ANAYASA DEĞİŞİKLİK PAKETİNİN İNSAN HAKLARI BAĞLAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ
1982 Anayasası, 1980 askeri darbesi ve sıkıyönetim sonrasında, olağanüstü koşullar altında kabul edilmiştir. Bu Anayasa'nın katı ideolojik yapısı; militarist, yargısal ve bürokratik vesayetçi kurumlar yoluyla Anayasa'ya kuvvetle yerleştirilmiştir.
1982 Anayasasında, 16 kez değişiklik yapılmış, toplam 85 maddesi ile Başlangıç metni kısmen değiştirilmiştir. Tüm bu değişikliklere rağmen Sünni Müslümanlar, Aleviler, Gayrimüslimler, Kürtler ile farklı etnik ve diğer kimliklere sahip insanlarımız temel hak ve özgürlüklerinin yasa yoluyla ihlale uğramışlardır. Vesayetçi rejimin kendini koruma refleksi tüm insanlarımızı zulme uğratmıştır. Bu zulümlerin giderilmesi için, araç olan devletin yönetim mekanizmasının ideolojisiz, tarafsız, hak ve özgürlükleri herkes için koruyan, geliştirmeyi amaçlayan bir yapıya sahip, hesap verebilir olması gerekir
MAZLUMDER, Anayasa paketi içeriğinin kim tarafından yapıldığına bakılmaksızın, hakkın tespitini, insan hakları bağlamında insanlarımızın ayrıntılı bilgilendirilmesi yöntemiyle halkoylamasında kişilerin bilerek kabul veya redde yönelik tercih haklarını kullanmasını istemektedir.
MAZLUMDER olarak, Anayasa paketinin insan hakları alanıyla ilgisi, insan haklarını ihlal eden bir yapısının olup olmadığı, insan hak ve özgürlüklerini geliştirip geliştirmediğiyle ilgiliyiz. İş bu sorunların ulusal ve ulusal üstü mevzuat kapsamında değerlendirilmesi, kişilerin Anayasa paketinin içeriği, gerekçesi hakkında bilgilendirilmesi gerekmektedir.
Irk, din, mezhep, dil, siyasi görüş, cinsiyet, yaş, engellilik ve diğer farklı kimliklerin, hepimizin, uğradığı mağduriyetlerinin giderilmesi amacıyla, Anayasanın tamamının başlangıç kısmı dâhil yeniden düzenlenmesine ihtiyaç bulunmaktadır.
Raporumuzda mevcut Anayasa paketi değerlendirildiği gibi, raporun son kısmında, Anayasa'da dikkat edilmesi gereken temel ilkeler, olması gerekenler de belirtilmiştir.
Buna göre, vurguladığımız bazı hususlar şunlardır ;
Devlet tarafsız olmalı,
Anayasa ideolojisiz olmalı,
Anayasanın başlangıç kısmı kutsal devletten kurtarılmalı,
Hak ve özgürlüklerde pazarlık yapılmamalı,
Vatandaşlık tanımında bir ırk vurgusu olmamalı,
Eğitim hakkı hiçbir şekilde engellenmemeli,
Yargıda adalet sağlanmalıdır.
Türkiye'deki hak ve özgürlük problemlerini çözmek, hepimizin hakkı için hep birlikte çalışmaya gerektirmektedir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
MAZLUMDER Genel Sekreteri
Duran ÖZDEMİR
C- YENİ ANAYASADA OLMASI GEREKEN İLKELER :
MAZLUMDER olarak; darbe ürünü olan 1982 Anayasa'sının temelden değiştirilmesi gerektiğini belirtiriz. Başlangıç kısmı dâhil yapılacak esas değişikliklerde; Anayasanın insan hak ve özgürlüklerini güvence altına alan bir "toplumsal sözleşme" olmasını istiyoruz. "Kutsal devlet" yerine "araç devlet" ilkesi esas alınıp, devlet iktidarını bireye karşı sınırlayan, bireyi koruyan bir Anayasa olmalıdır. Anayasa'da ne olmasından çok neyin olmaması gerektiği hak savunucuları açısından önemlidir. Aşağıda, Anayasa'nın tamamında yapılacak değişiklikte dikkat edilmesi gereken temel ilkeleri belirtmekteyiz.
1- DEVLET TARAFSIZ OLMALI :
Yeni Anayasanın en önemli vasıflarından biri devlet organlarını "nötr-yansız" bir pozisyonda konumlandırmasıdır. Devlet, belli bir görüş doğrultusunda toplumu değiştirip dönüştüren bir cihaz değil, aksine ırklar, dinler, ideolojiler, değerler ve inançlar karşısında eşit mesafede duran "tarafsız bir hakem" olmalı, vatandaşların birbirlerine baskı ve tacizini önleyip güvenliğini sağlayan bir hizmet aracı olarak düzenlenmelidir.
