|
Aralarında emekli orgeneraller Şener Eruygur ve Hurşit Tolon'un da bulunduğu 56 sanık hakkında hazırlanan iddianame, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Soruşturmanın ikinci iddianamesi, 1913 sayfadan oluşuyor. İlk duruşması 20 Temmuz'da başlayacak ikinci dava ile halen görülmekte olan Ergenekon davasının birleştirilmesine önümüzdeki günlerde karar verilecek. Ayışığı, Sarıkız, Yakamoz ve Eldiven gibi darbe girişimlerinin yer aldığı yeni iddianamede AK Parti, CHP ve MHP'nin bölünmesi planları bulunuyor. Gazi olayları, Danıştay saldırısı, Cumhuriyet Gazetesi'nin bombalanması gibi toplumda kaos oluşturmayı hedefleyen eylemlerin sıralandığı iddianamede, sanıklar hakkında müebbet hapis isteniyor. Danıştay cinayetinden sorumlu tutulan ve örgütün üst düzey yöneticisi oldukları belirtilen Eruygur ile Tolon için 3'er kez ağırlaştırılmış müebbet talep ediliyor. Suçlamalar ise özetle şöyle: "Silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek, TBMM'yi ortadan kaldırmaya teşebbüs, hükümete karşı silahlı isyana tahrik, cebir ve şiddet kullanarak hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs, tasarlayarak kamu görevlilerinin kasten öldürülmesi, askerleri itaatsizliğe teşvik, devletin güvenliğine ait belgeleri tahrip etme ve çalma, sayı ve nitelik bakımından vahim olan silahların bulundurulması, uyuşturucu ticareti, yargıç üzerinde nüfuz kullanma."
Yeni bir darbe planı daha ortaya çıktı: Demiryumruk
Ergenekon terör örgütü soruşturmasında dün ikinci perde aralandı. Sanıklar, darbe yaparak TBMM'yi ve Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya çalışmaktan terör örgütü kurmaya kadar bir dizi suçtan yargılanacak. Türkiye'de ilk defa bazı emekli komutanlar ve muvazzaf subaylar darbe teşebbüsünden hakim karşısına çıkacak. 1913 sayfalık iddianamede, eski Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur ve eski 1. Ordu Komutanı Hurşit Tolon'un görevdeyken içinde bulunduğu Ayışığı, Sarıkız, Yakamoz ve Eldiven isimli darbe planları var. İlk kez ortaya çıkan 'Demiryumruk' isimli darbe planı da ikinci iddianamede yer alıyor.
Ergenekon'un 'terör örgütü' olduğuna ilişkin tespitler de ikinci iddianamede ayrıntılı olarak yer aldı.Örgütün anlaşılıp kavranabilmesi için bilinen terör örgütlerinden farklı ele alınması gerektiği vurgulanan iddianamede, "Bu yapı temelde, Cumhuriyetimizin temel niteliklerinin örgütün amaçları doğrultusunda istismarına, örgütün amaçları doğrultusunda netice vermeyen demokratik tercihlerin gayrı meşru sayılmasına ve sonuçlarına karşı açık veya örtülü cebri mücadele verilmesine dayalıdır." tanımı yapıldı. Danıştay saldırısı, Cumhuriyet'e bomba atılması, TSK'ya sızılması, örgüt mensuplarının kılık değiştirerek dinî cemaatlere ve Hizbuttahrir'e sızmasının bilinen terör örgütü yöntemleriyle açıklanamayacağı vurgulanıyor, şu tespit yapılıyor: "ETÖ'yü ülkemizde bugüne kadar ortaya çıkarılmış terör örgütlerine bakarak değerlendirmeye çalışmak sığ ve sonuçsuz bir çabadan öteye geçemeyecektir. ETÖ'nün eylemlerden sonra ankesörlü telefonla gazeteleri arayıp eylemi üstlenmesi ya da elinde Kalaşnikof'la kırlardan kentlere yürümek isteyen duygusal devrimcilerden oluşan kadrolara sahip olmasını beklemek devletimizin karşı karşıya olduğu tehlikeyi algılayamamış olmakla eş değerdir."
