Bursa Kültür A.Ş ile Hanımlar Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından düzenlenen ve Mazlumder Bursa Şubesi’nin de destek verdiği “Türkiye’de Müslüman olmak” başlıklı panel 23 Mayıs Cumartesi saat 14:00’da İbrahim Paşa Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.
Moderatörlüğünü Hayrunnnisa Kökbıyık’ın yaptığı panelde; Prof. Dr. Besim Dellaloğlu, Fatma Akdokur Aktaş ve Ümit Aktaş konuşmacı olarak yer aldılar. Sözü ilk olarak Besim Dellaloğlu aldı. Konuşmadan bazı satır başları şu şekilde:
“-Türkiye Devleti bir vesayet devletidir halkın talepleri üzerine kurulmamıştır. Devlet kurulduktan sonra cemaatleri grupları filtrelerden geçirdi. Sünnileri laikleştirmeye, Kürtleri Türkleştirmeye, Alevileri Sünnileştirmeye çalışmıştır. 1980 yılına kadar kamusal alanda baskılar artmış ama 80 den sonra bu kalıplar kırılmaya başlamıştır.
-Devlet kuruluşunda modernliğin varlığını kadınlar üstünde gösterse bile başörtülü eğitimi yasaklayarak Türkiye’de ki Müslüman kadınları eğitimden uzaklaştırmış, her ne kadar kadınları eğitim hayatına sokmak istese de bu yaptığı ile çelişki içine düşmüştür.
-Türkiye’deki başörtü sorunu 28 şubat ile fark edildi. Bende bunu okulda öğrencilerimde fark ettim. Fakat başörtüsü aynı siyasal gelenekten gelen Müslüman gençlerden kadınlar üzerinde etkili oldu, erkek öğrenciler bundan zarar görmedi.
-28 Şubat’tan sonra Müslümanlar merkeze doğru kaydı ama artık zamanında çiğnenen anti demokratik tavırlarla geleceğine zarar vermekteler. Buna karşı ise Müslümanların yapacağı en iyi şey bol bol özeleştiri olmalıdır. Ve şu bilinmeli ki demokrasi kurumlar ile alınmaz demokrasi üretilir.”
Fatma Akdokur Aktaş’ın konuşmasından bazı satır başları şu şekilde:
“-Hepimiz yaşadığımız coğrafyanın yazgılarını yaşamak zorunda kalıyoruz. Müslüman kadınlar ilk olarak milli görüş hareketi ile kimliklerini ifade etmeye başladı. İran Devrimi’nde rol oynayan kadınlar Türkiye’deki kadınları etkiledi.
-Müslüman kadınlar başörtüsü ile Türkiye de siyaset, eğitim alanında engelli bir zemindeydi. Müslüman kadınlar dayatmacı ve kendilerini bir kalıba sokma çabalarına karşı direndi. Sonucunda bugünkü kazanımları elde etti ve bu kazanımların kimse tarafından suiistimal edilmesini istemiyoruz. Bu kazanımları alırken de mücadeleye destek olanları es geçmemeliyiz.
-Müslüman kadınlar sadece sistemin baskısında kalmadı, kendilerini hayattan soyutlayan kocalarının, mücadelelerini küçümseyen hocalarının da baskısı altında kaldı. Bundan sebep sloganımız ‘Ne Paşaya Ne Hocaya Ne Kocaya’ idi.”
Ümit Aktaş’ın konuşmasından bazı satır başları şu şekilde:
“-Osmanlıdan Cumhuriyete geçiş bir kopma değil bir devamlılık idi.
-Türkiye’de iki geniş taban var Muhafazakar Sünniler ve Muhafazakar Aleviler.
-100 Yıllık süreçte mağdurlar sadece Müslümanlar olarak lanse edilmemeli, Kürtler, Rumlar, Ermeniler ve diğerleri de zulümlere maruz kaldı.
-Artık ‘Müslümanlar zulüm altında’ söylemi eskidi, bundan sonra diğer mağduriyetler giderilmeli.
-Müslümanlar çelişkilerden kurtulmalı anti-emperyalist söylem ve eylemlerde bulunarak kapitalist icraatlardan vazgeçmeliler.
-Müslümanlar tarafından yerilen ordu, diyanet, polis şimdi yüceltiliyor. Anadilde eğitim hakkı ile vicdani ret artık Müslümalar tarafından yok sayılıyor.
-Müslümanlar mazlumluktan zalimliğe doğru kayıyorlar.”
Konuşmaların tamamlanmasının ardından soru cevap kısmı ile panel sona erdi.
Mazlumder Bursa Şubesi