YIL 2009; ÇOCUKLAR YİNE MAĞDUR...
Bu gün 20 Kasım, Dünya Çocuk Hakları günü. Türkiye çocuk hakları kültürü bakımından malesef sınırlı düzeydedir. Okul sıralarında ve oyun bahçalerinde olması gereken çocukların meydanlarda veya cezaevlerinde hangi sebeple olursa olsun kurban seçilmelerinin doğru olmadığını belirtiyoruz. Cezaevlerinin dolup taşmasına sebep olan uygulamaların son bulması için yetkilileri üzerlerine düşeni yapmaya çağırıyoruz.Yine yetkilileri Türkiye'nin de imza attığı Uluslararası sözleşmeleri yerine getirmeleri için göreve çağırıyoruz.
BM Çocuk Hakları Sözleşmesinin 37/b. Maddesi; "Hiçbir çocuk yasadışı ya da keyfi biçimde özgürlüğünden yoksun bırakılmayacaktır. Bir çocuğun tutuklanması, alıkonulması veya hapsi yasa gereği olacak ve ancak en son başvurulacak bir önlem olarak düşünülüp, uygun olabilecek en kısa süre ile sınırlı tutulacaktır" şeklinde ifade edilmektedir. Yine Çocuk Koruma Kanunun "Temel İlkeler" başlıklı 4/1,i maddesi; "Çocuklar hakkında özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirler ile hapis cezasına en son çare olarak başvurulması" denilerek BM Çocuk Hakları Sözleşmesine uygun bir düzenleme içermektedir. Bu düzenlemelerin amacı çocuğa gereği gibi ve yerinde davranılmasını sağlamaktır.
Ancak; Toplumsal olaylarda kanunla ihtilafa düşen çocuklara karşı, TCK 220. maddesine göre örgüt suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve örgüt üyeliğini düzenleyen madde ile 2 yıldan 6 yıla kadar hapis, TCK 314/2, ile 5 yıldan 10 yıla kadar hapis, 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5. maddesi, hapis cezaları ½ oranında artırılma, 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 7/2. maddesi ile 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası, 2911 Sayılı Yasanın 33/c maddesinden de 5 yıldan 8 yıla kadar hapis cezasıyla çocukların cezalandırılması istenmektedir. Son olaylarla birlikte gözaltına alınan ve ya tutuklanan çocukların onlarca yıl hapis istemi ile yargılanmalarını
Toplumsal olaylarda bulunan çocuklara müdahale edecek birimin çocuk Şube müdürlüğüne bağlı birimlerden seçilmesi, tutulduğu yerin çocuk şube müdürlüğü olması, ifadesinin çocuk birimine bağlı çocuk savcısı tarafından alınması, sosyal hizmet uzmanları ve avukatlarının hazır bulundurulması, tutuklamanın ilk değil en son tedbir olarak ele alınması ve çocuğun yararı gözetilerek süreçlerin tüketilmesi gerekirken hem ulusal mevzuattaki düzenlemelerin hem de uluslararsı belgelerdeki çocuk lehine düzenlenmiş mevzuat dikkate alınmalıdır. Terörle Mücadele kanununun baz alınması, başta Anayasa ve Çocuk Koruma Kanunu ile BM. Çocuk Hakları sözleşmesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırıdır.
Terörle Mücadele Kanunu Mağduru çocuklarla ilgili kanun değişikliği Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne olması gerektiği gibi, en geniş ve yargılama sorunlarını çözen bir tasarı olarak sunulmalıdır. Şuan ki hali ile çok yetersiz ve kısıtlıdır. Yeniden düzenleme yapılırken iyleştirmler kısıtlı olmamalı, hak ve özgürlüklerden yana olunmalıdır. Çözüm getirmeyen, sadece kısıtlı bir iyileştirme çocukların adil yargılanmasına ve toplumsallaşmalarına katkı sunamaz.
Çocuk Hakları Komisyonu Başkanı
AV. Müzeyyen BOYLU