TÜRKİYE HABERLERİ
12 Mayıs 2009, Zaman
Hakkari'de mayın patladı: 1 şehit 2 yaralı
Hakkari'nin Çukurca ilçesinde operasyona giden askerlerin ilerlediği yola teröristler tarafından önceden yerleştirilen mayının patlaması sonucu 1 asker şehit oldu 2 asker de yaralandı.
Hakkari'nin Çukurca ilçesinde mayın patlaması sonucu 1 asker şehit oldu, 2 asker yaralandı.
Alınan bilgiye göre, Jandarma Komutanlığı ekiplerinin arazi arama tarama faaliyeti sırasında, terör örgütü PKK üyeleri tarafından Çayırlı köyü yakınlarında önceden araziye döşenen mayın patladı. Patlamada, kimlikleri henüz açıklanmayan 1 asker şehit oldu, 2 asker yaralandı. Yaralı askerlerin Hakkari Askeri Hastanesine kaldırıldığı, bölgede geniş çaplı operasyon başlatıldığı bildirildi.
12 Mayıs 2009, Haber X
Alanya'da 2 işçi toprak altında kaldı
Antalya'nın Alanya ilçesinde toprak kayması sonucu oluşan göçüğün altında kalan 2 işçi öldü.
Alınan bilgiye göre, Alanya'nın Bademağcı köyünde Ali Taş'a ait bahçede, işçiler Ahmet Kaya (35) ve İbrahim Yıldız (39) su borusu döşediği sırada toprak kayması meydana geldi.
Kayan toprakla birlikte yaklaşık 6 metre yükseklikten düşen işçiler, toprağın altında kaldı.
Olay yerine çağrılan iş makineleri ve jandarma ekipleri, yaklaşık 1.5 saat süren kurtarma çalışmasının ardından 2 işçiye kepçe yardımıyla ulaşabildi.
Toprak altından çıkarılan Kaya ve Yıldız, sağlık ekiplerinin müdahalesine rağmen hayatını kaybetti.
Jandarma ekiplerinin olayla ilgili soruşturma başlattığı bildirildi.
12 Mayıs 2009, Haber X
100 kaçak yakalandı
Türkiye'de bulunmaları için yasal gerekleri karşılamayan ve sınırı yasadışı yolla geçmek isteyen toplam 100 kaçak şahıs yakalandı.
Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinde yer alan bilgiye göre, Önleyici Kolluk Kuvvetlerince Edirne, Kırklareli ve Hakkari il merkezlerinde yapılan kontrolde, Türkiye'de bulunması için yasal gerekleri karşılamayan 17 Pakistan, 12 Gürcistan, 8 Afganistan, 3 Filistin, ve 4 İran uyruklu olmak üzere toplam 44 şahıs yakalandı.
Bu arada, İran Sınırı'nda, İran'dan Türkiye'ye yasa dışı olarak geçen 1 Türk vatandaşı yakalandı.
Ayrıca, Yunanistan Sınırı'nda, Türkiye'den Yunanistan'a yasa dışı olarak geçmeye çalışan 28 Filistin, 15 Somali, 10 Gürcistan, 1 Gine ve 1 Eritre uyruklu olmak üzere toplam 55 şahıs yakalandı.
Yakalanan şahıslar hakkında yasal işlem başlatıldı.
12 Mayıs 2009, Haber 7
33 bin volt akım 11 işçiyi hastanelik etti
Erzincan Mutu köprüsü yakınlarında Yüksek Gerilim hattı yenileme çalışması yapan özel bir firmaya ait toplam 11 işçi 33 bin Volt elektriğe kapılarak yaralandı.
Erzincan Mutu köprüsü yakınlarında Yüksek Gerilim hattı yenileme çalışması yapan özel bir firmaya ait toplam 11 işçi 33 bin Volt elektriğe kapılarak yaralandı.
Alınan bilgiye göre Yüksek Gerilim hattı yenileme çalışması yapan özel bir firmaya ait on bir işçi dikmeye çalıştıkları yeni elektrik direğinin hemen yanı başından geçmekte olan yüksek gerilim hattına temas etmesi sonucu yaralandı. Yüksek gerilim hattından 33 bin volt elektrik akımına kapılan işçilerden Deniz Güler (32), Muhittin Kılıç (41), Abdulmenaf Bayrak (21), Vehbi Doğanalp (35), Ehdin Doğanalp (37) ve Emrah Tolga (19) olay yerine çağrılan 112 Acil Sağlık Hizmetleri tarafından Erzincan Devlet hastanesi A Blok kaldırıldı. İşçilerin vücutlarında yüksek gerilim den dolayı meydana gelen yanıklar sebebiyle tedavi altına alındıkları öğrenildi. Olay yerinde bulunan diğer beş işçinin ise tedavileri ayakta yapılarak sağlık durumlarının iyi olduğu ifade edildi.
Öte yandan yaşanan olay ile ilgili güvenlik güçlerinin geniş çaplı soruşturma başlattıkları ifade edildi.
12 Mayıs 2009, Haber 1
Caminin kubbesi çöktü: 4 yaralı
Diyarbakır'ın Hani ilçesinde inşaatı devam eden bir caminin kubbesinin çökmesi sonucu 2'si ağır 4 işçi yaralandı.
Hani ilçesinde 2 yıldır inşaatı devam eden bir caminin kubbesi henüz belirlenemeyen bir nedenden çöktü. Hayırsever vatandaşların desteğiyle ilçenin çıkışındaki Diyarbakır yolunda yaptırılan caminin son bölümü olan kubbe inşaatında işçiler çalıştığı sırada çökme meydana geldi. İşçilerden Hafif Yıldız ile Fırat İnci ağır, Mahmut Çalık ile adı öğrenilemeyen bir işçi ise hafif yaralandı.
Kazanın duyulmasının arından olay yerine giden güvenlik güçleri, itfaiye ve 112 Acil Servis görevlileri yaralıları enkazın altından çıkardı. Durumu ağır olan Hafif Yıldız ile Fırat İnci, Diyarbakır'dan gönderilen Sağlık Bakanlığı'na ait hava ambulansıyla Diyarbakır'a getirildi.
Yaralılar Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tedavi altına alındı. Kazada hafif yaralı iki kişi de Hani Devlet Hastanesi'nde yapılan ilk müdahalenin ardından 112 Acil Servis ambulansıyla Diyarbakır'a gönderildi.
