Basın Açıklamaları

Ysk’nın Genelgesi Meşruiyet Temelinden Yoksundur

Yüksek Seçim Kurulu tarafından 19.03.2009 tarihinde yayımlanan genelge ile siyasi partiler tarafından sandık kurullarına üye olarak bildirilen görevlilerin; sandık alanının kamusal alan olması ve sandık kurullarında görev alanların da hizmet veren konumunda bulunmaları nedeniyle, sınırları yasalarla ve yargı kararlarıyla çizilmiş bulunan kılık ve kıyafet ölçülerine, hizmet verme süresince uymalarının zorunluluk olduğu belirtilmiş, bu gerekçeyle de sandık kurullarında görev alan kişilerin başörtülü olarak görev alamayacakları ilan edilmiş bulunmaktadır.

Bu genelge ile YSK, yıllardır sürmekte olan “başörtüsüne karşı fiili zorbalığı” yeni bir alana daha yayma girişiminde bulunmaktadır. Hukuk devleti ve demokrasi iddiasının cari olduğu her devlette, yasaklar ve özgürlüklerin sınırları yasalarla belirlenir. Meşruiyet zemininden uzak her kararın ve hatta yasanın uygulanması hukuka aykırılık teşkil edecektir. Nitekim hukuk, hiçbir kurumun veya gücün tekelinde olmayan toplumsal vicdanın ve kabulün eseri olup hukuk devletinin her bireyi ve kurumunu saran bir güvencedir.

Bugün için Türkiye Cumhuriyeti’nde başörtüsünü yasaklayan herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Ayrıca böyle bir hüküm bulunsa dahi hüküm, hem uluslararası belgelerle hem de anayasayla güvence altına alınmış olan kanun önünde eşitlik, anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü, din ve vicdan hürriyeti ve laiklik ilkelerine aykırı olacağından hukuk açısından kabul edilemez.

Yargı erkinin, sadece ve sadece HALKIN seçtiği yasama organının çıkardığı yasalar çerçevesinde kararlarını verebileceği unutulmamalıdır.

Hiçbir çağda halkın iradesinden bağımsız, yanlışlar ve yasaklar üzerine bina edilmiş uygulamalar hukuk kuralı teşkil edememiştir. Bugün için zorlama yargı kararları üzerinden yasaklar bina etme girişimleri de bu minvalden olup hukuk kuralı teşkil edemeyeceği gibi halkın iradesi karşısında da tutunmaktan kati olarak uzaktır.

MAZLUMDER olarak, KAMUYA yani HALKA rağmen KAMUSAL ALAN denilen sahalarda yıllardır süren bu fiili durum hiçbir meşruiyet temelinin bulunmadığını ve halka rağmen hiçbir kararın ve yasanın meşruiyet kazanamayacağı gerçeğini göz önünde bulundurarak bir hususun altını tekrar çizmek istiyoruz:

Halkın yaşamını sürdürdüğü her alan KAMUSAL ALAN’dır ve KAMUNUN iradesine aykırı her yasaklayıcı girişim; Hukuka aykırı, meşruiyetten yoksun ve KAMUYA karşı işlenmiş bir suç teşkilidir.

Basına ve kamuoyuna duyurulur.

MAZLUMDER İstanbul Şubesi