Türkiye'nin barış ihtiyacının bir kez daha masaya yatırıldığı Türkiye Barış Meclisi (TBM) 3. Toplantısı, barışı güçlendirme, Kürt sorununun demokratik çözümüne katkı amacıyla uluslararası konferans toplama kararı aldı. TBM ayrıca, "halklar arasındaki ayrımcılığı, nefreti ve şiddeti körükleyen söylem, tutum ve davranışlardan vazgeçilmeleri" bakımından iktidar ve muhalefet partileri ile medyayı uyarmayı da görev edindi.
Barışı zorlaştıran ortam
Barış Meclisi'nin Ankara'da yoğun katılımla gerçekleştirdiği 3. Toplantısı bir dizi karar ve Barış Meclisi'nin kurumsallaşması gerekliliği ile sona erdi. Yerellerden barış taleplerinin de seslendirildiği toplantının sonuç bildirgesinde, dönemde kurumsallaşma görevi hedef olarak alındı. Bildirgede, "Ülkede milliyetçilik ve ırkçılığın yükseldiği; militarizm ve otoriterleşme eğilimlerinin güçlendiği; şiddetin yüksek dozda cereyan ettiği; ayrımcılığın ve dışlayıcı tutumların yaygınlaştığı; farklılıkları yok sayan 'ya sev ya terk et' dayatmalarının arttığı; iç savaş tehlikesinin kapıda beklediği; diğer yandan tüm dünyayı etkisi altına alan ekonomik krizin sosyal yıkımlara yol açtığı, küresel çatışma ve savaş tehlikesini güçlendirdiği koşullar"a dikkat çekildi. Bu koşulların barış çalışmalarını zorlaştırmakla birlikte, zorunlu ve imkanlı hale getirdiğinin de altı çizildi.
Partiler ile görüşme
TBM'nin çalışmalarının yeterli ve etkin olmadığı ancak "barış hareketi açısından, çok önemli ve değerli deneyim ve birikimlere yol açtığı" vurgulandı. Başta hükümet ve muhalefet partileri olmak üzere tüm siyasal çevreleri ve medya, ayrımcılığı, halklar arasındaki gerilimi, nefreti ve şiddeti körükleyen, her türlü söylem, tutum ve davranışı terk etmeye çağrıldı.
Bildirgede Abdullah Öcalan'ın tutulduğu İmralı Cezaevi vurgusu da yapılarak, "Temel hak ve özgürlüklere, Türkiye'nin altına imza attığı sözleşmelere aykırı olan İmralı Cezaevi'ndeki tecrit uygulaması, toplumsal duyarlılıklara da özen gösterilerek son bulmalı" denildi.
Şiddet son bulsun
Sonuç bildirgesinde, toplumsal gerilim ve yarılmaların tırmandırılmasına zemin oluşturan şiddetin son bulması için operasyonların ve çatışmaların durdurulması çağrılarının ısrarla sürdürülmesi istendi.
Çağrıları etkin kılacak yeni yöntem ve araçların geliştirilmesi gerektiği belirtildi. Barışın önündeki en büyük engellerden biri olarak "12 Eylül askeri darbesinin ürünü mevcut anayasa" gösterildi.
Anayasanın değiştirilmesi yönündeki çalışmaların, "Anayasa Konferansı"nın sonuçları ışığında yoğunlaştırılması gerektiği dile getirildi. Yerel barış meclisleri girişimlerinin desteklenmesi ve aktif katılımların güçlendirilmesinin de önemine vurgu yapılarak, emek örgütleri ve sendikalarla ilişki ve işbirliğinin öneminin de altı çizildi. Bildirgede, "Ekonomik krizin yol açtığı, açacağı ağır sorunların, egemenlerin ya da siyasal iktidarın hedef saptırmaları, kışkırtmaları sonucu toplumsal yarılmaları derinleştirici, barış çalışmalarını engelleyici rol oynamasına karşı duyarlılık oluşturulmalı" denildi.
Barış deneyimleri paylaşılmalı
Uluslararası Barış Konferansı toplanması kararına vurgu yapılan bildirgede, "Farklı ülke deneyimlerinin ve uluslararası çalışmaların paylaşılmasının" önemi belirtilerek, "Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümüne yönelik öneri ve duyarlılıkların geliştirilmesi bakımından yararlı olacağı" kaydedildi.
Halkların karşılıklı olarak empati kurabilmeleri, birbirlerini hissetmesi ve yaşanan acıları ortak duygu haline getirebilmeleri amacıyla yapılacak bir mektup kampanyasının barış çalışmalarını güçlendireceğinin de dile getirildiği bildirgede, toplumun barış taleplerini ve duyarlılığını artırmaya yönelik çalışmalara da etkinlik sağlanması istendi.
Bu bağlamda kadın, medya gibi konularda konferanslar toplanması gereği de ifade edildi. Yerel seçimler de unutulmayarak, "Yerel seçimlerde yer alacak parti ve adayları programlarında ayrımcılığa ve şiddete karşı çıkmaları, Kürt sorununun demokratik ve barışçı çözümüne yer vermeleri doğrultusunda teşvik edici çalışmalar yapılması" istendi.