12 Mayıs 2009, Yeni Şafak
Eşini öldürüp intihar etti
Aydın'ın Nazilli ilçesinde bir kişi, eşini tabancayla öldürdükten sonra intihar etti
Aydın'ın Nazilli ilçesinde, bir kişi eşini tabancayla öldürdükten sonra intihar etti.
Alınan bilgiye göre, Nazilli İlçe Emniyet Müdürlüğünü arayan vatandaşlar, Hürriyet Caddesi 445/1 numaralı evden silah sesleri geldiğini bildirdi. Olay yerine gelen polis ekipleri, içeriden ses gelmeyince kapıyı kırarak eve girdi. Evde, motosiklet tamircisi Reşat Gündoğan (55) ile eşi Elif Gündoğan'ın (50) cesetleri bulundu.
Nöbetçi savcı ve doktorun yaptığı incelemede, Reşat Gündoğan'ın eşini tabancayla başından vurduktan sonra intihar ettiğini belirledi. Olayla ilgili soruşturmanın sürdürüldüğü bildirildi.
12 Mayıs 2009, Star (haberin devamı)
Poşetteki kadının katili sevgilisi çıktı
KONYA'DA poşet içerisinde ölü bulunan konsomatris Emine Gümüş'ün (36) katili, sevgilisi Hakkı A. çıktı. Önceki gün akşam saatlerinde merkez Karatay ilçesinde bir evde Emine Gümüş'ün cesedi poşete sarılmış vaziyette bir kutu içerisinde cesedi bulundu. Cinayet ihtimalini göz önüne alan polis, cinayet zanlısı Hakkı A.'ya ulaştı. Yakalanan Hakkı A. cinayeti işlediğini itiraf ederek 'Cinayeti 1,5 ay önce işledim. Emine'yi döverek öldürdüm sonra poşete koyarak kutuya bıraktım. Sonra kaçtım' dedi. Cinayet zanlısı Hakkı A. (42) sorgusunun ardından adliyeye sevk edildi.
12 Mayıs 2009, Hürriyet
İnsan kaçakçılarına darbe
İZMİR'in Menderes ilçesi Gümüldür ve Ahmetbeyli Mahalleri'nde yasadışı yollardan mültecilerin zodiyak botlarla Yunanistan'a kaçmasını organize eden 9 kişi yakalandı.
Polis takibinden kurtulmak için telefon görüşmelerinde kaçakları 'paket' olarak adlandıran zanlılardan R.H.'nin, 2007 yılında biri Türk 50 kaçağın hayatını kaybettiği facianın yaşandığı teknenin kaptanı Hüseyin Güzelcan'ı bulup dümene yerleştirdiği ortaya çıktı.
Türkiye'ye yasadışı yollardan girdikten sonra aynı yöntemle Yunanistan'a gitmeyi planladıkları öğrenilen kaçaklar, Kaçakcılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince takibe alındı.
39 KAÇAK BOTLARA BİNERKEN YAKALANDILAR
Kaçaklar, bağlantı kurdukları kişilerin tespit edilmesi ve kaçış yöntemlerinin belirlenmesi için kaçmayı planladıkları deniz kenarına kadar izlendi. Bu kaçaklardan 3 - 4 bin Dolar karşılığında Yunanistan'a gitmek için zodiyak botlara binen Afganistan, Somali, Filistin, Burma uyruklu toplam 39 kaçak, Gümüldür ve Ahmetbeyli'de düzenlenen operasyonla yakalandı.
KAÇAKLARA PAKET DİYORLARMIŞ
Yakalanan kaçakların verdiği bilgiler ve daha önceki araştırmalardan kimlikleri tespit edilen insan taciri şebekesinin elemanları N.S., R.H., H.K., Y.B., H.K., M.Ö., A.Ç., V.Ç. ile M.K. yakalandı. Zanlıların Basmane semtinde kalan kaçakları yasadışı geçiş için bulduktan sonra penceresiz panelvan araçlarla geçişin yapılacağı bölgeye götürdükleri, bu arada da güvenlik için eskort araçları kullandıkları tespit edildi. Şebeke elemanlarının ayrıca, polisin teknik takibinden kurtulmak için telefon görüşmelerinde kaçakları, 'Paket' olarak adlandırdıkları öğrenildi.
Sorgularının ardından adliyeye sevkedilen 9 zanlıdan şekekenin liderlerinden olan R.H.'nin, 2007 yılında biri Seferihisar Sığacık açıklarında, biri Türk 50 kaçağın hayatını kaybettiği facianın yaşandığı teknenin kaptanı Hüseyin Güzelcan'ı bulup dümene geçirdiği de ortaya çıktı. Denizcilik deneyimi bile olmadığı sonradan anlaşılan Güzelcan aynı kazada yaşamını yitirmişti.
12 Mayıs 2009, Evrensel
Dayak ve ceza!
YUSUF Keskin, Beyoğlu'nda uygulama yapan trafik polislerinin kendisini dövdüğünü, sonra da ceza kestiğini iddia Keskin, savcılığa suç duyurusunda bulundu.
YUSUF Keskin, Beyoğlu'nda uygulama yapan trafik polislerinin kendisini dövdüğünü, sonra da ceza kestiğini iddia Keskin, savcılığa suç duyurusunda bulundu. Sol elmacık kemiği kırılan Keskin, "Polis bana 'dur' işareti yapınca durdum. Yanıma gelen polis, tabanca kabzasıyla yüzüme vurdu, ardından arkadaşlarıyla birlikte dövdü. Sonra da alkolden 801 TL ceza yazdı" dedi.
Keskin, 2 Mayıs gecesi Beyoğlu'nda arkadaşlarıyla eğlendikten sonra evine gitmek üzere yola çıktı. Okmeydanı Kavşağı'na geldiğinde kontrol yapan trafik ekipleriyle karşılaşan Keskin, daha sonra yaşananları şöyle anlattı: "Bir trafik polisinin yolun ortasında durduğunu gördüm. Dur işareti yaptı, yavaşladım. Elindeki silahla havaya bir el ateş etti. Yolun sağında 4 polis otosu daha vardı. Arabayı onların arasına çektim. Havaya ateş eden polis yanıma gelerek 'Beni mi ezecektin?' dedikten sonra tabancayla suratıma vurdu. Sonra beni arabadan çıkararak yere yatırdı. 6-7 memurla birlikte dövmeye başladılar."
