İstanbul Barosunun görev alanının dışına çıkarak, YÖK’ün, katsayı eşitsizliğini ortadan kaldıran işleminin iptali istemiyle açmış olduğu davada Danıştay 8. Dairesinin vermiş olduğu 'yürütmenin durdurulması' kararı bu ülkede yüksek yargının tarafsız karar vermediğini bir kez daha gözler önüne sermiştir.
Hukuki olmadığı gibi kanuni bir dayanağı da olmayan hatta Anayasa'ya aykırı olan söz konusu kararın Danıştay 8. Dairesinin daha önce verdiği “Katsayı belirleme ve sınav sistemini değiştirme yetkisi YÖK’tedir' şeklindeki kararlarıyla çelişmesi de Danıştay’ın hukuki değil siyasi bir karar verdiğinin göstergesidir.
Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Çevik Bir’in 98'de YÖK'e gönderdiği “katsayı uygulamasına geçilmesi” talimatı ile getirilen katsayı uygulamasının 10 yıl sonra YÖK tarafından kaldırılması üzerine, basına yansıyan belgelere göre yine Genelkurmay 2. Başkanı’na danışıldığı ifade edilmektedir. İstihbarat Başkanlığı tarafından Genelkurmay 2. Başkanı’na gönderildiği iddia edilen değerlendirme yazısında, "Düzenlemenin iptali istemiyle açılan davanın ve gelişmelerin takip edilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir" ifadesine yer verilmiştir.
Danıştay, Diyarbakır Barosunun “Radyo ve Televizyon Yayınlarının Dili Hakkında Yönetmelik”in bazı maddelerinin iptali istemiyle açtığı davayı “baronun, iptali istenen işlem ile menfaat ilişkisi olmadığından dava açma ehliyeti bulunmadığı” gerekçesi ile reddederken İstanbul Barosunun “katsayı eşitsizliğini ortadan kaldıran YÖK işleminin iptali” istemiyle açtığı davada İstanbul Barosunun dava ehliyeti olduğuna karar vererek kendiyle çelişmiştir. Bu çelişki Danıştay’ın meşruiyetini nereden aldığı sorusunu akla getirmektedir.
Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararını, İstanbul Barosunun Başkanının “eşitlik ancak eşit insanlar arasında olur” sözünde hemfikir oldukları şeklinde okumak da mümkündür. Nihai kararın YÖK işlemin iptali şeklinde olması halinde, kararın mer’i mevzuata aykırı olacağı gibi uluslararası sözleşmelerle korunan temel insan haklarına da aykırılık teşkil edeceği açıktır.
Bugüne dek milyonlarca gencin “eğitim ve çalışma hakkını” ihlal eden 'Meslek liselilere farklı katsayı uygulaması'; aynı sorulara, aynı cevapları vermelerine rağmen sırf meslek lisesi öğrencisi oldukları için daha az puan alarak kendi ülkelerinde eşitsizliğe maruz bırakılmalarına neden olmuştur. Fırsat eşitliği sunulmayarak eğitim hakları engellenen bu öğrenciler, psikolojik olarak yıprandıkları gibi geleceklerini belirleme hakları da ellerinden alınmıştır.
MAZLUMDER olarak, öğrencilerin haklarına sahip çıkmalarını ve Danıştay 8. Dairesinde görülmekte olan davaya müdahil olma talebinde bulunmaları için çağrıda bulunuyoruz.
MAZLUMDER, sosyal devletin görevinin, vatandaşlarına ayrımcı uygulamalarda bulunmak değil, genel olarak 'adil ve eşit davranmak, eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak' olduğunu; baroların görevinin ise ayrımcı uygulamalara destek vermek değil, insan hakları ve özgürlüklerin alanını genişletmek, bu çerçevede eğitimde fırsat eşitliğini destekleyici çalışmalar yapmak olduğunu hatırlatarak Danıştay’ın hak ve özgürlüklerden yana karar vermesini beklediğini kamuoyu ile paylaşmaktadır.
MAZLUMDER İstanbul Şube Başkanı
Av. Cihat GÖKDEMİR