ve yeniden yerleşimle ilgili seçim yapma özgürlüğü elbette olmazsa olmaz bir şarttır. Ancak seçim özgürlüğü tek başına geri dönüş için yeterli bir koşul değildir. Her şeyden önce devletin en yetkili kişi ve birimlerinin açık bir şekilde geri dönüşün serbest olduğunu ve geri dönmek isteyenlerin can ve mal güvenliklerini garanti altına aldığını ilan etmesi gerekir. Ve tabii en önemlisi de devletin yine en yetkili birimlerinin silahlı çatışmaların durdurulması yönünde siyasi irade ve çabanın gösterileceğini açıklaması ve bununla bağlantılı olarak koruculuk sisteminin kaldırılması ve kara mayınlarının temizlenmesi için bir an evvel gerekli düzenleme ve çalışmaları başlatmasıdır.
Diyarbakır İli Eylem Planı Hazırlama Sürecine Dair Eleştirilerimiz:
Zorla yerinden edilmiş kişileri savunan STÖ'ler, Van sürecini kapsamlı bir şekilde eleştirmiş ve nasıl olması gerektiği konusunda iyi niyet çerçevesindeki hassasiyetlerini İçişleri Bakanlığı ve UNDP temsilcilerine iletmişti. Ancak gelinen noktada, aynı hataların diğer 13 ilde de tekrarlanmaması için yapılan bu uyarıların hiçbir şekilde dikkate alınmadığını görüyoruz. Yaşanan kandırmacayı gözler önüne sermek için yine bir Eylem Planı'nın kurumlarımıza tebliğ edilmesini beklemek gereksizdir. Diyarbakır Planı hazırlık sürecinde hükümetçe izlenen ve aşağıda ana hatları ile özetlenen yöntem, hak ihlali yaşatılan yerinden edilmiş kişilerin talep ve ihtiyaçlarını tamamen hiçe sayan devlet tutumunun devam ettirildiğine ilişkin yeterince kanıt sunmaktadır:
1. Eylem Planı'nın hazırlanmasından önce ve hazırlama sürecinde kamuoyunun katılımı ve bilgilendirilmesi sağlanmamıştır. Konuya ilişkin TV ve radyolarda herhangi bir bilgilendirme yer almamış, halka yönelik yerel toplantılar düzenlenmemiş, gazete reklâmları, ilan panoları ve kamu web siteleri kullanılmamıştır. Planın öznesi olan ülke içinde yerinden edilmiş kişilerin fiziksel ve fikri temsiliyeti için herhangi bir platform yaratılmamıştır. Yerinden edilmiş kişiler hakkında kentlere özgü veritabanı hazırlanması için katılımcı bir girişimde bulunulmamış; eğer varsa, il bazında yapılan saha araştırması sonuçları kamuoyu ile paylaşılmamıştır.
2. Eylem Planı'nın yazılması görevi sadece Valiliğe verilmiştir. Sadece yerinden ettirilmeye sebep olan kamunun eliyle yazılan eylem planları objektif olamayacağından, planların hazırlanmasında özellikle bu konu üzerine çalışmış ilgili dernek, sendika, oda, gibi hükümet dışı örgütlerin doğrudan yer alacakları bir komisyonun yetkilendirilmesi gerekmektedir. Mevcut süreçte, Eylem Planını Valilik adına kaleme alan UNDP yetkilileri, kentimizde 2009 Ocak ve 2010 Şubat ayları içinde toplamda bir haftayı geçmeyen bir süre içinde, 1-2 gün öncesinden duyurarak bazı toplantılar düzenlemiş ve 2010 Nisan ayı içinde de Eylem Planı'nı kamuoyuna açıklayacaklarını bildirmiştir. Bu bir yıllık dönem boyunca yerel sivil toplum ile istişare edilen herhangi bir çalışma gerçekleşmemiştir. Bu durumda, aldığı tüm eleştirilere rağmen ısrarla başarılı bir pilot uygulamaymış gibi yansıtılmak istenen Van Eylem Planı'nın kopyalanarak tekrarlanacağı, düzenlenen toplantıların ise göstermelik olmaktan öte bir anlam taşımadığı anlaşılmaktadır.