KENDİNDEN GEÇMİŞ
Yediği dayağın etkisiyle yüzünün kanlar içerisinde kaldığını belirten Keskin, "Kendimden geçmişim. Alkollü olduğum için 801 TL para cezası tutanağı düzenleyerek serbest bıraktılar" diye konuştu. Hastaneden geçici darp raporu alan Keskin'in sol elmacık kemiğinde kırık, sol gözünde morluk, görme bulanıklığı ve gözyaşı akıntısı tespit edildi.
12 Mayıs 2009, Evrensel
Askeri araç 10 köyün iletişimini kesti
DİYARBAKIR'ın merkez ilçelerinden Kayapınar'a bağlı bazı köylerde, frekans karıştırıcı 'jammer'lar nedeniyle televizyonların izlenemediği ve telefonların çekmediği belirtildi.
DİYARBAKIR'ın merkez ilçelerinden Kayapınar'a bağlı bazı köylerde, frekans karıştırıcı 'jammer'lar nedeniyle televizyonların izlenemediği ve telefonların çekmediği belirtildi. Köylüler, bu sorunun sadece kendilerinin değil, 16. Zırhlı Tugay Fazıl Bilge Kışlası çevresinde bulunan Cankatran, Gözegül ve Uyanık olmak üzere 10'a yakın köyde de yaşandığını söyledi.
Köy sakinlerinden Musa Acar (46), askeriyenin frekans karıştırıcı 'jammer'larından kaynaklı telefonlarının şebekelerinin çekmediğini ifade ederek, "Kışla, köye 7 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Ve askeriyeye ait frekans karıştırıcılarından kaynaklı telefonlarımızın şebekeleri gidiyor. Elektronik eşyalarımız yanıyor. Televizyon çekmiyor. Bütün dünyayla iletişimimiz kopmuş durumda. 40 yıldır bu kışla buradaydı. Şimdiye kadar böyle bir sıkıntı yoktu, ancak 6 aydır bu başımıza bela oldu" dedi. Askeriyenin güvenliği bahane ettiğini savunan Acar, "Bu kışla 40 yıldır buradadır. Şimdiye kadar buralarda herhangi bir güvenlik sorunu çıkmadı. 40 yıldır bir şey olmadı da son 6 aydır güvenlik sorunu çıktı. Bugüne kadar ne onların bize bir zararı vardı ne de bizim onlara bir zararımız vardı" diye konuştu.
'HASTAMIZ OLSA HABER VEREMİYORUZ'
Telefon, televizyon ve radyonun çekmemesinden kaynaklı olarak bütün dünyayla iletişimlerinin koptuğunu ifade eden Acar, "jammer'lar köyün 5 kilometre uzağında olsa bile telefonlarımızın şebekeleri gidiyor. Bir hastamız olsa kimseye haber veremiyoruz ya da bir yakınımıza bir şey olduğunda onlardan haber alamıyoruz. Bu sorunu sadece biz yaşamıyoruz. Cankatran, Gözegül, Uyanık, Alçak olmak üzere 10'a yakın köy aynı sorunu yaşıyor" dedi.
Mehmetşah Acar (30) da, araçların köyün etrafından günde 20 defa geçtiğini belirterek, askeriyenin güvenlik sorununu öne sürdüğünü, ancak buralarda herhangi bir güvenlik sorunu olmadığını belirtti.
Hüsna Acar (40) adlı vatandaş da elektronik eşyalarının sürekli yandığını ifade ederek, "Her gün bir eşyamızı tamire götürüyoruz. Bize de yazık değil mi? Telefonlarımız çekmiyor. Köyde bir durum olursa kimseye haber veremiyoruz. Geçen gün inek hastalandı, telefonlar çekmediği için veterineri arayamadık. 4 saat aradan sonra telefonların şebekesi geldi. Tabii o zamana kadar ineğimiz telef oldu" dedi.
12 Mayıs 2009, Gündem
Hayat TV kameramanı ve Evrensel çalışanı gözaltına alındı
Başka bir şirkete ait olan hacizli mallarının Hayat Tv ve Evrensel gazetesinde bulunduğu iddiasıyla binaya zorla girmeye çalışan polise engel olmaya çalışan Hayat TV kameramanı ve Evrensel gazetesi haber merkezi şefi gözaltına alındı.
Sabah saatlerinde Şişli'de bulunan Hayat TV ve Evrensel gazetesiyle aynı binada bulunan Doğa Basım Yayın Şirketi'ne giden haciz memurları, haciz işlemi yaparak, Doğa Basım Yayın Şirketi'nin mallarına el koymak istedi. Haciz memurları ile beraber gelen polis ekipleri, söz konusu şirket ile aynı binada olan Hayat Tv ve Evrensel gazetesinin bulunduğu bölümde malzemelerin saklandığını gerekçe göstererek, zorla içeri girmeye çalıştı. Polisin içeri girmesine izin vermeyen gazete ve televizyon çalışanları polis tarafından gözaltına alınmakla tehdit edildi. Bu sırada çekim yapmak isteyen Hayat Tv kameramanı Semra Sevgi Koç polis tarafından engellendi. Kısa süre yaşanan gerginlik sonucunda, Evrensel Gazetesi Haber Merkezi Şefi Şahin Doğan ve Hayat Tv kameramanı Semra Sevgi Koç polis tarafından gözaltına alınarak Feriköy Polis Karakolu'na götürüldü.
Polisler hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunacağını belirten Av. Kamil Tekin Sürek'e ise, polisin 'Buyur. git bana bir şey olmaz. En fazla başka yere verirler. Ama gözaltına alınanlar kalır öyle' demesi dikkat çekti.
