Ortaya çıktığı Haziran 2009 tarihinden bu yana, kamuoyunda büyük tepkilere neden olan “İrticayla Mücadele Eylem Planı” ile ilgili gelişmelerde gelinen aşama, halkın geleceğine kastedenlere yargının geniş hoşgörü ve müsamahasının endişe verici bir noktaya ulaştığı gerçeğidir. Darbe ve darbeci girişimlere gösterilen iltimas, toplum düzenine yönelmiş tehditlere de müsamahadır. Darbelerden belini doğrultamamış bu ülkenin darbecilerine karşı halen bu kadar hoşgörü ve müsamaha lüksü olmamalıdır.
Henüz soruşturmanın devam ettiği ve delillerin tümünün toplanmadığı bir yargı sürecinde delilleri karartma şüphesi yoğun olan bir sanığın serbest bırakılması, darbeci zihniyete moral, halka ise tedirginlik vermiştir.
İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Eylem Planında imzası bulunan tutuklu Albay Dursun Çiçek’in yeniden serbest bırakılmış olması, hukuk düzenine, insan hak ve özgürlüklerine yönelik açık ve cüretkâr bir saldırı planı olan 'İrticayla Mücadele Eylem Planı' adlı belgenin yok sayılması anlamına gelmektedir. Belgenin, Genelkurmay Bilgi Destek Daire Başkanlığınca hazırlandığı ve belgedeki imzanın Albay Dursun Çiçek’e ait olduğu Adli Tıp tarafından yapılan inceleme neticesinde kesinleşmesinden sonra kamuoyu darbecilere yönelik daha etkin ve kalıcı girişimler beklemektedir. İkinci serbest bırakma kararı bu beklentileri boşa çıkarmaya yetmeyecektir. Zira kamuoyu, kendi iradesine yönelmiş bu saldırıların artık farkındadır.
Türkiye’nin darbeci kişi, kurum ve zihniyetlerin hesap verebileceği bir hukuk düzenine ihtiyacı var. Darbecilere müsamaha gösteren bir düzene değil…
Bizler, temel hak ve özgürlüklerin korunduğu bir düzenin inşa edilebilmesi için halk iradesini yok sayarak, özgürlüklerin varlığına kasteden başta darbeci kişi, kurum ve zihniyetler olmak üzere, tüm kurumların acilen hukuki ve idari yollarla tasfiye edilmesi gerektiğine inanıyoruz.
Söz konusu belge, içeriği ve ikinci serbest bırakma kararı ile ilgili olarak tekrar ediyoruz;
1-Belgenin hazırlandığı TSK bünyesinde, komuta kademesi dâhil, darbe planında adı geçen tüm muvazzaf subayların derhal görevden el çektirilmesini ve sağlıklı bir yargılamanın önünün açılarak derhal sivil yargı önüne çıkarılmasını ve sivil yargının gerçek ve etkin olarak darbecileri yargılaması önündeki güncel ve yapısal engellerin kaldırılmasını,
2-Genelkurmay Başkanlığı’nın Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanmasını, siyaset ve toplum üzerinde egemen otorite görüntüsü veren TSK’nın mütehakkim pozisyonuna son verilmesini,
3-Darbelere ve hukuksuzluğa yasal kılıf olarak bahane edilen TSK İç Hizmet Kanunu’nun 35. Maddesinin tümüyle lağvedilmesini, 43. Maddesinin 1. cümlesindeki “…ve üstündedir” ibarelerinin acilen madde metninden çıkartılması için kanun değişikliği yapılmasını,
4-Son darbe planı tartışmaları ile birlikte görüldüğü üzere, cuntacıları koruyup kollayan askeri yargı hukuksuzluğunun yanı sıra, sivil yargının Albay Dursun Çiçek’i serbest bırakma kararında görüldüğü üzere, darbecilere gösterdiği müsamahaya son verilmeden darbe girişimleri engellemenin mümkün olmadığı, bu nedenle yargıda, askeri yargıyı da kapsayan yapısal reformlara hız verilmesini,
5-Darbe döneminde ve halk iradesi yok sayılarak 82 Anayasası ve hukuku yok sayan kanunların yürürlükten kaldırılarak, halkın iradesini esas alan yeni bir anayasa hazırlanmasını talep ediyoruz. Kamuoyuna duyurulur.
ADALET İÇİN DAYANIŞMA PLATFORMU
Adaleti Savunanlar Derneği (ASDER), Akabe Kültür ve Eğitim Vakfı (AKEV), Aksa Eğitim ve Dayanışma Vakfı (AKDAV), Araştırma Kültür Vakfı (AKV), Ayrımcılığa Karşı Kadın Hakları Derneği (AK-DER), Fatih Akıncıları, Hikmet Vakfı, Hukuki Araştırmalar Derneği (HUDER), İnsan ve Medeniyet Hareketi (İMH), İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUMDER), Medeniyet Derneği, Mimar ve Mühendisler Grubu (MMG), Özgür Düşünce ve Eğitim Hakları Derneği (Özgür-Der), Uluslararası Hukukçular Birliği.