Hükümet,” terörle mücadele” kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri’ni ‘bir bütün olarak’ görevlendirmek için yeni bir yasa çıkarmak amacıyla kanun tasarısını Meclis’e sundu. Tasarıya göre, ”terörle mücadele” için gerekli olması halinde İçişleri Bakanlığı’nın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararıyla Türk Silahlı Kuvvetleri doğrudan görevlendirilebilecek. Tasarıyla askerlerin, valilerin talebi üzerine” terörle mücadele”ye katılması uygulaması değiştirilmiş olacak. Bakanlar Kurulu kararında; görevin kapsam ve süresi, görev alanı, istihbarat yetkisinin kapsamı, destek silahlarının kullanımına yönelik sınırlamalar, görevlendirilen birliklerin mülki amirler ve genel kolluk kuvvetleri ile ilişkileri gibi hususlar gösterilecek. Görevlendirilecek TSK birliklerinin çapı, teşkilatı, konuşlandırılacağı yerler, emir komuta ilişkileri ve kuvvet kaydırılması gibi hususlar ise Genelkurmay Başkanlığı tarafından belirlenecek.
Görevlendirilen TSK birlikleri ve personeli, kendi komutanının sorumluluğu altında ve onun emir ve talimatlarına göre TSK İç Hizmet Kanunu’nda belirtilen yetkiler ile kolluk kuvvetlerinin genel güvenliği sağlamada sahip olduğu yetkileri kullanarak verilen görevleri yerine getirecek.
TSK personelinin “terörle mücadele” faaliyetleri askerlik hizmet ve görevlerinden, bu faaliyetler sebebiyle işlendiği iddia edilen suçlar ise askeri suç sayılacak. Böylelikle bir yargılama olacaksa, gerekli prosedürlerin tamamlanmasın ardından askeri mahkemelerde yargılamalar yapılacak. TSK personeli dışındaki memur ve diğer kamu görevlilerinin bu kapsamdaki görev ve faaliyetleri sebebiyle işledikleri iddia edilen suçlarla ilgili de ‘amirinin izni’ gerekecek. Bu suç sebebiyle soruşturma izni verilene kadar yakalama, gözaltı ve tutuklama yapılamayacak. Tıpkı MİT müsteşarına sağlandığı gibi Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanlarının yargılanabilmesi için de Başbakanın izni gerekecek.
Operasyonlarda gecikmesinde sakınca bulunan hallerde güvenlik kuvvetlerinin elinden kaçmakta olan kişilerin izlenirken girdikleri konuta, işyerine veya kamuya açık olmayan kapalı alanlar ile bunların eklentilerine, yetkili birlik komutanın yazılı emriyle girilebilecek. Birlik komutanının kararı 24 saat içinde hakim onayına sunulacak. Terörle mücadele edilirken, görevin niteliği gereği veya ifası sebebiyle verilen zararlar devlet tarafından karşılanacak. TSK personeli ile mülki idare amirleri, kolluk kuvvetleri ve diğer memurlar ve kamu görevlilerinin kararları, işlemleri ve faaliyetleri sebebiyle, kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk de dahil, tazminat davaları ancak devlet aleyhine açılabilecek.
Askerin kolluk gücü olarak kullanılması, operasyonlarda emniyet ve istihbarat kurumlarının doğrudan operasyonu yürüten komutana bağlanması, operasyon için ihtiyaç duyduğu kuvveti doğrudan Genel Kurmay tarafından belirlenmesi, operasyon esnasında oluşacak suçların askeri suç kapsamına alınarak yargılamalarda askeri mahkemelerin yetkilendirilmesi, askeri personelin yargılanmasının hiyerarşik sıralamaya göre Başbakan ve bakan iznine tabi tutulmaları, ev işyeri aramasının komutan emrine bağlanması, oluşacak zararlarla ilgili doğrudan devletin dava edilmesi gibi hususları göz önüne alındığında Tasarı ile Bakanlar Kurulu’na OHAL rejimi getirme yetkisi verilmek istendiği anlaşılmaktadır.
Mevcut haliyle tasarının yasalaşması halinde Türkiye, hukuk devletinin en temel özelliklerinden olan can ve mal güvenliğinin garanti altına alınması ve öngörülebilme niteliklerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacaktır. Ayrıca "darbeye zemin hazırlıyor" denilerek 2010 yılında iptal edilen EMASYA (Emniyet-Asayiş Yardımlaşma) Protokolü de yeniden hayata geçirilmiş olacaktır. Demokratik kazanımlardan geriye gidişi ifade eden bu tasarıya karşı, tüm Milletvekillerini hayır oyu vermeye çağırıyoruz.
Mehmet Arif KOÇER
MAZLUMDER Hukuk İşlerinden Sorumlu Gn.Bşk Yrd.