Alman Yeşiller Partisi Eşbaşkanları Cem Özdemir ve Claudia Roth, Gazze'de bir an önce silahların susması ve ateşkes ilan edilmesi gerektiğini söyledi. Özdemir, "Avrupa Birliği, Gazze'de barış için daha aktif olmalı" derken, Roth, Türkiye'nin ateşkesin sağlanması konusunda sürdürdüğü diplomasiyi övdü ve Avrupa'nın tutumunu "rezilce" olarak nitelendirdi. TRT'nin Kürtçe yayınlara başlamasını değerlendiren Yeşil politikacılar, Türkiye'nin normalleşmesi bakımından bunun önemli bir adım olduğunu kaydetti. Özdemir ve Roth, Hessen eyaletinin Wiesbaden şehrinde CİHAN'a özel bir röportaj verdi.
İsrail'in 27 Aralık'tan beri devam eden ve yüzlerce sivilin ölümüne ve binlercesinin yaralanmasına neden olan Gazze'ye yönelik saldırıları konusunda Avrupa Birliği'nin (AB) tutumun eleştiren Alman Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Claudia Roth, "Gazze'de 1,5 milyon insan açık bir ceza evinde yaşıyor. Bu insanlar tıbbi bakıma muhtaçlar, gıdaya ihtiyaç duyuyorlar, şiddete maruz kalıyorlar. Türkiye bu konuda önemli bir arabulucu rolü oynayabilir ve oynamalıdır. Türkiye'nin Suriye örneğinde olduğu gibi yürütmekte olduğu barış çabaları çok önemli ve merkezi bir rol oynuyor. Şiddetin tırmanmaması için büyük gayret sarf ediyor. Avrupa ise rezil bir durumda. Avrupa Ortadoğu'ya barışın getirilmesi konusunda daha aktif rol alabilirdi. AB'nin Gazze saldırılarında gösterdiği tavır tam anlamıyla rezil bir tavır. AB, böyle büyük krizlerde tek sesli konuşmalıdır. Konuşmak zorundadır. Ve ateşkesin sağlanması için daha aktif çaba sarf etmelidir. Şiddetin bütün taraflarına yönelik geniş kapsamlı bir ateşkes yapmaları konusunda çalışmalıdır." dedi.
Türkiye'nin krizden sonra Avrupa için öneminin arttığına dikkat çeken Roth, ancak AB reformları konusunda bir yavaşlama olduğuna söyledi. Roth şöyle konuştu: "Türkiye AB için tabiî ki çok önemli. Müstakbel ve eşit bir üyesi olmalıdır. Ama şunu da söylemeliyim ki Türkiye şartları yerine getirmelidir. Bu şu demek; reform süreci tamamlanmalıdır. Erdoğan hükümetinin şu sıralar bu konudaki ses tonu hiç hoşuma gitmiyor. Reformların hayata geçirilmesi konusundaki sesi net değil. Geriye doğru adım görüyorum. Tabii onlar için de eşit muamele görme önemli. Onların yaşadığı zorlukları da anlıyorum. Ama bunun dışında iç politika, dış politika ve entegrasyon konusunda Avrupa'nın genişlemesi konusunda Türkiye çok önemli bir aktör."
Avrupa Parlamentosu Milletvekili ve Yeşiller Partisi'nin Türk kökenli Eşbaşakanı Cem Özdemir ise, Gazze'ye yönelik saldırıların bir an önce durması ve Hamas ve İsrail'in ateşkese varması gerektiğini söyledi. "Biz barıştan yanayız, silahların susmasını istiyoruz. Ama her iki taraftaki silahların da susmasını istiyoruz. Gazze'den İsrail'e yönlendirilen roketler de durdurulmalı ve tersi operasyonlar da durdurulmalı." diyen Özdemir, bu konuda Avrupa Birliği'ne de önemli görevler düştüğünü kaydetti. Özdemir şöyle konuştu: "AB'ye burada önemli görevler düşmekte. Çünkü biz iki tarafı da tanıyoruz. İki tarafla da ilişkilerimiz var. İki tarafı da bir an önce silahları susturmaya çağırıyoruz. Çünkü olan insanlara oluyor, sivillere oluyor. Düşmanlık tohumları ekiliyor. İnsan komşusunu seçemez, eninde sonunda komşusuyla birlikte yaşamak zorunda. Dolayısıyla Filistinliler ve İsrailliler anlaşmak zorunda. Başka çaresi yok."