Olaya ilişkin açıklama yapan Doğa Basım Yayın Şirketi Sahibi Söngül Özkök, Evrensel Yayınları tarafından çıkarılan 'Türk Şiiri antolojisi' adlı kitapta şair Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın şiirlerini yayınladıkları gerekçesiyle şirketlerine Dağlarca tarafından açılan icra davasının sonuçlandığını belirtti. İcra memurları ile anlaşmaya çalışmak istediklerini belirten Özkök, Dağlarca'dan şiir için izin aldıklarını, ancak Dağlarca'nın prensip gereği yazılı bir belge vermediğini ifade etti. Özkök şöyle konuştu: 'Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın şiirlerini kullanmıştık. Ama ondan izin almıştık. Ancak daha sonra dava açıldı. Bugün icra memurları ve avukat geldi. Uzlaşmaya çalıştık ama yanaşmadılar. 30 binlik bir miktardı. Size çek vereyim anlaşalım dedim ama yanaşmadılar. Bilgisayarlarımızda bize lazım olan bilgilerimiz vardı. Vermek istemedik. Ardından polis gazete ve televizyonun bulunduğu bölüme zorla girmeye çalıştı. Arkadaşlar engel olunca da gözaltına alındı.'
12 Mayıs 2009, Gündem
İHD yöneticilerinin bürolarına polis baskını
İHD Genel Merkez Yöneticileri Avukat Filiz Kalaycı, Hasan Anlar, Halil İbrahim Vargün ve Murat Vargün'ün bürosuna Terörle Mücadele Ekipleri (TEM) tarafından baskın düzenlendi.
Avukatlar Filiz Kalaycı, Hasan Anlar, Halil İbrahim Vargün ve Murat Vargün'ün bürolarına Cumhuriyet Savcısı gözetiminde, baskın düzenlendi. 'PKK'ye yardım ve yataklık' yapıldığı iddiasıyla yapılan baskın devam ederken, avukatların evlerinin de aranacağı belirtildi.
12 Mayıs 2009, Gündem
DTP PM Üyesi Nedim Taş gözaltına alındı
DTP PM Üyesi Nedim Taş, Terörle Mücadele Şube polisleri tarafından Antalya'daki evinden gözaltına alındı.
Antalya Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi polisleri tarafından gerçekleştirilen ev baskınında DTP PM Üyesi Nedim Taş gözaltına alındı. Ankara'da hakkında açılan bir davada ifade vermediği gerekçesiyle gözaltına alınan Taş'ın Ankara'ya gönderileceği öğrenildi.
DÜNYA HABERLERİ
12 Mayıs 2009, Zaman
İsrail, Gazze'ye girebilen tek İsrailli gazeteciyi gözaltına aldı
İsrail polisi, Gazze Şeridi'ne girebilen tek İsrailli gazeteci olan Haaretz gazetesi muhabiri Amira Hass'ı Gazze'den çıkışında Erez geçişinde gözaltına aldı, sonra salıverdi.
Haaretz gazetesinin internet sitesi, polisin, birkaç aydır Gazze'de bulunan gazeteci Hass'ı Erez'den çıktığı sırada, İsrail vatandaşlarının düşman ülke topraklarına gidişini yasaklayan yasayı ihlal ettiği gerekçesiyle, gözaltına aldığını ve sorguladığını, 30 gün Gazze'ye girmeyeceği taahhüdü üzerine Hass'ı kefaletle serbest bıraktığını belirtti.
Hass, son iki yıldır Gazze Şeridi'ne girebilen tek İsrailli gazeteci. Hass son 6 ayda Gazze'ye iki kez girdi ve çıktı.
Hass, bir grup barış eylemcisiyle birlikte Gazze'ye botla gidenlere katılmış, birkaç hafta kaldıktan sonra Hamas güvenlik kuvvetlerinin "güvenlik" gerekçesiyle Gazze'yi terk etmesi yolundaki uyarılarının ardından, Erez çıkışında, geçen Aralık ayı başında yine gözaltına alınmıştı. Hass, görevini yaptığını ve kimsenin kendisini Gazze'ye girmekten alıkoymaması gerektiğini belirtmişti.
Amira Hass (52), İsrail basının önde gelen gazetecilerinden biri. Filistinlilere yakınlığıyla bilinen Hass, bir süre Gazze ve Ramallah'ta da yaşamıştı.
İsrail ordusu, 2006 yılı haziranında Gilad Şalit isimli askerin kaçırılması sonrası, İsrail vatandaşlarının Gazze Şeridi'ne girişini yasaklamıştı.
12 Mayıs 2009, Zaman
Pakistan'da saldırı: 8 ölü
Pakistan'ın kuzeybatısında ABD'ye ait insansız uçaktan atılan bir füzeyle 8 militan öldürüldü.
Pakistan ordusundan yapılan açıklamada, ABD'nin El Kaide'yi hedef aldığı Pakistan sınırı yakınlarındaki Sıra Havra köyünde en az 8 militanın öldürüldüğü belirtildi. Güney Veziristan, Pakistan Taliban'ının lideri Beytullah Mesud'un etkili olduğu bölgelerin başında geliyor. ABD'ye ait insansız uçaklarla Ağustos ayından bu yana onlarca saldırı düzenlenmiş ve aralarında sivillerin de bulunduğu yaklaşık 340 kişi öldürülmüştü.
Pakistan kamuoyunda, Kuzey ve Güney Veziristan bölgelerindeki saldırılara tepki gösterilmişti. İnsansız hava saldırılarında çok sayıda sivilin de öldürüldüğü ve bunun militanlara desteği artırdığı kaydediliyor.
Amerikan ordusu insansız uçaklarla düzenlenen saldırılar konusunda genellikle açıklama yapmıyor. Ancak bu tür saldırıları sadece bölgede faaliyet gösteren Amerikan silahlı güçleri ve CIA'nin düzenleyebildiği biliniyor
12 Mayıs 2009, Zaman
Sri Lanka'da hastaneye saldırı
Sri Lanka'da Tamil bölgesinde bir hastaneye havan topu isabet ettiği hükümet kanadı tarafından da doğrulandı.
Hükümetin bölgedeki en üst düzey sağlık yetkilisi Dr. Thurairaja Varatharajah, hastanenin bekleme salonuna bu sabah tek bir havan topu mermisinin isabet ettiğini, patlama sonucu 49 hastanın öldüğünü, 50'dan fazla kişinin yaralandığını söyledi.
Varatharajah, yaralıların çoğunun baş ve midesinden yaralandığı için, ölü sayının artmasını beklediğini de kaydetti.
Tamiller, hastaneyi ordunun vurduğunu iddia etmişti.
Varatharajah, hastanenin isabet almasından saatler sonra havan saldırısının hala devam etmekte olduğunu, mermilerden birinin hastanenin 150 metre kadar yakınına düştüğünü söyledi.