3. Van örneğinde, yerel toplantılara katılan ve kamu söyleminin dışında görüş belirtenlerin görüşleri Eylem Planı'na yansıtılmamıştı. Buna rağmen Plan ekine konan "Eylem Planına Katkı Veren Paydaşların Listesi" ile, toplantılara katılan tarafların planı desteklediği ve onayladığı izlenimi yaratılmak istenmişti. Diyarbakır toplantıları sırasında da, yerinden edilme meselesinin siyasi ve sosyo-ekonomik boyutları hakkında dile getirdiğimiz görüşler, tutanaklaştırılarak katılımcılarla paylaşılmamış ve hazırlanan eylem planı taslağının tarafların görüşüne sunulacağı bir takvim ilan edilmemiştir. Bu nedenle, Diyarbakır toplantılarının akıbetinin de Van'daki gibi olacağı kanısı hakimdir.
4. Henüz bir Eylem Planı çerçevesi ortaya çıkmadan, toplantılar sırasında UNDP yetkilileri apar topar, bizlerden Plan kapsamında değerlendirilecek kurumsal projeler talep etmiştir. Eylem Planı kapsamına dâhil edilen hizmet sunum projelerinin hangi esaslara göre belirleneceği belli değildir. Projelerin seçilmesinde ve bütçe tahsisinde öncelik tanınmasında kullanılan esaslar belli değildir. Projelerin gerçekten de yerinden edilmiş kişilere fayda sağlayıp sağlamadığına dair herhangi bir değerlendirme ölçütü bulunmamaktadır.
5. Toplantılarda yerinden edilmiş kişilerin kim olduğu tanımlanmamış ve planlanan hizmetlerden faydalanacak kişilerin hangi esaslara göre belirleneceği tartışılmamıştır. Yerinden edilmiş kişilerin barınma, sağlık, eğitim ve ekonomik tercihlerinin nasıl şekilleneceğine dair yöntem ve kota kriterleri oluşturulmamış, faaliyetlerin önceliklendirilmesi ile ilgili bir tartışma yürütülmemiştir.
6. Mevcut durumda, Eylem Planını uygulama, projeleri onaylama ve bütçe tahsis etme inisiyatifi tamamen Valiliğe aittir. STÖ'lerin ve Belediye, İl Özel İdaresi, Muhtarlıklar gibi yerel yönetim birimlerinin Eylem Planı'nın uygulanmasındaki sorumlulukları belirsizdir. STÖ'lerin plan içerisinde yer almamaları, yerinden edilmiş kişilerle irtibatın sağlıklı bir şekilde oluşmasını engellemektedir. Önemli bir diğer nokta ise, STÖ'lerin plan mevzuatı kapsamında proje sahibi olamamalarıdır. STÖ'lere ait proje bütçelerinin Valilik tarafından idare edilmesi ve satın alınan demirbaşların projenin tamamlanmasından sonra Valiliğe iade edilmesi gerekmektedir.
7. Diyarbakır'da il düzeyinde ilerlemeyi izlemek üzere STÖ ve yerel yönetimlerin geribildirim, ortaklık ve koordinasyon konularına aktif katılımcı olabileceği çok paydaşlı kurulların oluşturulması için gerekli herhangi bir altyapı çalışması henüz yürütülmemiştir. Bu durum Van örneğinde yaşanan sıkıntıların tekrarına yol açacaktır. Van'da Valilik bünyesinde oluşturulan İl İzleme Kuruluna hiçbir STÖ katılmadığı ve çalışmalar düzenli olarak raporlaştırılıp kamuya açıklanmadığı için Eylem Planı çerçevesinde yapılan çalışma ve harcamalar denetime kapalı kalmıştır. Dolayısıyla da Van Valiliğine bağlı kuruluşların hazırlamış olduğu projeler sayı ve bütçe açısından ezici çoğunluğu oluşturmuştur.
8. Bakanlar Kurulu, ülke içinde yerinden edilmiş kişilere yönelik ulusal stratejinin ilkelerini özetleyen Strateji Belgesi'ni 2005 yılında kabul etti. Buna rağmen hükümet henüz, ülke içinde yerinden edilme meselesi üzerinde çalışmakla görevli, koordinasyon ve izlemede liderlik yapacak yetkiyle donatılmış özel bir birim açmış değildir. Öte yandan, 14 ilin Eylem Planları için bir özgün bütçe de oluşturulmuş ya da kamuoyuna ilan edilmiş değildir. Bu durum, çoğu her halükarda normal bütçe ayrılması gereken kamu sektörü projelerinin, Van'da olduğu gibi, sanki Eylem Planı'nın bütçesi gibi gösterilmesini mümkün kılmaktadır.