Avrupa Birliği'nin Gazze krizinde tek sesli konuşamadığına dikkat çeken Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Özdemir, AB ve Almanya'nın bölgede barış için çabalarını artırması gerektiğini söyledi. Özdemir, "Şüphesiz çabaların artırması gerekiyor. Avrupa'nın en büyük sorunu ortak dışişleri bakanımız yok. Ortak bir tek sesimiz yok. Dönem başkanlığı altı ayda bir değişiyor. 27 ülke ortak bir şekilde tek bir sesle konuşursa tek bir ülke yapar. Daha etkili olur. Dolayısıyla bundan sonra yapmamız gereken, gerek Rusya politikası gerek, gerek Ortadoğu politikamız, gerek diğer konular Avrupa tek sesli dış politika üretmeli."
"Kürtçe yayın geç kalmış önemli bir adım"
Alman Yeşiller Partili Eşbaşkanlar Roth ve Özdemir, TRT 6'nın Kürtçe yayınları konusunda "Geç kalmış ama olumlu bir adım" yorumunu yaptı. TRT'nin Kürtçe yayınlara başlamasını sevindirici bulan Claudia Roth, İsviçre'deki çok dilli yayınları örnek gösterdi. Roth, "İnsanların kendi ana dillerinde radyo dinleme ve televizyon seyretmeye hakları vardır. İsviçre'de bunun örneği var. Biliyorsunuz. Orası çok dilli bir ülke. İtalyanca var, Fransızca ve Almanca var. Latince var. Böyle bir şeyin Türkiye'de de uygulamaya konulması sevindirici. Ama zengin içerikli bir program olmalı" dedi. Özdemir ise şunları kaydetti: "Hayırlı uğurlu olsun diyorum. Gerçekten çok önemli bir başlangıç, gecikmeli de olsa. Bence önemli bir adım. Türkiye'yi biraz daha normal bir ülke haline getirmiş oluyoruz. Dilerim başarılı bir program olur. Devlet propagandasından ziyade daha çağdaş daha modern bir program olur. Türkiye'deki bütün farklı pozisyonları yansıtan bir program olur. Dilerim bundan böyle Türkiye'de konuşulan diğer dillerde de programlar olur. Çünkü bu da çağımızın gereği. Bunlar Türkiye'nin zenginliğidir. Bütün bu diller unutulmamalı konuşulmalı."
Alman Haber Ajansı DPA'nın da Nisan ayında Türkçe haberler yayınlamaya başlamasını da bu çerçevede değerlendiren Özdemir, "Hoş bir şey bu tabii ki. Çünkü çağımızın gereği. Konuşulan bütün diller bir zenginliktir. Toplumu zenginleştiren unsurlardır. Atalarımız 'bir dil bir insandır' demişler. Bence bütün düşünce bundan ibaret olmalı. Dolayısıyla burada Türkçe öğretilmesi ve Türkiye'de Kürtçenin konuşulması kimseyi tehdit etmez, tam tersi." dedi. Özdemir, Almanya'da yaşayan göçmen kökenlilere de seslenerek, Almanya siyasetinde daha aktif olmalarını istedi. Yeşiller Partili Türk kökenli politikacı "Almanya sadece Alman kökenlilerin değil, burada yaşayan ve vergi ödeyen herkesindir" dedi.