Anayasa'da belirtilen Cumhuriyet'i koruma görevinin meşru devlet organlarına ait olduğu vurgulanan iddianamede, Ergenekon terör örgütünün bu organları yok saydığı kaydedildi. Örgütün, Cumhuriyet'in niteliklerine anayasal tanım ve anlayış dışında, örgütün illegal amaçları istikametinde gayrimeşru yaklaşımlar getirdiği vurgulandı. Örgütün oluşturulan paravan doktrin doğrultusunda, benimsemiş olduğu terör yöntemlerini kullandığına dikkat çekildi.
Uzun namlulu tüfekten el bombasına kadar her türlü silahın örgütün amacı doğrultusunda kullanıldığı, gelecekte eylemlerde kullanmak üzere sakladığı aktarıldı. Silahların çeşitliliği, miktarı ve arz ettiği vahamet ile sağlanma şekillerinin TBMM ve hükümeti organlarını cebren ortadan kaldırarak veya çalışamaz duruma getiremek' hedefini gerçekleştirmek bakımından ne kadar kararlı ve yeterli olduğunu gösterdiği vurgulandı.
Gazi olaylarında Ergenekon parmağı
İddianamede, 12-13 Mart 1995'te Gazi Mahallesi'nde yaşanan olaylara da geniş yer ayrılmış. MLKP ile Ergenekon terör örgütleri arasındaki ilişki somut delillerle, gizli tanık ve tanık ifadeleriyle iddianameye girmiş. İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün raporuna göre MLKP'nin kongre belgelerinde Türk-Kürt-Alevi-Sünni çatışması vasıtasıyla devrim yapılması kararları yer alıyor. Daha önemlisi MLKP yöneticilerinin ETÖ yöneticileriyle bağlantılarının tespiti ve MLKP örgütünün kullandığı el bombalarının Ergenekon terör örgütü soruşturması sırasında ele geçirilen el bombalarıyla aynı kafileden olduğunun kriminal raporlarla tespit edilmiş olması. Yine iddianamedeki tespitlere göre ETÖ, Ergenekon'un temel belgeleri ve stratejisi ışığında MLKP'yi taşeron örgüt olarak kullanmış.
'Ferda Paksüt, gizli bilgileri basına sızdırdı'
İddianamede, Anayasa Mahkemesi Başkan V ekili Osman Paksüt'ün eşi Ferda Paksüt de sanıklar arasında yer alıyor. Paksüt'ün AK Parti'nin kapatılması davasındaki gizli bilgileri paylaştığı, toplumda kargaşaya neden olmak amacıyla gerçekte olmayan bilgileri basına sızdırdığı ileri sürülüyor. Paksüt'ün gazetecilerle irtibata geçerek, özellikle 'bazı Anayasa Mahkemesi üyelerinin şahsı, aileleri ve yaşam tarzları hakkında gerçek dışı bilgileri aktarıp, bu hususlarda yazılı ve görsel medyada haber yapılması için baskı yaptığı, böylece yargılama sürecini etkilemeye çalıştığı, örgüt üyesi Turhan Çömez ile irtibatının olduğunun' tespit edildiği bildirildi.
Suikastlarda uygulama aşamasına geçilmiş
İkinci iddianamede, eski Özel Harekat Dairesi Başkan Vekili İbrahim Şahin ve çevresindeki şahıslara yönelik yapılan teknik takip çalışmalarında, 'S-1' adı altında bir yapılanmadan bahsettiği, bu yapı içerisinde görevlendireceği emniyet mensubu ve askerî görevliler temin etmeye çalıştığının tespit edildiği anlatılıyor. Bu kapsamda dosyaları ayrılan Mustafa Levent Göktaş, İbrahim Şahin, Yalçın Küçük, Taylan Özgür Kırmızı, Cengiz Köylü, Muhammed Sarıkaya, Erdal Şenel, Hüseyin Vural ve Tuncer Kılınç'ın da aralarında bulunduğu bazı isimlere ait işyeri ve ikametlerinde arama yapıldığı belirtiliyor. Aramalarda, çok sayıda yazılı doküman, el bombaları ve askerî mühimmat ele geçirildiği kaydediliyor.