Hastane yetkililerinden biri, saldırıda hastane müdürünün de öldüğünü kaydetti.
12 Mayıs 2009, Haber x
Afganistan'da intihar saldırısı
Afganistan'ın doğusundaki Host vilayetinde hükümet binalarına düzenlenen intihar saldırılarında 6 kişinin öldüğü bildirildi.
İçişleri Bakanlığı sözcüsü Zemeri Beşeri, valilik ve belediye binalarına bir dizi intihar saldırısı düzenlendiğini, sağlık görevlilerinin 13 kişinin yaralandığını kaydettiği saldırılarda vali ve belediye başkanının yara almadığını belirtti.
Beşeri, Amerikan ve Afgan güçlerinin saldırıya katılan militanları kentte arama operasyonu başlattığını ifade etti.
Diğer Afgan yetkilileri de askerlerin, binalara girmeyi başaramayan saldırganlara ateş açtığını söyledi.
12 Mayıs 2009, Haber X
Kerkük'te polis devriyesine intihar saldırısı
Irak'ın Kerkük kentinin merkezinde bir polis devriyesine düzenlenen intihar saldırısında 5 polis öldü, 11 polis yaralandı.
Polis, patlayıcı yüklü araçla düzenlenen saldırıda, ilk belirlemelere göre bildirilen ölü sayısının artabileceğini belirtti.
12 Mayıs 2009, Haber 7
Somali'deki çatışmalarda 113 sivil öldü
Somali'de son 3 günde çıkan çatışmalarda 113 sivilin öldüğü bildirildi.
Bağımsız Elman İnsan Hakları Örgütü eylemcisi Ali Şeyh Yasin Fadha, başkent Mogadişu'da hükümet yanlısı milislerle aşırı dinci militanlar arasında cumartesi günü başlayan şiddetli çatışmalarda şimdiye kadar 113 sivilin hayatını kaybettiğini söyledi.
Fadha, sadece bugün 10 bin sivilin evlerini terk ettiğini belirterek, son çatışmalar nedeniyle başkentten kaçanların sayısının 27 bini geçtiğini ifade etti.
Fadha, son haftaların en kötüsü olan çatışmalarda 345 sivilin de yaralandığını kaydetti.
MAZLUMDER HABERLERİ
12 Mayıs 2009, Vakit
Mazlum-Der'den TBMM'ye mektup
Mazlum-Der, 1982 Anayasası'nın değişmesi için TBMM Başkanlığı'na ve TBMM'de grubu bulunan parti liderlerine mektup gönderdi.
Mektupta, Türkiye'nin 30 yıldır darbeci zihniyete sahip bir Anayasa ile yönetildiğini ve bir an önce kişi hak ve hürriyetleri ile inanç özgürlüğünü esas olan yepyeni bir Anayasanın yapılması gerektiği vurgulandı.
DARBECİ ANAYASA İSTEMİYORUZ
Mazlum-Der yönetimi, TBMM Başkanı Köksal Toptan ve Meclis'te grubu bulunan parti başkanlarına, yeni bir Sivil Anayasa oluşturulmasına destek vermeleri için bir mektup gönderdi. Mektupta, "Türkiye, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından, sıkıyönetim koşullarının devam ettiği bir ortamda, toplumun restorasyonunu hedefleyen; fakat toplumsal talepleri hiçe sayan adeta bir askeri planlama müktesebatıyla tanıştı. 1982 Anayasası, hak ve özgürlüklerin kısıtlandığı, güvenlik merkezli bir anlayışla yapıldı. Türkiye, ne yazık ki 30 yıla yakın bir süredir, ulusal ve uluslararası kamuoyunda, adeta konsensüs halinde ağır eleştirilerin odağında yer alan askeri darbe ürünü 'anakronik' 1982 Anayasası ile yönetilmektedir. Yürürlüğe girdiği tarihten bu yana yapılan onlarca değişikliğe rağmen, 1982 Anayasası, toplumsal değişim ve talepleri karşılayamamaktadır" denildi.
TÜRKİYE'NİN İHTİYAÇLARINI KARŞILAYACAK BİR ANAYASA
Mektupta, şu görüşlere yer verildi: "Ülkemizdeki sorunların giderilmesi için yapılan kısmi değişiklikler çözüm olmamakta ve bilhassa temel hak ve özgürlüklerle ilgili düzenlemeler yetersiz kalmaktadır. Bu gerekçelerle, tüm toplumsal kesimlerin talep ve görüşlerini asıl hareket noktası kabul eden, şeffaf, katılıma açık anlayış ve usullerle hazırlanmış bir Anayasa metninin TBMM tarafından yasalaştırılmasını talep ediyorum. Aksi yöntemlerle veya kısmî değişikliklerle yapımı gerçekleşecek bir Anayasa'nın ise Türkiye'nin ihtiyaçlarını karşılaması mümkün olmayacağı gibi, toplumsal meşruiyetinin de tartışılır olacağını düşünüyorum. Tüm bu düşüncelerle, geleceğin özgür ve demokratik Türkiye'sini inşaa edecek yeni, sivil bir Anayasa yapımında sunacağınız tarihsel öneme sahip destek ve katkılarınız için teşekkür ediyorum."
12 Mayıs 2009, Timetürk
Mazlum-Der'den TBMM'ye mektup
Mazlum-Der, 1982 Anayasası'nın değişmesi için TBMM Başkanlığı'na ve TBMM'de grubu bulunan parti liderlerine mektup gönderdi.
Mektupta, Türkiye'nin 30 yıldır darbeci zihniyete sahip bir Anayasa ile yönetildiğini ve bir an önce kişi hak ve hürriyetleri ile inanç özgürlüğünü esas olan yepyeni bir Anayasanın yapılması gerektiği vurgulandı.
