Yemen'de artan çatışmalar endişe vericidir!
Arap yarımadasının güney batısında, Bab-ül Mendeb ve Kızıldeniz'in doğu yakasında bulunan Yemen son aylarda iç savaşlar ve insani krizlerle gündeme gelmektedir. 23 milyonluk nüfusunun çoğunluğu Sünni olan ülkede %30 civarında Şii Zeydi azınlık bulunmaktadır. Zeydi azınlığın yoğun yaşadığı ve Suudi Arabistan sınırındaki Saada bölgesi ise bugünkü çatışmaların merkezi durumundadır.
Tarihsel bakımdan çatışmaların kaynağı daha da gerilere gitmekle beraber, 2004 yılında yaşanan gelişmeler ve bölgedeki muhalif Zeydi grubun lideri Hüseyin el Husi'nin öldürülmesiyle ihtilaf zirveye çıkmış, ardından konu uluslar arası toplumun gündemine gelmiştir. 2004'ü takip eden yıllarda çatışmalar aralıklarla devam etmiş, 2009 yılı Ağustos ayında başlayan son çatışma ise henüz durdurulamamıştır.
2009 Ağustos'unda başlayan iç savaş bölgede büyük çaplı bir insani krize neden olmuştur. Uluslar arası toplum yaşanan insani krizi çözme noktasında henüz bir ilerleme gösterememiştir. Çatışmalar şiddetini arttırarak devam etmiş ve Suudi Arabistan'ın güneyine de sıçramıştır. Suudi Kuvvetleri havadan ve karadan Yemen içlerine
Çatışmaların durdurulamaması ve Suudi Arabistan'ın güney bölgelerine yayılması bölgedeki insani durum açısından endişe vericidir. Ağustos ayından beri devam eden çatışmalarda kesin olmamakla beraber 170-200 bin arasında kişinin mülteci durumuna düştüğü ve yüzlerce kişinin de öldüğü tahmin edilmektedir. Birleşmiş Milletler bölgeyle ilgili acil gıda, çadır ve diğer yardım malzemeleri için çağrı yapmaktadır. Aynı şekilde UNICEF bölgedeki çocuklarla ilgili yetersiz beslenme sorunu olduğu ve yüzlerce çocuğun bu nedenle ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu açıklamıştır. Dünya Sağlık Örgütü ise bölgedeki imkânların çok yetersiz olduğu ve acil tıbbi destek sağlanması çağrısında bulunmuştur.
Çatışmaların Suudi Arabistan'a sıçramasıyla birlikte Suudi yönetimi bölgedeki köyleri tahliye etmiş, ülkeye daha önceden gelmiş olan Yemenli göçmenleri ve işçileri geri göndermeye başlamıştır. Gelecek olan sığınmacılara da sınırı kapattığını açıklayan Suudi yönetimi uluslararası insani hukuku ayaklar altına almak bir yana savaşın tahribatını arttırmaktadır. Yardım örgütlerinin bölgede rahat çalışamaması ise durumu daha da ağırlaştıran bir diğer faktördür. Tarafların yardım örgütlerinin bölgede rahat çalışabilmesi ve çalışanlarının can güvenliklerinin sağlanması noktasında üzerlerine düşeni yapmaları gerekmektedir.
Bölgeden gelen haberler, çatışan tarafların çocukları savaşta kullandığı, sivil yerleşim yerlerini ayrım gözetmeksizin bombaladığı ve sivil alanlara anti-personel mayın döşediği şeklindedir.
MAZLUMDER etnik, dinsel ve mezhepsel hiçbir ayrım yapılmaksızın bölgedeki çatışmaların son bulması, mültecilerin geri dönüşünün kolaylaştırılması, insani durumun düzeltilerek bölgenin yardım kuruluşlarına ve insan hakları örgütlerinin denetimine açılması, olaya üçüncü bir taraf olarak müdahale eden ülkelerin bu tür girişimlere son vermesi için çağrıda bulunmaktadır.
MAZLUMDER etnik, dini veya mezhebi farklılıklar sorunun politik hesaplaşmanın kanlı malzemesi yapılmak yerine evrensel insani ilkeler ve uluslararası hukukun hakemliğinde çözülmesinin, yüzyıllar içinde biriktirilmiş olan beşeri deneyimin hikmetine uygun düştüğünü bir kez daha hatırlatır.