İbrahim Şahin'in ikametinde yapılan aramalarında suikast, eylem ve tedhiş planları çıktığı bildirilen iddianamede, şöyle devam ediliyor: "Bu bağlamda, Ermeni Patriği Mesrob Mutafyan'a yönelik ayrıntılı fotoğraf, kroki ve açıklamaların yer aldığı 'Tedhiş Planı' adı altında silahlı eylem planı, Alevi-Bektaşi Federasyonu Başkanı Ali Balkız'a yönelik ayrıntılı açıklamaların yer aldığı 'Tedhiş Planı' adı altında silahlı eylem planı, Alevi-Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Kazım Genç'e yönelik ayrıntılı açıklamaların yer aldığı 'Tedhiş Planı' adı altında silahlı eylem planı, Optimum Alışveriş Merkezi'ne yönelik hazırlanmış olan ayrıntılı fotoğraf kroki ve açıklamaların yer aldığı bombalı eylem planı ele geçirilmiştir."
Şahin'den elde edilen dokümanın, bu şüpheliye bağlı hücre yapılanmasının, eylemler serisi düzenleme hazırlığında olduğunu ve bu eylemlerin hazırlık aşamasının bitip uygulama aşamasına geldiğini gösterdiği belirtilen iddianamede, "İbrahim Şahin'in liderliğindeki hücre yapılanmasının ülkemizde yaşayan Ermeni asıllı vatandaşlarımıza yönelik eylem hazırlığı içerisinde olduğu ve özellikle Sivas'ta yaşayan ve o bölgedeki Ermeni asıllı vatandaşlarımızın ruhani lideri konumundaki Minas Durmaz Güler'e yönelik suikast hazırlıkları yaptıklarının anlaşılması üzerine olayı gerçekleştirecek şüpheliler, el bombaları ve silahlarla birlikte yakalanmışlardır." ifadelerine yer verildi. Erkan Acar, İstanbul
Suçlamalar
Silahlı terör örgütü kurma veya yönetme
Silahlı terör örgütüne üye olma
Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme
Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme
Türkiye Cumhuriyeti hükümetine karşı silahlı isyana tahrik etme
Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme
Askerleri itaatsizliğe teşvik etme
Açıklanması yasaklanan gizli bilgileri açıklama
Devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etme, amacı dışında kullanma, hile ile alma, çalma
Devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etme
Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetme
Resmî belgede sahtecilik
Ateşli silahlarla mermileri satın alma, taşıma, bulundurma
Sayı ve nitelik bakımından vahim olan silah veya mermileri satın alma, taşıma, bulundurma
Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama
Yargıç üzerinde nüfuz kullanma
Sanıkların listesi
Levent Temiz, Hakan Şanlı, Adnan Türkan, Süleyman Solmaz, Hatice Bahtiyar, Emcet Olcaytu, Adil Serdar Saçan, Hamza Demir, Fatma Sibel Yüksek, Erol Mütercimler, Mahir Akar, Mesut Özcan, Sinan Aydın Aygün, Mustafa Ali Balbay, Emin Şirin, Osman Gürbüz, Ufuk Mehmet Büyükçelebi, Ercüment Ovalı, Muhammed Murat Avar, Ahmet Tuncay Özkan, Birol Başaran, Adnan Bulut, Selim Utku Gümrükçü, Ertaç Giray, Mehmet Ali Çelebi, Merdan Yanardağ, İlker Güven, Siyami Yalçın, Halis Yavuz Işıklar, Kemal Aydın, Murat Ağırel, Tunç Akkoç, Arif Doğan, Gürbüz Çapan, Neriman Aydın, Hasan Atilla Uğur, Barbaros Hayrettin Altıntaş, Ahmet Hurşit Tolon, Mehmet Şener Eruygur, Durmuş Ali Özoğlu, İbrahim Özcan, Levent Ersöz, Turhan Çömez, Doğukan Yorulmaz, Muzaffer Öztürk, Tanju Güvendiren, Eren Mumcu, Hasan Hüseyin Uçar, Noyan Çalıkuşu, Yaşar Tozkoparan, Evrim Baykara, Önder Koç, Hüseyin Nazlıkul, Yüksel Dilsiz, Hüseyin Keskin, Ferda Paksüt.
