Basın Açıklamaları

Cüneyt Sarıyaşar: “Tevhid-i Tedrisat Kanunu tek tipleştiriyor”

Cüneyt Sarıyaşar: “Tevhid-i Tedrisat Kanunu tek tipleştiriyor”

MAZLUMDER, 2014-2015 eğitim öğretim yılının başlamasıyla birlikte, eğitimde devlet tekeline son verilmesi ve toplumun kendi alternatiflerini geliştirebilmesinin önünün açılması için “Tevhid-i Tedrisat Kanunu kaldırılsın” talebini İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde dile getirdi. 

Eğitimde tek tipçi anlayışa son verilmesi ve “Tevhid-i Tedrisat Kanunu kaldırılsın!” demek için, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürünün ofisinin bulunduğu İstanbul Lisesi önünde gerçekleştirilen basın açıklamasında ilk olarak MAZLUMDER İstanbul Şube Başkanı Cüneyt Sarıyaşar konuştu. Sarıyaşar, Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun bir kültürel soykırım aracı olduğunu söyleyerek “1924’te bu toprakların halkları yedi düvele karşı yurtlarını, namuslarını, dinlerini, kardeşliklerini korumak için büyük bir mücadele verdiler. Ama bu mücadele 1924 ikinci meclisi ve sonrasındaki süreçte İttihat Terakki ve batı kumandalı akıl sahiplerince gasp edildi ve ondan sonra bu ülkede bir kültürel soykırım gerçekleştirildi. Bunun birinci adımı Harf Devrimi, ikinci adımı ise Tevhid-i Tedrisat Kanunu idi. Eğitim ve öğretimin tekelleştirilmesi süreci, başkalaştırma kanunları ile günümüze kadar devam etmiştir.” dedi.

Açıklamada, Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun siyasal iktidarların ihtiyaç duyduğu ‘makbul vatandaş’ ve sermayenin gerek duyduğu ‘ara elamanları’ üretmek üzere sistemin kullandığı en önemli araçlardan biri olduğu vurgulanarak, 1924’ten bu yana Talim Terbiye Kurulu’nun onayını almamış hiçbir kitabın devlet okullarında, hatta özel okullarda okutulamadığı söylendi. Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: “Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun kaldırılmasını isterken doğrudan bir çözüm modeli sunmuyor, tek bir çözümü dayatmak yerine, her toplumsal kesimin ihtiyacına göre farklı modellerin uygulanabileceği bir zemini talep ediyoruz. Devlet de ideolojik bir eğitim anlayışı dayatmadan farklı eğitim sistemleri için uygun bir ortam ve alt yapı sağlamalı, sadece düzenleyici bir role sahip olmalıdır.” 

MAZLUMDER İstanbul Şube Başkanı Cüneyt Sarıyaşar açıklamanın sonunda devlet tekelinden arındırılmış özgür eğitimden yana tüm eğitimcileri, sivil toplum kuruluşlarını ve konuya duyarlı insanları Tevhid-i Tedrisat Kanunu Kaldırılsın kampanyasına destek vermeye çağırdı.

Sarıyaşar’ın ardından söz alan Köklü Değişim Dergisi Yazarı Musa Bayoğlu ise bir ülkenin can damarının okullar ve eğitim sistemi olduğunu vurgulayarak “Tevhid-i Tedrisat ile maalesef dayatmacı bir zihniyet uygulanmıştır ve bugün 16 milyondan fazla öğrencimiz kendi geçmişi, kültürü, kitabı, peygamberinden uzak bir eğitime tabi tutulmaktadır. Bugün eğitimde geldiğimiz nokta içler acısıdır. Sınavlarla gençlerin geleceği belirleniyor, önemli şahsiyetler yetiştirilemiyor. Uyuşturucu, içki, kumar, zina gibi olumsuzluklar gençlerin hayatına kolayca giriyor. Biz Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun kaldırılmasını istiyoruz.” dedi. 

Son olarak söz alan Kapitalizmle Mücadele Derneği’nden Sedat Doğan da, Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun ülkedeki tek tipleştirici politikaların en önemli göstergesi olduğunu belirtti. Eğitim ile birlikte farklı kimliklere sahip toplulukların, bu tarz politikalarla çeşitli kimliklerin asimilasyona uğramasına sebebiyet verdiğini ifade eden Doğan “Biz diyoruz ki; Bu topraklarda her çeşit din, düşünce, inanış ve kültürün kendini eğitim alanlarında da serbestçe ifade edebilmesini, kendi inanç ve kültürünü eğitim alanında da sürdürebilmesini önemsiyoruz. Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun faşist dönemlere ait bir uygulama olduğunu, yaşadığımız çağda bir karşılığının olmadığını ve bugün yaşadığımız Alevi-Sünni, Kürt-Türk çatışmalarının da nedenlerinden biri olduğunu düşünüyoruz. Eğer gerçekten biz bu topraklarda kardeşliği, farklılıklarımızla birlikte yaşamayı önemsiyorsak herkesin kendine ait inanç, din ve kültürlerini yaşamalarına olanak tanımalıyız.” dedi. 