DARBECİ ANAYASA İSTEMİYORUZ
Mazlum-Der yönetimi, TBMM Başkanı Köksal Toptan ve Meclis'te grubu bulunan parti başkanlarına, yeni bir Sivil Anayasa oluşturulmasına destek vermeleri için bir mektup gönderdi. Mektupta, "Türkiye, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından, sıkıyönetim koşullarının devam ettiği bir ortamda, toplumun restorasyonunu hedefleyen; fakat toplumsal talepleri hiçe sayan adeta bir askeri planlama müktesebatıyla tanıştı. 1982 Anayasası, hak ve özgürlüklerin kısıtlandığı, güvenlik merkezli bir anlayışla yapıldı. Türkiye, ne yazık ki 30 yıla yakın bir süredir, ulusal ve uluslararası kamuoyunda, adeta konsensüs halinde ağır eleştirilerin odağında yer alan askeri darbe ürünü 'anakronik' 1982 Anayasası ile yönetilmektedir. Yürürlüğe girdiği tarihten bu yana yapılan onlarca değişikliğe rağmen, 1982 Anayasası, toplumsal değişim ve talepleri karşılayamamaktadır" denildi.
TÜRKİYE'NİN İHTİYAÇLARINI KARŞILAYACAK BİR ANAYASA
Mektupta, şu görüşlere yer verildi: "Ülkemizdeki sorunların giderilmesi için yapılan kısmi değişiklikler çözüm olmamakta ve bilhassa temel hak ve özgürlüklerle ilgili düzenlemeler yetersiz kalmaktadır. Bu gerekçelerle, tüm toplumsal kesimlerin talep ve görüşlerini asıl hareket noktası kabul eden, şeffaf, katılıma açık anlayış ve usullerle hazırlanmış bir Anayasa metninin TBMM tarafından yasalaştırılmasını talep ediyorum. Aksi yöntemlerle veya kısmî değişikliklerle yapımı gerçekleşecek bir Anayasa'nın ise Türkiye'nin ihtiyaçlarını karşılaması mümkün olmayacağı gibi, toplumsal meşruiyetinin de tartışılır olacağını düşünüyorum. Tüm bu düşüncelerle, geleceğin özgür ve demokratik Türkiye'sini inşaa edecek yeni, sivil bir Anayasa yapımında sunacağınız tarihsel öneme sahip destek ve katkılarınız için teşekkür ediyorum."
12 Mayıs 2009, İhlassondakika.com
Mazlum-Der'den TBMM'ye mektup
Mazlum-Der, 1982 Anayasası'nın değişmesi için TBMM Başkanlığı'na ve TBMM'de grubu bulunan parti liderlerine mektup gönderdi.
Mektupta, Türkiye'nin 30 yıldır darbeci zihniyete sahip bir Anayasa ile yönetildiğini ve bir an önce kişi hak ve hürriyetleri ile inanç özgürlüğünü esas olan yepyeni bir Anayasanın yapılması gerektiği vurgulandı.
DARBECİ ANAYASA İSTEMİYORUZ
Mazlum-Der yönetimi, TBMM Başkanı Köksal Toptan ve Meclis'te grubu bulunan parti başkanlarına, yeni bir Sivil Anayasa oluşturulmasına destek vermeleri için bir mektup gönderdi.
Mektupta, "Türkiye, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından, sıkıyönetim koşullarının devam ettiği bir ortamda, toplumun restorasyonunu hedefleyen; fakat toplumsal talepleri hiçe sayan adeta bir askeri planlama müktesebatıyla tanıştı. 1982 Anayasası, hak ve özgürlüklerin kısıtlandığı, güvenlik merkezli bir anlayışla yapıldı.
Türkiye, ne yazık ki 30 yıla yakın bir süredir, ulusal ve uluslararası kamuoyunda, adeta konsensüs halinde ağır eleştirilerin odağında yer alan askeri darbe ürünü 'anakronik' 1982 Anayasası ile yönetilmektedir. Yürürlüğe girdiği tarihten bu yana yapılan onlarca değişikliğe rağmen, 1982 Anayasası, toplumsal değişim ve talepleri karşılayamamaktadır" denildi.
TÜRKİYE'NİN İHTİYAÇLARINI KARŞILAYACAK BİR ANAYASA
Mektupta, şu görüşlere yer verildi: "Ülkemizdeki sorunların giderilmesi için yapılan kısmi değişiklikler çözüm olmamakta ve bilhassa temel hak ve özgürlüklerle ilgili düzenlemeler yetersiz kalmaktadır. Bu gerekçelerle, tüm toplumsal kesimlerin talep ve görüşlerini asıl hareket noktası kabul eden, şeffaf, katılıma açık anlayış ve usullerle hazırlanmış bir Anayasa metninin TBMM tarafından yasalaştırılmasını talep ediyorum.
Aksi yöntemlerle veya kısmî değişikliklerle yapımı gerçekleşecek bir Anayasa'nın ise Türkiye'nin ihtiyaçlarını karşılaması mümkün olmayacağı gibi, toplumsal meşruiyetinin de tartışılır olacağını düşünüyorum. Tüm bu düşüncelerle, geleceğin özgür ve demokratik Türkiye'sini inşaa edecek yeni, sivil bir Anayasa yapımında sunacağınız tarihsel öneme sahip destek ve katkılarınız için teşekkür ediyorum."
12 Mayıs 2009, Gazeten.com
Mazlum-Der'den TBMM'ye mektup
Mazlum-Der, 1982 Anayasası'nın değişmesi için TBMM Başkanlığı'na ve TBMM'de grubu bulunan parti liderlerine mektup gönderdi.
Mektupta, Türkiye'nin 30 yıldır darbeci zihniyete sahip bir Anayasa ile yönetildiğini ve bir an önce kişi hak ve hürriyetleri ile inanç özgürlüğünü esas olan yepyeni bir Anayasanın yapılması gerektiği vurgulandı.
DARBECİ ANAYASA İSTEMİYORUZ
Mazlum-Der yönetimi, TBMM Başkanı Köksal Toptan ve Meclis'te grubu bulunan parti başkanlarına, yeni bir Sivil Anayasa oluşturulmasına destek vermeleri için bir mektup gönderdi. Mektupta, "Türkiye, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından, sıkıyönetim koşullarının devam ettiği bir ortamda, toplumun restorasyonunu hedefleyen; fakat toplumsal talepleri hiçe sayan adeta bir askeri planlama müktesebatıyla tanıştı. 1982 Anayasası, hak ve özgürlüklerin kısıtlandığı, güvenlik merkezli bir anlayışla yapıldı. Türkiye, ne yazık ki 30 yıla yakın bir süredir, ulusal ve uluslararası kamuoyunda, adeta konsensüs halinde ağır eleştirilerin odağında yer alan askeri darbe ürünü 'anakronik' 1982 Anayasası ile yönetilmektedir. Yürürlüğe girdiği tarihten bu yana yapılan onlarca değişikliğe rağmen, 1982 Anayasası, toplumsal değişim ve talepleri karşılayamamaktadır" denildi.