Planlanan saldırılar
İddianameye göre, örgüt kendisi gibi düşünmeyen ya da örgütünün amaç ve hedefleri doğrultusunda çalışmayan siyasilerin ortadan kaldırılması gerektiğini düşünüyor. Bunun için de suikast ve dezenformasyon yöntemlerini kullanıyor. Örgütün eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ten yazar Orhan Pamuk'a, Ermeni Patriği Mesrob Mutayfan'dan, Alevi Bektaşi Konfederasyonu Genel Başkanı Ali Balkız'a kadar birçok önemli kişiye suikast girişiminde bulunulduğu vurgulanıyor.
Recep Tayyip Erdoğan'ın veya AKP'den her hangi birinin cumhurbaşkanı olması durumunda, örgütün işlemeyi planladığı eylemler şöyle:
1. Fener Patriği Bartholomeos'un öldürülmesi.
2. Ermeni Patriği Mutayfan'ın öldürülmesi
3. İshak Alaton'un öldürülmesi
4. Hilmi Özkök'e üç kez suikast girişiminde bulunulması...
İbrahim Şahin'in bazı dini lider konumundaki insanlara suikast yapmayı planlaması üzerine yapılan operasyonlarda, ele geçirilen suikast planlarında:
1. Alevi Bektaşi Konfederasyonu genel Başkanı Ali Balkız'a bombalı suikast planı
2. Alevi Bektaşi Konfederasyonu Genel Sekreteri Kazım Genç'e bombalı suikast
3. Ermeni Patriği Mutafyan'a suikast planı
4. Ankara'da bir AVM bombalı eylem planı
5. Sivas'ta Ermeni cemaati kanaat önderlerinden Minas Durmaz Güler'e el bombasıyla suikast
6. Ankara'da Optimum Alışveriş Merkezine yönelik hazırlanmış olan ayrıntılı krokilerin yer aldığı bombalı eylem planı
7. Jandarma Bölge Komutanı Temel Cingöz'ün kalmış olduğu Jandarma lojmanlarının krokisi. Nurullah Kaya, İstanbul
Ergenekon MHP'yi ele geçirmek istemiş
Ergenekoncular, MHP genel başkanlığına Prof. Dr. Ümit Özdağ'ı getirmek amacıyla yasadışı eylemler planlamış. Başarılı olamayınca da 2006'daki MHP Genel Kongresi'nde kavga ve kaos çıkarmak için çalışmış. Ergenekon'un MHP üzerinde oynadığı oyunlar 2'nci iddianamede şu şekilde yer aldı: "MHP'nin olağan genel kongresi 19 Kasım 2006 tarihinde yapılmıştır. 2004 yılında Sedat Peker liderliğindeki suç örgütüne yönelik yapılan teknik takip sırasında, Özdağ'ın MHP genel başkanlığına getirilmesi için kongreden 2 yıl önce bizzat Veli Küçük tarafından gerekli çalışmaların başlatıldığı ve bu amaca ulaşmak için defalarca toplantılar yaptığı tespit edilmiştir. Çalışmalar tamamlanmış ve 4 Kasım 2006 günü Özdağ, ziyaret için gittiği Bingöl'de, MHP kongresinde genel başkanlığa aday olacağını açıklamıştır. Gelişme üzerine 5 Kasım 2006'da Ümit Özdağ, ihraç talebi ile partinin disiplin kuruluna sevk edilmiş ve 18 Kasım 2006 günü de partiden ihraç edilerek genel başkan adaylığı iptal edilmiştir. Özdağ'ın partiden ihraç edildiği halde kongre salonuna gitmek istemesinin sebebi Mehmet Zekeriya Öztürk'ten ele geçirilen belgeden çok iyi anlaşılmaktadır. Ergenekon, MHP'ye genel başkan yapamadığı Özdağ'ı partiyi karıştırmak ve toplumda infial uyandıracak eylemler yapmak için kullanmayı planlamış, fakat alınan güvenlik önlemleri sayesinde istenmeyen olaylar engellenmiştir."