2- ANAYASA İDEOLOJİSİZ OLMALI :
Yeni anayasada, Kemalizm ile bu ideolojiyi besleyen "Atatürk milliyetçiliği" ve "Atatürk ilke ve inkılâpları" gibi kavramlara yer verilmemeli; sivil ve demokratik Anayasa, devletin hukuki ve siyasal tarafsızlığına gölge düşürecek hiçbir ideolojiyi bünyesinde barındırmamalıdır.
3- ANAYASANIN BAŞLANGIÇ KISMI KUTSAL DEVLETTEN KURTARILMALI :
Tarafsız, ideolojisiz ve araç devlet anlayışına sahip, kısa bir başlangıç bölümü olmalıdır. Her türlü ayrımcılığı reddeden, farklılıkları, hak ve özgürlükleri koruma ve yaşatma temelinde ilkesel ortaklık vurgusu, başlangıç kısmında yer almalıdır.
4- DEĞİŞTİRİLEMEZ HÜKÜM OLMAMALI :
Anayasa'da değiştirilemez hiçbir hüküm olmamalıdır. Anayasa hükümleri bir araç olup, kutsiyet atfedilmemeli, değişebilir olmalıdır.
5- HAK VE ÖZGÜRLÜKLERDE PAZARLIK YAPILMAMALI :
Temel hak ve özgürlüklerimiz, doğal / ilahi hukuktan aldığımız doğuştan ve devredilemez haklarımızdır. Yapılacak yasal düzenlemeler, toplumsal hassasiyetleri dikkate almayı gerektirse de, bu endişe; hak ve özgürlüklerimizde veya diğer kişilerin haklarında pazarlık etme hakkımız olmadığını unutturmamalıdır. Kendimiz için ne istiyor isek başkası içinde aynı hakları isteyebilmeliyiz.
Örneğin, sadece "Türk dili" yerine, bireylerin kendi anadillerini, devletin hizmet alma ve verme alanlarında kullanımına imkan tanıyan esnek bir yaşam alanı, ilkesel olarak esas alınmalıdır.
6- ÇOĞULCULUK VE ÖZGÜRLÜK ESAS OLMALI :
Toplumu homojenleştirmeyi hedefleyen ve bu sebeple de militer ve otoriter bir içeriğe sahip Anayasa, yurttaşlara zulmün aracı olur. İnsanların farklılıklarını yaşama ve farklılıklarıyla var olma hakkını baskı altında tutan tek tipleştirici Anayasa yerine; etnik, din, dil, kültürel ve diğer farklılıkları reddetmeyen, var olma hakkı tanıyıp varlıklarını ideme ettirmelerini destekleyen, tedbirleri alan hükümler yer almalıdır.
Anayasa; kişisel, grupsal, hukuki, siyasal, ekonomik, sosyal, kültürel ve diğer hakları güvence altına alan bir yapıda olmalıdır. Özgürlükler asıl olmalı, birey, devlet mekanizmasına kurban edilmemelidir.
7- VATANDAŞLIK TANIMINDA BİR IRK VURGUSU OLMAMALI :
Türk veya diğer etnik kimlikler ile diğer farklı kimlikler arasında ayrımcı unsurları esas almayan bir vatandaşlık tanımı olmalıdır. "Anayasal Vatandaşlık" temelinde farklı kimlikleri, vatandaşlığın kazanılması veya kaybedilmesinde esas almayan, farklı kimliklerin bir arada yaşamasını mümkün kılan hukuki bir bağ olarak tanımlanmalıdır.
8- EĞİTİM HAKKI HERKESE TANINMALI VE HİÇ BİR SEBEPLE ENGELLENMEMELİ :
Her bireyin eğitim hakkına sahip olduğu, eğitimde tek tipçi veya ideolojik unsurlar yerine farklılıkların zenginlik olduğu vurgulanmalı, ayrımcılığı besleyen beyanlar kaldırılmalıdır. Anadilde eğitim hakkı tanınmalıdır. Eğitim kurumlarında etnik veya diğer farklılıklar ile kılık-kıyafetinden dolayı hiç kimse eğitim hakkından mahrum edilmemelidir.
9- DİN VE VİCDAN ÖZGÜRLÜĞÜ HERKES İÇİN SAĞLANMALIDIR :
Devletin din ve inançları belirleyen, yönlendiren yapısı nedeniyle Türkiye de Sünni, Şii Müslümanlar, Aleviler ve Gayrimüslimler sorunlar yaşamaktadır. Bireylerin bir dine inanma veya inanmama özgürlüğü korunmalıdır. Devletin oluşturduğu yeni din yerine, grupların kendilerinin belirlediği din ve inanışlara yaşama ve yayma hakları güvenceye bağlanmalı, hiç kimse, inancını uygulamaktan dolayı resmi mercilerce mağdur edilmemelidir.