TÜRKİYE'NİN İHTİYAÇLARINI KARŞILAYACAK BİR ANAYASA
Mektupta, şu görüşlere yer verildi: "Ülkemizdeki sorunların giderilmesi için yapılan kısmi değişiklikler çözüm olmamakta ve bilhassa temel hak ve özgürlüklerle ilgili düzenlemeler yetersiz kalmaktadır. Bu gerekçelerle, tüm toplumsal kesimlerin talep ve görüşlerini asıl hareket noktası kabul eden, şeffaf, katılıma açık anlayış ve usullerle hazırlanmış bir Anayasa metninin TBMM tarafından yasalaştırılmasını talep ediyorum. Aksi yöntemlerle veya kısmî değişikliklerle yapımı gerçekleşecek bir Anayasa'nın ise Türkiye'nin ihtiyaçlarını karşılaması mümkün olmayacağı gibi, toplumsal meşruiyetinin de tartışılır olacağını düşünüyorum. Tüm bu düşüncelerle, geleceğin özgür ve demokratik Türkiye'sini inşaa edecek yeni, sivil bir Anayasa yapımında sunacağınız tarihsel öneme sahip destek ve katkılarınız için teşekkür ediyorum."
12 Mayıs 2009, Timetürk
"1917'den Günümüze Filistin İşgali" paneli
İsrail'in Filistin'i işgalinin 61. yıl dönümünde işgal sürecini hatırlamak amacıyla bir panel..
MAZLUMDER Ankara Şubesi, Filistin'in İsrail tarafından işgalinin 61. yıldönümü olan 14 Mayıs'ta, işgal sürecini hatırlamak ve daha iyi anlayabilmek amacıyla panel düzenleyecek.
14 Mayıs perşembe günü saat 18'de Ankara'da Memur-Sen Konferans Salonu'nda yapılacak panelin yöneticiliğini Üstün Bol yaparken, konuşmacılardan Timeturk Genel Yayın Yönetmeni Turan Kışlakçı / 1917-1947 arası Filistin tarihini, Şair-Yazar Roni Margulies / 1947-2009 işgal tarihini, gazeteci-yazar Mustafa Özcan / İşgal ve işgalin bölgesel-uluslararası aktörlerini, MAZLUM-DER Genel Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu / İnsan hakları boyutu ile Filistin işgalini konu alan sunum gerçekleştirecek.
Konuşmacılar:
Turan Kışlakçı (Gazeteci-yazar) - "1917-1947 Arası Filistin Tarihi"
Roni Margulies (Şair-yazar) - "1947 - 2009 İşgal Tarihi"
Mustafa Özcan (Gazeteci-yazar) - "İşgal ve İşgalin Bölgesel/Uluslararası Aktörleri"
Ömer Faruk Gergerlioğlu (Mazlumder Genel Başkanı) - "İnsan Hakları Boyutu ile Filistin İşgali"
Üstün Bol (Mazlumder Ankara Şube Başkanı)
Tarih: 14 Mayıs 2009 Perşembe
Saat: 18.00
Yer: Özveren Sokak No: 9 Demirtepe/Ankara (Memur-Sen)
12 Mayıs 2009, Birgün
SİVİL BİR ANAYASA İSTİYORUZ
Mazlumder Genel Sekreteri Emre Yurtalan, "Türkiye 1980 darbesinin ardından, sıkıyönetim koşullarının devam ettiği bir ortamda, toplumun restorasyonunu hedefleyen fakat toplumsal talepleri hiçe sayan adeta bir askeri planlama müktesebatıyla tanıştı; yani 1982 Anayasası" dedi. Mazlumder, sivil bir Anayasa hazırlanması taleplerini dile getirmek amacıyla Kızılay Postanesinde mektup eylemi düzenledi. Burada yapılan açıklamada konuşan Mazlumder Genel Sekreteri, 1982 Anayasasının hak ve özgürlüklerin kısıtladığına vurgu yaptı; güvenlik merkezli bir anlayışa sahip olmayan, ülke sorunlarını kalıcı bir şekilde çözüme ulaştıracak, geleceğin özgür ve demokratik Türkiye'sini inşa edecek yeni bir Anayasa istediklerini ifade etti. Derneğin Genel Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu'nun imzasını taşıyan ve milletvekillerine gönderilen mektuplarda, "Yürürlüğe girdiği tarihten bu yana yapılan onlarca değişikliğe rağmen 1982 Anayasası, toplumsal değişim ve talepleri karşılayamamaktadır" denildi.
12 Mayıs 2009, Dünya Bülteni
Yusuf Kaplan: Medeniyet krizi sinemayla aşılır
MAZLUMDER İstanbul'da Yusuf Kaplan ile Cennetin Çocukları adlı film üzerinden İran Sineması hakkında bir söyleşi gerçekleşti.
Gösterimden önce Yusuf Kaplan, form-norm/asıl-usul meselesinden yola çıkarak filme nasıl bakılması ve filmin nasıl okunması gerektiğini anlattı. Film gösterimi sırasında bazı sahnelerde filmi durdurarak bu sahneler üzerinde de yorum yapan Kaplan, film sonunda İslam Medeniyeti çerçevesinde sinema ile dünyaya neler söylenilebileceği hakkında bilgiler verdi.
Söyleşide ilim-düşünce, kültür-sanat ve duruş geleneğimizin yeniden kurulmasında hayatla sanatı iç içe bütünleştirebilecek tek medeniyetin İslam Medeniyeti olduğunu söyleyen Kaplan, eğer insan kendini tanır ve haddini bilirse sinemanın kendini özgürce ifade edebileceği bir alan olduğunu söyledi.
Cennetin Çocukları'nın insan, vicdan ve estetiği merkeze alarak yapılmış bir film olduğundan bahseden Yusuf Kaplan, İran sinemasının İslamî dünya, insan, kozmik dünya, doğa ve Tanrı tasavvurunu, İslam'ın gerçeği algılayış, yorumlayış ve temsil ediş biçimlerini sinemaya başarıyla aktarmış, uyarlamış ve uygulamış bir sinema olduğunu ifade etti.
