Ülkemiz de son günlerde, Ak Parti hükümeti tarafından başlatılan demokratikleşme süreciyle ilgili tavrımızı ve bu konudaki görüşlerimizi kamuoyuyla paylaşmak ve öncelikle yapılması gereken açılımları, bir insan hakları kurumu olarak; hükümet ve kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz. Türkiye'de acil çözüm bekleyen sorunların başında, Kürtlere yönelik gerçekleştirilen haksızlıklar gelmektedir. Bu haksızlıklar, Türkiye' de demokrasinin pekişmesi ve olgunlaşmasının, toplumsal uzlaşma ve barışın tesis edilmesinin önündeki en önemli ve en büyük engeldir. <!--?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /-->
Kürt sorununu bir güvenlik sorunu olarak nitelendiren, çözümün adını "terörle mücadele" koyan yaklaşımlar inandırıcılığını yitirdi. Terörle mücadele adıyla yapılan uygulamalarda, hukuk dışı birçok uygulama meydana geldi. Hukuk içersinde kalınmadı. Korucular, JİTEM ve Ergenekon, "devlet kutsaldır, öldürmek mubahtır" diyerek ülkede adeta terör estirdi. Bu nedenle bölgemizde "terörle mücadele" endeksli politikalar artık iflas etti.
Demokratik açılım tartışmaları henüz yeni başlamasına rağmen, birçok olumsuz olay cereyan etmiş ve bu sürecin uzun soluklu ve zorlu olacağı görülmüştür. Ayrıca, elindeki silahlı askeri tehdit olarak sunanların, özellikle de bu ülkede bu gücü zaman zaman kullanarak demokrasiyi geriye götürenlerin, asli görevlerine dönmesi gerekmektedir. Onlar kendilerine teslim edilen ve bir hiç uğruna kaybedilen binlerce 'ana kuzusu'nun ve 'kaza' süsü veya 'intihar' süsü verilerek ölen askerlerin hesabını vermelidir. Sadece Elazığ'ın Karakoçan ilçesi, Koçyiğitler Piyade Taburunda; dört askerin hayatını kaybetmesi bile, vicdanı olan ve en tepede bulunan komutana kadar istifa ederek çekip gitmesi için yeter.
Yine açıklamalarında, Genelkurmay başkanı Org. İlker Başbuğ'un yanı sıra, gerek MHP lideri Devlet Bahçeli ve gerekse CHP lideri Deniz Baykal ortalığı germekte, savaş çığırtkanlığı yapmakta, bu yönüyle provakatif eylemlere neden olabilecek söylemler kullanmaktadırlar.
Nitekim bazı provakatif eylemler şimdiden baş gösterdi bile, DTP Urfa il örgütüne bağlı irtibat bürosu, geçtiğimiz gün herkesin balkonda ve uyanık olduğu bir saatte Molotof kokteyli atılarak saldırıya maruz kaldı.
Tüm bu gelişmelerden hareketle, Türkiye artık, Avrupa Birliği (AB) üyeliği sürecinde temel insan hakları normlarına göre "ulusal egemenlik" kavramını yeniden tanımlamak zorundadır. Bu şekilde ülke, hem bölünme fobisinden hem de 'ülke bölünecek' diye mazeretler üreterek demokrasiye zarar verenlerden kurtulmuş olacaktır.
Kalıcı ve gerçek bir toplumsal barış ve uzlaşının sağlanmasında devlete düşen görev, Kürt sorununu temelden çözme yolunda kaçınılmaz ve sorunu doğuran ana esas olan "Tek ulus, tek millet, tek devlet" anlayışından kurtulmaktır. Tüm vatandaşlarının eşit statüde olacağı, temel insan hakları ve uluslararası normlara uygun bir anlayışın hâkim olduğu bir yapıyı benimsemesi ve bunu demokrasinin gereği olarak görebilmesi gerekmektedir.
MAZLUMDER olarak, bu bağlamda acil çözüm önerilerimizden bir kaçını şöyle sıralayabiliriz;
Ø Koruculuk sistemi kaldırılmalı
Ø Tüm tarafların kışkırtıcı beyanlardan kaçınmalı
Ø Gösterilerde tutuklanan çocuklar serbest bırakılmalı
Ø Kültürel asimilasyon politikaları terk edilmeli
Ø Anadilde eğitimin önünün açılmalı
Ø Bölgedeki kamu kurumlarında, bölgede konuşulan dili bilen personeller istihdam edilmeli
Ø Yerleşim yerlerinin eski isimleri, talep edilmesi beklenmeden iade edilmeli
Ø Bölgeler arasındaki eşitsizlik ortadan kaldırılmalı
Ø Gözaltında, asayiş olaylarında veya herhangi bir durumda keyfi, hukuk dışı uygulamalar son bulmalı. Önleyici tedbirler alınmalı, işkence ve onur kırıcı uygulamalara son verilmeli
Ø Terörle Mücadele Kanunu'nun (TMK) kaldırılmalı
Ø Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu (PVSK) yeniden düzenlenmeli
Ø Şeffaf, bağımsız ve adil bir yargı için sistem yeniden yapılandırılmalı
Ø Kürt olgusu demokratikleşmenin temel bir olgusu olarak kabul edilmeli
Ø Dağdaki, sürgündeki ve cezaevindeki TC. vatandaşlarına yönelik yasal ve demokratik çalışmalar yapılarak ve onurları çiğnenmeyecek şekilde tekrar topluma geri kazandırılmalı
Ø AB uyum yasalarına hız verilmelidir.