Güler Kömürcü ile Veli Küçük arasında geçen bir başka görüşmede Küçük, MHP ile ilgili şu görüşleri dile getiriyor: "Koray A. genel sekreterken rahmetli Başbuğ zamanında haftada iki kere beni ararlardı bunlar. Şimdi benden kaçıyor, niye kaçıyor biliyor musun? Taban çıldırıyor. Yani bir gün gidecek, benim atacağım gibi atacağım dedim 5. kattan aşağı atacağım terbiyesizi dedim. 50 kişi göndereceğim dedim kıyameti koparmış. Mecbur olacak ayrılmak zorunda kalacak, ayrılırsa ben yerine Ümit'i getireceğim. Ümit de hevesli bu işe."
Veli Küçük ile Hüseyin A. arasında yapılan görüşmede ise, Küçük'ün, "MHP'nin durumunu ne edeceğiz" dediği, Hüseyin A.'ın "Vallahi paşam burada biliyorsunuz en az yani siz de dahil ben de çok muzdaribim burada. Bahçeli'nin bu işten ayrılması lazım. Kaldığı sürece MHP yani bitirecek bunu parti bitecek yani. Anladın yani bunu Bahçeli gitsin kim gelirse gelsin ya, ben Yunanistan'dan Pasok'tan bir adam getirip bu MHP'nin başına koysaydım bu kadar tahribat yapmazdı." dediği iddianamede dile getiriliyor.
Tuncay Özkan'ın, PKK'nın Almanya örgütlenmesinde yer alan Hüseyin Nazlıkulu'nu aramasıyla yapılan görüşmenin devamında ise Özkan'ın MHP'lilere ağır hakaretler yaptığı yer alıyor: "Şu MHP'li şerefsizlerin yaptığını gördün demi?" Mükremin Albayrak, Nurullah Kaya, İstanbul
Cumhuriyet mitingleri aynı merkezden yönetildi
Cumhurbaşkanlığı seçimlerini etkilemek ve Ergenekon operasyonlarına cevap vermek amacıyla 2007'nin Nisan ve Mayıs aylarında İstanbul, Ankara ve İzmir'de düzenlenen cumhuriyet mitingleri, ikinci iddianamede yer aldı. Cumhuriyet mitingleri, ETÖ çatısı altında bulunan 'Sivil toplum örgütlerinin gerçekleştirdiği faaliyetler' başlığı altında ele alındı. İddianamede Cumhuriyet mitingleri için 'Ergenekon terör örgütü yöneticilerinin planlaması ve koordinesi sonucu ve özellikle katılımın yüksek olmasını sağlamak amacıyla milli duygu ve düşüncelerin istismar edilmesi suretiyle gerçekleştiği anlaşılmıştır' ifadeleri kullanıldı. İddianamede, miting kayıtlarının temin edilip incelendiği ve aynı merkezden yönetilip yönlendirildiğinin anlaşıldığı sonucuna varıldığı vurgulanıyor. Cumhuriyet mitingleri ile ilgili kayıtların incelendiğinde ADD, İşçi Partisi, Cumhuriyet Gazetesi Okurları, Eğitim İş, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve benzer bazı sivil toplum örgütlerinin tüm mitinglere katıldığının tespit edildiği belirtildi. Hurşit Tolon'un mitingler için Türk Metal Sendikası'na talimat verdiği de iddianamede yerini aldı. Muzaffer Salcıoğlu, İstanbul
AK Parti'yi bölme planı: TSK gerilim çıkaracak, 250 vekil transfer olacak
Ergenekon'un siyasi partileri bölme ve ele geçirme planları içerisinde en dikkat çekeni, AK Parti ile ilgili girişimler. Örgütün, 2002 seçimlerinden sonra AK Parti'ye yönelik kapsamlı bir çalışma başlattığı, partiyi parçalamayı hedeflediği ortaya çıktı. Abdüllatif Şener, Turhan Çömez ve Emin Şirin'in bu doğrultuda kullanıldığı iddianameye girdi. Soruşturma kapsamında elde edilen delillere göre Ergenekon, milletvekilleri hakkında istihbarat raporları hazırlamış, bazılarıyla ilgili şantaj malzemeleri toplamış. Vekil transferleri için ülkenin gerilime sürüklenmesi ve AK Parti'ye güvenin sarsılması gerektiğini düşünen Ergenekon, gerekli gerilimi Türk Silahlı Kuvvetleri'nin çıkarmasını planlamış. Böylece milletvekillerinin korkup kaçması hedeflenmiş. 219 civarında milletvekilinin partiden kopmaya hazır olduğu, gerilim sayesinde sayının 250'ye çıkarılması öngörülmüş. AK Parti'yi parçalama çalışmalarına, emekli komutanların yanı sıra Tuncay Özkan ve Mustafa Balbay da katılmış.