Açıklamanın sonunda Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’ya iletilmek üzere Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun kaldırılmasını talep eden bir mektup, İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne teslim edildi.

MAZLUMDER İstanbul Şubesi Basın Bürosu
 
BASIN AÇIKLAMASININ TAM METNİ: 
 
YETENEKLERİ ÖLDÜREN, İNSANI TEK TİPLEŞTİREN
“TEVHİD-İ TEDRİSAT KANUNU KALDIRILSIN”

MAZLUMDER olarak, 2014 yılı itibari ile eğitimdeki devlet tekeline son vererek, 
toplumun kendi alternatiflerini geliştirebilmesinin önünü açmak amacıyla başlattığımız 
“Tevhid-i Tedrisat Kanunu Kaldırılsın”
talebimizi yineliyoruz.

Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile tek tipleştirilen eğitim-öğretim faaliyeti, siyasal iktidarların ihtiyaç duyduğu “makbul vatandaş” ve sermayenin gerek duyduğu “ara elamanları” üretmek üzere sistemin kullandığı en önemli araçlardan biri olmuştur.

Endüstri çağı ile daha da netleşen Ulus Devletler tek bir ırktan, renkten, mezhepten ve dilden müteşekkil yeni bir toplum oluşturma amacı güdüyorlardı. Eğitim ile ideoloji arasındaki sıkı işbirliği eğitim faaliyetini bu anlamda önemli bir araç haline getirdi. Türkiye’de temelleri 1921 Maarif Kongresi’nde atılan 3 Mart 1924 tarihli Tevhid-i Tedrisat Kanunu; yetenekleri geliştirmeyi hedefleyen, hak ve adalet bilincine sahip hür nesiller yetiştirmek yerine Milli Eğitim Temel Kanunu’nda da belirtildiği şekilde, devletin resmi ideolojisi Atatürk inkılâp ve ilkeleri ile Atatürk Milliyetçiliği’ne bağlı nesiller yetiştirme amacını gerçekleştirmek için kullanılan bir araçtır.

Mustafa Kemal 1923 yılında Adana Türk Ocağı’ndaki konuşmasında şunu söyler: “Biz milletimizi yek pare bir çelik kütlesi haline getirmek için eğitim yapıyoruz.” Tevhid-i Tedrisat ile bu ülkü kurumsallaştırılmıştır. 1924 yılında 18.000 medrese Milli Eğitim’e bağlanmıştır... O tarihten bugüne kadar Talim Terbiye Kurulu’nun onayını almamış hiçbir kitap devlet okullarında hatta özel okullarda okutulamamaktadır. Türkiye’de gerçek anlamıyla “özel okul” yoktur. Bütün okullar devlet okuludur, sadece işletmesi özelleşen okullar vardır. Bu okullarda da devletin saptadığı eğitim sistemi, kitapları, müfredatı kullanılmaktadır. 

Son yıllarda, Milli Eğitim sisteminde yapılan birçok reforma rağmen, eğitimin “ideolojik” özünün, eğitimdeki “egemen aklın” değişmediğini gözlemliyoruz. İşte bu sebeple sorunun kaynağındaki zihniyeti ve bu zihniyetin somutlaştığı kanunların kaldırılmasını öncelikli bir amaç kabul ediyoruz. Tevhid-i Tedrisat Kanununun kaldırılmasını isterken doğrudan bir çözüm modeli sunmuyor, tek bir çözümü dayatmak yerine her toplumsal kesimin ihtiyacına göre farklı modellerin uygulanabileceği bir zemini talep ediyoruz. 

Özel Öğretim Kurumları Kanununda 1 Mart 2014 tarihinde yapılan değişiklikle “Her ne ad altında olursa olsun, eğitim ve öğretim sunmak amacıyla yürütülen faaliyetler Bakanlığın izin ve denetimine tabidir. Bu faaliyetleri yürütenler, özel öğretim kurumları için bu Kanunda öngörülen kurallara uymakla yükümlüdür.” hükmü getirilmiştir. Son derece geniş yorumlara müsait ve genelde devlet lehine yorumlanacağı açık bu kanun maddesi, sivil nitelikli farklı eğitim-öğretim faaliyetlerinin dahi bakanlığın iznine mecbur bırakılması gibi son derece yanlış sonuçlara dayanak oluşturacak niteliktedir.

Çağrımızı yineliyoruz;

Devlet herhangi bir dini, ırkı, dili veya felsefeyi tercih ederek kendine ait ideolojik bir eğitim anlayışı dayatmamalı, bilâkis toplumda var olan farklı düşünce, inanç ve kökenden gelen insanların kendi anlayışlarına göre kurgulayabilecekleri farklı eğitim sistemleri için uygun bir ortam ve alt yapı sağlamalı, sadece düzenleyici bir role sahip olmalıdır.

MAZLUMDER olarak devlet tekelinden arındırılmış özgür eğitimden yana tüm eğitimcileri, sivil toplum kuruluşlarını ve konuya duyarlı insanları Tevhid-i Tedrisat Kanunun kaldırılması için yaptığımız çağrıya destek vermeye bekliyoruz.

MAZLUMDER İstanbul Şubesi