MAZLUMDER İstanbul Şubesi ve Hasta Hakları Aktivistleri Derneği, 23 Nisan’da Çapa Tıp Fakültesi’ne soğuk algınlığı ve ateş şikâyeti ile getirilen Aynur Tezcan’ın ölümü ile ilgili, doktorlar ve sağlık personeli hakkında Fatih Adliyesi’nde suç duyurusunda bulundu ve konuyla ilgili bir basın açıklaması yaptı.
Açıklamayı yapan Hasta Hakları Aktivistleri Derneği Başkan Yardımcısı Mahir Orak “Başörtülü ve dindar insanlara karşı yıllardır ekilen ayrımcılık ve kin tohumları bir kez daha başak vermiş ve hayatının baharında bir genç kız yasakçı zihniyetin ektiği tohumların son kurbanı olmuştur. Soğuk algınlığı ve ateş şikâyetiyle 23 Nisan 2009 tarihinde İ.Ü. Tıp Fakültesi Çapa Hastanesi acil servisine kaldırılan Aynur Tezcan sağlık hizmeti almak için gittikleri Hastaneye götürüldüğü andan itibaren birçok haksızlığa uğramıştır. Aynur Tezcan’ın sağlık durumunun kötülüğü yanlış uygulamalar neticesinde geri dönülemez bir hal almış ve Tezcan’ın -tıpta ölüm olarak nitelendirilen- beyin ölümü gerçekleşmiştir” dedi.
Tezcan ailesi tarafından 23 Nisan günü Ambulansla Çapa’ya götürülen Tezcan’ı gören sorumlu servis doktorunun ambulans şoförüne mağdur ve beraberinde gelen annesinin kıyafetlerini göstererek azarladığı iddia edilmektedir. Bunun dışında 7 saat boyunca doktorların hastayla ilgilenmediği, yapılması gereken tıbbi işlemlerin ise alelade bir şekilde koridorda yapılmaya çalışıldığı, yapılmayan veya yapılmasında gecikilen müdahaleler sonucunda Tezcan’ın kalbinin durduğu ve elektroşok ile kalbinin çalıştırılmaya çalışıldığı, bütün bunlara rağmen acil hastalara yapılması gereken tıbbi teşhis ve tedavilerin uygulanmadığı, yer olmadığı iddiasıyla yoğun bakıma alınmadığı gibi somut iddialar bulunmaktadır. Bu iddialar sonucu ilgili kişi ve kurumların suskunluğu karşısında görevli doktorlar ve sağlık personeli hakkında; Kasten (olası kast) İnsan Öldürme, Ayrımcılık, Görevi Kötüye Kullanma ve TCK’nin ilgili sair sevk maddeleri gereğince suç duyurusunda bulunuldu.
Yapılan basın açıklamasında Mahir Orak son olarak şunları söylemiştir “Bu olay bir kez daha göstermiştir ki ayrımcılığın kimseye faydası olmadığı gibi yaşama hakkı gibi temel bir hakkın bile hiçe sayılmasına neden olmaktadır. En azılı suçlulara bile ayrımcılık yapılması en azından tıp etiği açısından mümkün değilken insanların kıyafetleri dolayısıyla karşılaştıkları ayrımcılıkların sınır tanımaz hale gelmesi çok acıdır”.
MAZLUMDER İstanbul Şubesi Basın Bürosu
Basın Açıklaması İçin Tıklayın