İddianamede, İsmail Yıldız ile Levent Ersöz arasındaki bir görüşmede, AK Parti'nin hükümetten indirilmesi için yapılabilecek faaliyetler hakkında bilgiler verildiği görülüyor. Yıldız, "Ben 368 milletvekilinin 368'i ile de ilgili dosya hazırladım." diyor. Yıldız'ın milletvekilleri hakkında hazırladığı fişleme dosyaları da aramada ele geçirilmiş. Yıldız görüşmenin devamında 2004 yerel seçimlerine dikkat çekerek, "Bu çerçevede belirli operasyonlar yapılırsa AKP'nin oyu aşağıda kalır, ama normal şartlar altında bu seçim cereyan ederse dediğiniz gerçekleşmez. Çok kapsamlı senaryoyu hiçbir nokta ihmal etmeden oluşturmak gerekir." ifadelerini kullanıyor. Ersöz ve Yıldız'ın, AK Parti'ye alternatif olarak düşündükleri Genç Parti lideri Cem Uzan'la yaptıkları görüşme de dikkat çekici. Yıldız'ın, yerel seçimlerde AK Parti'nin yüzde 54 oy alabileceğini söylemesi üzerine Uzan'ın, "Paşam, paletleri bir çalıştırsanız aslında." dediği iddianameye yansıdı.
AK Parti'ye yönelik kapatma davası da, Ergenekon'un planlarını kolaylaştırmış. İddianameye göre, Turhan Çömez özellikle kapatma davası sürecinde Ferda Paksüt ile irtibata geçmiş, ondan aldığı gizli ve stratejik bilgileri örgütün yöneticilerine ulaştırarak kamuoyunu yönlendirmeye çalışmış.
Balbay'da sadece darbe notları değil, 436 gizli belge çıkmış
Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay'dan 'devletin yararı için gizli kalması gereken' 436 belge bulunduğu ortaya çıktı. İkinci iddianameye yansıyan belgeler, Ergenekon savcıları ile Genelkurmay Askerî Savcılığı arasında yazışmalara sebep olmuş. Belgelerin askeriyeye ait olduğunu anlayan savcıların, askerî savcılığa başvurduğu anlaşılıyor. Cevabî yazıda, bazı belgelerin 'gizli kalması gerektiği' vurgulanıyor. Askerî savcılığın, belgeler için gizlilik derecesine göre altı farklı cevap verdiği görülüyor. TSK'ya ait olmayan bazı belgelerin, askeri yazım teknikleri taklit edilerek oluşturulduğu savunuluyor. İddianamede Balbay'ın bazı görüşmelerine de yer veriliyor. 23 Aralık 2003'te gerçekleşen Balbay, Levent Ersöz ve Hasan Atilla Uğur görüşmesi önemli bir özeleştiriye konu oluyor. Balbay, Cumhuriyet'in değişen dönemlere göre yanlış eğilimlere kaydığını, hatta kimi yazarlarının PKK'yı korumaya kalktığını şu sözlerle aktarıyor: "1989-1993 arası güneydoğu şeylerine yönelik PKK'lıların açıklamalarını korumaya kalktılar, çok ağır oldu o dönemde gazetemiz." Arif Bayraktar, İstanbul |