Türkiye'de Laiklik adına dine, dindarlara, resmi kurumda oluşturularak müdahale edilmektedir. Laiklik Din ve devlet işlerinin ayrılması olarak tanımlansa da, bunu istemeyen yurttaşlar açısından bir dışlama getirmektedir. Eşitlik ve tarafsızlık ilkeleri esas alınmalıdır. Devletin inanan inanmayan tüm görüşlere eşitlik mesafede durması, hiçbirini öncelememesi ve diğerine müdahale etmemesi şeklinde tarafsızlık ilkesi ile din ve vicdan özgürlüğünü sağlanabilir. Devlet, kişi ve grupların birbirlerine karşı baskısını önlemelidir. Devlet, talebi olan toplulukları, herkese açık olan bir fondan, maddi açıdan destekleyebilir. Ayrıca çok hukukluluk sistemiyle, inanç ve inançsızlık grupları korunup, hukuki güvence sağlayabilir.
10- İKTİDARIN KULLANIMI VE KUVVETLER AYRILIĞI :
İktidarı atanmış kişi veya kurumlar değil, seçilmiş hükümet millet adına kullanmalıdır. Yasama, yürütme ve yargının erkler ayrılığı ilkesi esas alınmalıdır. Ancak bu yetkiler diktatörlüğe ve yargıçlar devletinin oluşumuna engel olacak netlikte düzenlenmelidir.
11- HİÇBİR VESAYET OLMAMALI :
Yeni Anayasada, askerin, yargının, bürokrasinin siyasi iktidar üzerindeki vesayetçi konumuna son verilmeli, seçilmiş sivil otoritenin hâkimiyeti tesis edilmelidir. Bu amaçla öncelikle MGK kaldırılmalı, yerine uzmanlardan oluşan teknik bir danışma kurulu oluşturulmalıdır. Genelkurmay doğrudan Milli Savunma Bakanı'na bağlı ve ona karşı sorumlu hale getirilmelidir. Hükümetin üst düzey askerlerin ve yüksek yargı mensuplarının belirlenmesindeki yetkisi arttırılmalı, askeri harcamaların mali denetimini siviller yapmalıdır.
12- YARGIDA ADALET ESAS OLMALI, BAĞIMSIZLIK VE TARAFSIZLIK SAĞLANMALI :
Sivil anayasa, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkeleri dâhilinde hukukun üstünlüğünü hâkim kılmayı amaçlamalıdır. Yargı, kararlarında, devleti değil, Adaleti esas almalıdır. Yargı alanında iki başlılığa neden olan "askeri yargı sistemi" kaldırılıp, disiplin işlerine bakan bir konuma getirilmelidir. Kamu görevlilerini koruyan, kurum içindeki kendi amirinin yargılanma iznine bağlı hale getirilen sisteme son verilmeli ve herkes, izin alınmasına gerek olmadan, yargı karşında hesap verebilmelidir.
14- YARGISIZ YETKİ OLMAMALIDIR :
Hukuk devletinde idarenin her türlü işlemine karşı yargı yolu açık olmalıdır.Bu çerçevede, Cumhurbaşkanı'nın tek başına yaptığı işlemler, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararları ve Yüksek Askeri Şura kararları, Yüksek Seçim Kurulu ile diğer kurumların tüm kararlarına karşı etkin bir yargı yolu oluşturulmalıdır.
15- SİYASİ PARTİ ÇALIŞMALARINA EN GENİŞ ÖZGÜRLÜK SAĞLANMALI :
Siyasal temsil hakkı herkes için engellenmemelidir. İdeolojik ve milli gerekçelerle siyasi partilerin faaliyetleri sınırlandırılmamalı, siyasi partiler her konuda çalışabilmelidir. Parlamento yanında Temsilciler Meclisi ile "öteki" olarak tanımlanan kişi ve gruplara temsil olanağı sağlanmalıdır. Siyasi partiler ilkesel olarak kapatılmamalı, suç işleyen parti üyelerine müeyyide uygulanması yoluyla yaptırım sağlanmalıdır. Ya da parti kapatılmasını zorlaştırıcı hükümler olmalı, kapatma en son yaptırım olarak kalsa bile, ölçülü ve orantılı diğer tedbirlere başvurulmalıdır. Ayrıca seçim barajının yüksekliği nedeniyle siyasal temsil hakkı engellenmemelidir.
16- YEREL YÖNETİMLER :
Devletin aşırı merkeziyetçi - bürokratik yapısı küçültülmelidir. Atanmışların, seçilmiş yerel idareler üzerindeki vesayetine son verilmelidir. Adem-i merkeziyetçi bir yönetim tarzı benimsenerek, serbest seçimlerle oluşan yerel yönetimlere daha fazla yetki verilmelidir. Merkezi yönetimler, bölgedeki maddi kaynaklardan pay alarak güçlendirilmeli, yerel yönetimlerin mali ve idari yetkileri artırılmalıdır.
17- TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN SINIRLANDIRILMASI :
Temel hak ve özgürlükler; "bize özgü" ilkeler, laiklik ve diğer uluslar arası alanda sınırlama sebebi sayılmayacak gerekçelerle sınırlandırılmamalıdır.
Hak temelli ilkelerin, Anayasa'nın tamamında yapılacak değişikliklerde dikkate alınması, insan hak ve özgürlüklerin sağlanması, korunması ve geliştirilmesine katkı sunacaktır.