Özetle ifade etmek isteriz ki, planlama sürecinde uygulanan anti-demokratik yöntem ve ayrımcı politikalar, STÖ'ler ve kamu kurumları arasındaki iyi niyet, birlikte çalışabilme ve güven ilişkilerini zedeleyecektir.
Aşağıda ismi yer alan kuruluşlar olarak, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Yerinden Olmuş Kişiler Özel Temsilcisi'nin çağrısına cevaben UNDP desteğiyle Valilik tarafından hazırlanan "Diyarbakır İli Yerinden Olmuş Kişiler Hizmet Sunumuna Dair Eylem Planı"nın, üzerinde anlaşmaya varılmış bir belge olmadığını, Eylem Planının oluşturulmasında zorunlu göçe maruz bırakılmış kişilerin ve bu konu üzerine çalışan STÖ'lerin etkin aktörler olarak yer almadığını ve şeffaflık ve koordinasyonla ilgili yukarıda sıralanan kaygılarımızı gideren bir istişare zemini oluşturulmadığını kamuoyuna bildiririz. Bu zemin oluşturulmadığı takdirde Diyarbakır Eylem Planı metninde katılımcı olarak örgüt isimlerimizin yer almamasını talep ediyoruz.
RAPORU DESTEKLEYEN KURUM VE KURULUŞLAR
(82 KURUM VE KURULUŞ)
Bağlar Belediyesi
Bağlar Kadın Kooperatifi
Barış Anneleri İnisiyatifi
BTS Diyarbakır Şubesi
Belediye Çalışanları Derneği
BES Diyarbakır Şubesi
Büyükşehir Belediyesi
Diyarbakır Çevre Gönüllüleri Derneği
Çevre Mühendisleri Odası Diyarbakır Temsilciliği
Dicle-Fırat Kültür ve Sanat Derneği
Diyarbakır Barosu
Diyarbakır Esnaf ve Sanatkarlar Odası
DESOB'a bağlı 25 Oda
DİSİAD
Diyarbakır Tabipler Odası
Diyarbakır Kent Gönüllüleri Derneği
Diyarbakır Sanat Merkezi
Diyarbakır Yerel Gündem 21 Kent Konseyi
Eğitim Sen Diyarbakır Şubesi
Elektrik Mühendisleri Odası Diyarbakır Şubesi
ESM Diyarbakır Şubesi
Göç-Der
GÜNSİAD
Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Diyarbakır Şubesi
İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi
İnşaat Mühendisleri Odası Diyarbakır Şubesi
Jeoloji Mühendisleri Odası Diyarbakır Şubesi
Kalkınma Merkezi Derneği
Kayapınar Belediyesi
Kibele Kadın Kooperatifi
Kimya Mühendisleri Odası Diyarbakır Temsilciliği
Kurdi-Der
KürtPen Yazarlar Derneği
Maden Mühendisleri Odası Diyarbakır Temsilciliği
Makine Mühendisleri Odası Diyarbakır Şubesi
MAZLUMDER Diyarbakır Şubesi
Mimarlar Odası Diyarbakır Şubesi
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği
Sarmaşık Açlık ve Yoksullukla Mücadele Derneği
Sağlık İş Sendikası
SELİS
SES Diyarbakır Şubesi
Sivil Toplum Geliştirme Merkezi(Diyarbakır Yerel Destek Merkezi)
Sur Belediyesi
Tes-İş 1 Nolu Şube
Tes-İş 2 Nolu Şube
Tek Gıda-İş Sendikası
TÜRK - İŞ 7. Bölge Temsilciliği
Tüm Bel-Sen Diyarbakır Şubesi
TUHAD-DER
TUHAD-FED
Umut Işığı Kooperatifi
Veteriner Hekimleri Odası Diyarbakır Şubesi
Yapı-Yol-Sen Diyarbakır Şubesi
Yenişehir Belediyesi
Yol-İş 1 Nolu Şube
Ziraat Mühendisleri Odası Diyarbakır Şubesi