Basın Açıklamaları

Türkiye barış arayışı ile yüzleşmeli

Türkiye Barış Meclisi toplantısında 'Hiç olmazsa yüreği yanan analarla masaya oturun' vurgusu yapıldı

Kuruluşunu 1 Eylül 2007'de gerçekleştiren Türkiye Barış Meclisi (TBM) 3. Olağan Toplantısı'nı dün yine "barış" talebiyle yaptı. TBM, konuklar ve delegeler adına yapılan konuşmalarda son dönemde artan şiddet ve milliyetçi-ırkçı saldırılardan duyulan kaygılar, ülkenin giderek "iç savaşa sürüklenme tehlikesi" dile getirildi.
TBM 3. Olağan Toplantısı, İMO Teoman Öztürk Salonu'nda yapıldı. Toplantıya DTP Grup Başkan Vekili Selahattin Demirtaş, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ve PM üyelerinden Ali Rıza Yurtsever, SDP Genel Başkanı Filiz Koçali, EMEP genel başkan yardımcıları Ender İmrek, Kamil Tekin Sürek ve Haydar Kaya, Ankara İl Başkanı Selma Gürkan, İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, DEP eski Milletvekili Selim Sadak, DTP Yüksekova Belediye Başkanı Salih Yıldız, Prof. Baskın Oran, İstanbul Kürt Enstitüsü Başkanı Sami Tan, Prof. Dr. Cengiz Güleç, Diyarbakır eski Belediye Başkanı Feridun Çelik, barış anaları, Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Kazım Genç, PSAKD Genel Sekreteri Kemal Bülbül, KESK Genel Başkanı Sami Evren, eski parlamenterlerden Kamil Ateşoğulları'nın da aralarında bulunduğu çok sayıda kitle ve meslek örgütleri, dernek ve siyasi parti temsilcileri katıldı. Toplantı, TBM kuruluş ve çalışmalarını anlatan sinevizyon gösterimi ve Yaşar Kemal'in "Ya gerçek demokrasi ya hiç" sözleriyle başladı. Orhan Doğan, Hrant Dink ve Mehmed Uzun'un da unutulmadığı sinevizyon gösterimi, "Barışa bir şans verin" çağrısı ile sona erdi.
Barış arayışı ile yüzleşme
Divan başkanlığına TİHV Genel Sekreteri Metin Bakalcı'nın getirildiği toplantının açılış konuşmasını
TBM Sözcüsü Ayhan Bilgen yaptı. "Türkiye barış arayışı ile yüzleşmeli" diye sözlerine başlayan Bilgen, çatışmaların yoğunlaştığı bir ortamda, barışın çığlığını duyurmaya, barışa dair çağrıları yaygınlaştırmaya çalıştıklarını söyledi. Barış Meclisi kurulduktan sonra da yüzlerce insanın çatışmalarda hayatını kaybettiğini belirten Bilgen, "Kayıpların acısını paylaşmanın ötesinde, barış ortamını egemen kılamamış olmanın sorumluluğunu da üzerimizde hissederek bugünlere geldik" dedi. "Her türlü siyasi tarafgirliğin ötesinde, tümüyle insani bir sorumlulukla Türkiye'nin bir iç savaşa sürüklenme tehlikesine" yeniden dikkat çektiklerini belirten Bilgen, Altınova örneği başta olmak üzere toplumsal gerilim ve çatışmaların, birlikte yaşama koşullarının ne kadar zayıf temeller üzerine oturduğunu ortaya koyduğunu da dile getirdi.
Öcalan duyarlılığı
Öcalan'a yönelik uygulamalarla ilgili iddialara da değinen Bilgen, Kürtlerin bu konudaki duyarlılığının dikkate alınmamasının bedelinin bir kişinin yaşamını yitirmesi, onlarca yaralı ve ciddi hasarla ödendiğini söyledi.
Toplumda savaş ekonomisinin yoksulluğu körükleyen rolü ile yüzleşmek bir yana, yoksullaşmanın ortaya koyacağı gerilim ve travmayı bastırmanın aracı olarak Kürt sorununun kullanılmak isteneceğini belirten Bilgen, bunları etkisiz kılmak için toplumsal duyarlılığı güçlendirmek gerektiğini söyledi. Bilgen, yeni bir kuruluş hukukunu düzenleyecek anayasa ihtiyacı yok sayılarak, toplumsal barışın tesis edilemeyeceğinin görüldüğünü sözlerine ekledi.
'Nasıl ve kiminle barış?'
Bilgen, "nasıl bir barış, kiminle barış" sorularına da yanıt aradı. Bilgen, "Elbette onurlu bir barış, hemen barış, önce barış" dedi. Bilgen, 'kiminle barış' sorusuna yanıt olarak da Türkiye'yi yönetenlere, "Daha fazla kan dökülmemesi için hiç olmazsa vicdanlarınızla barışın, geçmişinizle ve gerçeklerle yüzleşin, hâlâ tümüyle kaybolmamışsa insanlığınızla muhatap olun, bir çocuğu askerde diğeri dağda olan analarla masaya oturun" çağrısı yaptı.
TBM sözcülerinden Yüksel Mutlu da Çalışma Raporu'nu sunduğu konuşmasında, Türkiye'yi bir iç savaşa sürükleyecek bir ortamın olmaması için "sağduyu", öfke ve linç kültürüne karşı "insani değerleri öne çıkarma" çağrıları yaptı.
Silah bırakma tartışması
Prof. Dr. Baskın Oran da, Osmanlı'dan bu yana bütün sorunların halının altına süpürüldüğünü ve halının altında feci şekilde kokmaya başladığını belirtti.
PKK'nin şiddeti nedeniyle Kürt sorununun anlatılamadığını da belirterek, PKK'nin bu şiddeti ile "şiddetin sürmesini isteyen kesimlere memeden süt verdiğini" kaydeden Oran, "Kürt halkına zarar verdiğini dikkate alarak PKK'nin koşulsuz silah bırakmasını ve topu devlete atmasını istemeliyiz" dedi.
DTP Grup Başkan Vekili Selahattin Demirtaş ise, PKK'nin silah bıraktığı döneme atıfta bulunarak, "Türkiye büyük bir fırsatı elinden kaçırdı" dedi. Bu kaçan fırsatın en büyük sorumlusunun Başbakan Erdoğan olduğunu belirten Demirtaş, Oran'ın "PKK koşulsuz silah bıraksın" çağrısına atıfta bulundu. "PKK silahları bırakmak için bir tek şart koşmuş değil" diyen Demirtaş, "Operasyonlar durduğu an silahlar susar" diye deklare etmiş bir örgüte "silahları bırak" çağrısının gerçekçi olmadığını söyledi. Demirtaş, "Barışı gerçekleştirebilmenin tek yolu vardır; AKP'yi tasfiye etmek" diye konuştu. (Ankara/EVRENSEL)