Yusuf Kaplan, insanı yücelten sinemaya geçişin, kendi tarihimize ve kültürümüze ait metaforları kullanarak olabileceğini söyledi. Ayrıca insan hakları alanında da dünyada olup biten olumsuzlukların en iyi şekilde yansıtılabileceği alanın sinema olduğunu ve bu aracı en iyi şekilde kullanarak topumun duyarlı hale getirilebileceğini belirtti.
Katılımın yüksek olduğu söyleşi sonunda, izleyicilerin soruları cevaplandı.
12 Mayıs 2009, Evrensel
Meclis'e 'sivil anayasa' mektubu
MAZLUMDER, "güvenlik" odaklı 12 Eylül Anayasası yerine, tüm toplumsal kesimlerin talep ve görüşlerine dayanan ...
MAZLUMDER, "güvenlik" odaklı 12 Eylül Anayasası yerine, tüm toplumsal kesimlerin talep ve görüşlerine dayanan katılımcı bir Anayasa oluşturulması talebini içeren mektupları, Meclis Başkanlığı'na ve tüm siyasi partilere gönderdi.
Konuyla ilgili Kızılay Postanesi önünde basın açıklaması yapan MAZLUMDER Genel Sekreteri Emre Yurtalan, 12 Eylül darbesi sonrası, Soğuk Savaş koşullarının ürünü olarak ortaya çıkan 1982 Anayasası'nın hak ve özgürlükleri kısıtlayan, güvenlik merkezli bir anlayışla hazırlandığını ifade etti.
Yapılan onlarca değişikliğe rağmen 1982 Anayasası'nın toplumsal değişim ve talepleri karşılayamadığına dikkat çeken Yurtalan, "Kalıcı, gerçekçi bir çözüm ve sonuç için Soğuk Savaş koşullarının bakiyesi güvenlik odaklı egemenlik anlayışına değil, eşit ve özgür yurttaş kuramını içselleştiren, her türden ayrımcılığı mutlak suretle reddeden, toplumsal değişimi ve talebi karşılayan, özgürlükçü, çoğulcu, katılımcı ve eşitlikçi bir anlayışa dayanan yeni bir anayasanın yapımı zorunlu hale gelmiştir" dedi.
Yurtalan, toplumun tüm kesimlerinin talep ve görüşlerine dayanmayan bir anayasa metninin hem ihtiyaçları karşılamayacağını, hem de meşruiyet kazanamayacağını ifade etti. Basın açıklamasının ardından Yurtalan, "sivil anayasa" talebini içeren mektupları Meclis Başkanlığı'na, Meclis'te bulunan partilerin grup başkanlarına ve tüm siyasi partilere gönderdi.
12 Mayıs 2009, Gündelik.net
Sivil bir Anayasa istiyoruz
Mazlumder Genel Sekreteri Emre Yurtalan, "Türkiye 1980 darbesinin ardından, sıkıyönetim koşullarının devam ettiği bir ortamda, toplumun restorasyonunu hedefleyen fakat toplumsal talepleri hiçe sayan adeta bir askeri planlama müktesebatıyla tanıştı; yani 1982 Anayasası" dedi. Mazlumder, sivil bir Anayasa hazırlanması taleplerini dile getirmek amacıyla Kızılay Postanesinde mektup eylemi düzenledi. Burada yapılan açıklamada konuşan Mazlumder Genel Sekreteri, 1982 Anayasasının hak ve özgürlüklerin kısıtladığına vurgu yaptı; güvenlik merkezli bir anlayışa sahip olmayan, ülke sorunlarını kalıcı bir şekilde çözüme ulaştıracak, geleceğin özgür ve demokratik Türkiye'sini inşa edecek yeni bir Anayasa istediklerini ifade etti. Derneğin Genel Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu'nun imzasını taşıyan ve milletvekillerine gönderilen mektuplarda, "Yürürlüğe girdiği tarihten bu yana yapılan onlarca değişikliğe rağmen 1982 Anayasası, toplumsal değişim ve talepleri karşılayamamaktadır" denildi.
12 Mayıs 2009, Gündem
İnsan hakları savucuları çocuklara adalet için Adana'da
İnsan hakları örgütleri, Adana'da Ağır Ceza Mahkemeleri'nde yargılanan ve haklarında ağır hapis cezaları verilen çocukların durumuna ilişkin Adana Emniyet Müdürlüğü yetkilileri ile görüştü. İnsan hakları savunucuları, ortak hedeflerinin bir tanesinin çocukların tutukluluğunun ortadan kaldırılması olduğunu belirterek, 'Türkiye'de 15-18 arası yaş grubu da yetişkinler gibi yargılanmakta. Bu bir adaletsizliktir ve Anayasa'ya da aykırıdır' dedi.
İnsan Haklarını İzleme Komisyoyu'ndan Emma Sinclair, Özgürlüğünden Yoksun Gençlerle Dayanışma Derneği (ÖZGEDER) Yöneticisi Berun Çanu, Ankara Gündem Çocuk Derneği'nden Emrah Kırımsoy, İnsan Hakları Ortak Platformu'ndan (İHOP) Feray Salman, Uluslararası Af Örgütü'nden Andrew Gardner, Çocuklara Adalet Girişimi'nden Nalan Erkmen, Çocuklar İçin Adalet Girişimi'nden Meral Danış Beştaş, Adana'da Ağır Ceza Mahkemeleri'nde yargılanan ve haklarında ağır hapis cezaları verilen çocuklar için Adana'ya geldi. İnsan hakları savunucuları, Adana, Mersin ve Tarsus İHD yöneticileri ve avukatları ile birlikte İHD Adana Şubesi binasında toplantı düzenledi. Toplantıda çocuk yargılamalarına ilişkin neler yapılabileceği ve özellikle çocuklara ağır ceza verilmesine neden olan ilgili ceza kanunları tartışıldı. İnsan hakları savunucuları toplantının ardından İHD Adana Şube Başkanı Etem Açıkalın ile birlikte Adana İl Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Çoçuk Şube ve TEM Şube yetkilileri ile görüştü. Daha sonra Adana Valisi İlhan Atış ile de görüşmek isteyen insan hakları savunucuları, Vali Atış'ın şehir dışında olduğu gerekçesiyle görüşemedi.