Basın Açıklamaları

Yargısız İnfaz ve Görevi Kötüye Kullanmaların Cezasız Bırakılması Kabul Edilemez!

KCK tarafından ilan edilen eylemsizlik kararına örgütün bütün yapılarıyla uyması, devletin de ilan edilen ateşkese olumlu cevap vererek operasyonları durdurması gerektiği şeklindeki çağrımızı yineliyoruz. Bu ateşkesin kalıcı bir barışa vesile olması için tarafların ivedilikle somut adımlar atarak çözüm sürecini masada, kaldığı yerden devam ettirmelerini talep ediyoruz.

Diyarbakır’ın Bismil İlçesinde kaymakamlık kararıyla 6 Ekim 2015 Salı Günü saat 12.00 itibariyle ilçenin Dumlupınar, Fırat, Tekel ve Ulutürk adlı dört mahallesinde sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş, sokağa çıkma yasağının ilanı ardından özel harekat unsurlarınca mahalleler abluka altına alınmış, zırhlı araçlarla mahallelere girilmek suretiyle buralarda operasyon başlatılmıştır. Operasyon sırasında PKK ile bağlantılı YDGH grubu üyesi olduğu iddia edilen 3 kişi ile Doğan İNCE adlı sivil bir kişi özel harekât unsurlarının saldırısından dolayı kaçıp metruk bir eve sığınmak durumunda kalmıştır. Bu metruk evin önünde duran zırhlı polis aracıyla evin rastgele taranması sonucunda 3 kişi öldürülmüş, o sırada evden kaçan diğer bir kişi ise evin bahçesinde öldürülmüştür. Yerel kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre Doğan İNCE adlı sivil yurttaşın yaşanan olaylarla hiçbir ilgi ve ilişkisinin olmadığı sadece kendisinden alınan motosikletini almak amacıyla olay mahalline geldiği, operasyon sırasında özel harekât polislerinin saldırısı sonrası gayriihtiyarî bir şekilde hiç tanımadığı 2 kişi ve bir arkadaşıyla beraber boş bir eve girdikten sonra yargısız bir şekilde infaz edildiğidir.

Yine Diyarbakır’ın Merkez Sur İlçesinde 10 Ekim 2015 Cumartesi Günü saat 05:00 itibariyle sur içinde kalan bölgedeki mahallelerde Diyarbakır Valiliğinin kararıyla sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş, yasakla birlikte tüm merkez mahalleleri polis ablukasına alınmış, havadan da helikopter desteğiyle ilçede operasyon başlatılmıştır. Sokağa çıkma yasağının 3. gününde Hasırlı Mahallesinde akrabalarıyla beraber fırından ekmek almak için evden çıkan Helin Hasret ŞEN adlı 12 yaşındaki çocuk o sırada herhangi çatışma olmamasına rağmen polislerin açtığı ateş sonucunda vurulmuş, mahalleye ambulans giremediğinden küçük kız çocuğu mahallede uzun bir süre bekletilmiş ve ne yazık ki gerekli acil müdahaleler yapılamadığından Helin ŞEN yaşamını yitirmiştir. Ayrıca sokağa çıkma yasağının ilan edildiği ilçede taraflar arasında çıkan çatışmalarda ağır silahların kullanılması neticesinde yüzlerce yıllık tarihi dokularda ve sivil yurttaşların evlerinde ciddi zararlar meydana gelmiştir.

İki buçuk yıl süren Çözüm Sürecinin temmuz ayında fiili olarak son bulmasının akabinde taraflar arasındaki çatışmalar şiddetlenmiş, yaşanan bu çatışma ve gergin atmosferden kaynaklı kişilerin yaşam hakkı, vücut dokunulmazlıkları ciddi biçimde zarar görmüştür. Çatışmaların sivil alana taşınmış olması ve yoğunluğunun artmasıyla birlikte şehir ve ilçe merkezlerinde yapılan müdahalelerde güvenlik güçlerinin hukuk dışına çıkmaları bilhassa sivil insanların yaşam hakkı ve vücut dokunulmazlıklarına yönelik gerekli hassasiyeti göstermemeleri, ölçülülük ilkesine aykırı davranmaları ve bu durumlarda hukukun dışına çıkan sorumlular hakkında gerekli adli ve idari tahkikatların yürütülmemesi biz sivil toplum kuruluşlarını daha da kaygılandırmaktadır.

MAZLUMDER olarak, YDGH üyesi olduğu iddia edilen 3 kişinin sağ yakalanabilecekken öldürülmesinde ve çatışmalarla ilişkisiz iki sivil insanın öldürülmesinde görevi kötüye kullanma ile yargısız infaz suçlarının işlendiği kanaatini taşıyoruz. Bu yaşam hakkı ihlallerine yol açan sorumlular hakkında gerekli adli ve idari tahkikatın ivedilikle yapılmasını talep ediyor, güvenlik güçlerinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile garanti altına alınan yaşam hakkı, ölçülülük ve demokratik toplum ilkelerine gerekli hassasiyeti göstermeleri konusunda gerekli tedbirlerin alınmasını istiyoruz.

Son üç aylık çatışmalı süreçte yaşamını yitirenlerin ailelerine başsağlığı diliyor, KCK tarafından ilan edilen eylemsizlik kararına örgütün bütün yapılarıyla uyması, devletin de ilan edilen ateşkese olumlu cevap vererek operasyonları durdurması gerektiği şeklindeki çağrımızı yineliyoruz. Bu ateşkesin kalıcı bir barışa vesile olması için tarafların  ivedilikle somut adımlar atarak çözüm sürecini masada, kaldığı yerden devam ettirmelerini talep ediyoruz.

MAZLUMDER Çatışma İzleme ve Çözüm Grubu