'Biz bu dili pazardan almadık'

Barış Anası Sultan Koyun:(Kürtçe konuştu)
Türkiye'nin her tarafından barış için geldik. Analar ağlamasın diye. Biz elimizi barışa uzatıyoruz, bebeklerimiz henüz sütten kesilirken barış istiyorlar. Tayyip Erdoğan 'ya sev, ya terk et' diyor. Müslümanlığın adaleti bu mu? Bu topraklarda artık anaların ağlamasını istemiyoruz. Biz bu dili pazardan almadık, Allah bize bahşetmiştir. Bir ülkede, aynı topraklar üzerinde yaşıyorken, bizi linç etmek istiyorlar, onları eleştiriyorum. Çocuklarımızın okumasını istiyoruz. Hiçbir zaman umutsuz değiliz, umutsuz da kalmayız.Bu sadece Kürtlerin sorunu değil, herkesin sorunudur. Aydın değilim, yüreğimdeki acıları dile getiriyorum. Yaşasın barış, özgürlük, Kürt ve Türk halkının kardeşliği.


Sürek: 'AKP, çözümü değil savaşı tercih ediyor'

AKP'nin iktidarda kaldığı süreçte demokrasi sorunlarına çözüm getirmek için herhangi bir adım atmadığına dikkat çeken EMEP Genel Başkan Yardımcısı Kamil Tekin Sürek, AKP'nin bölgede din istismarcılığını, batıda ise milliyetçi şoven duyguları kullandığını söyledi. Hükümetin, liberal çevrelerin desteğini kaybetmemek için "Biz bir şeyler yapmak istiyoruz ama askerler engelliyor" görüntüsü yarattığını kaydeden Sürek, "Bakan Vecdi Gönül'ün bütçe görüşmelerinde basına da yansıyan fısıltıları, aslında AKP'nin Kürt sorununda çözümü değil savaşı tercih edeceğini göstermektedir" dedi.
Prof. Dr. Cengiz Güleç: Sivil barış çalışmaları ile barışı tesis edemeyeceğimiz kesin. Siyasi irade gerektiriyor. Sadece akıl değil, siyaset tutukludur. Askeri vesayet, güç tarafından tutukludur. Bir siyasi erk ortaya çıkmadan, mevcut ortamda bu sorun çözülemez.
KESK Genel Başkanı Sami Evren: Barış Meclisi Türkiye'nin bir ihtiyacı. Bu Meclis'i asker anneleri ile de buluşturabilirsek, devletten ve PKK'den, savaşan taraflardan bağımsız kesimleri insanlarımız ile buluşturabilirsek, Meclis işlevini görecektir. Devletin ve Kürtlerin sorumluluğu aynı değildir. Barıştan yana olabilmek, Kürt halkından yana olabilmektir.
Yeşiller Partisi'nden Bilge Contepe: Farklılıklara tahammül ederek, farklılıklarımızı zenginliğimiz sayarak verilecek birleşik bir mücadele gereklidir.
ABF Genel Sekreteri Kazım Genç: 'Aleviler korkaktır, sokağa çıkmaz' söylemini yıkarak 9 Kasım'da yüz bin Alevi sokağa çıktı, 'eşit yurttaşlık' hakkı istediler. Sadece Aleviler için değil Sünniler, Çerkezler, Kürtler için de istediler bu hakkı. Bu ülkenin demokrasisinden, barışından, özgür yurttaş olma hakkından vazgeçemeyiz. Bu konularda el ele, yan yana durduğumuz zaman başaramayacağımız şey yok.
TBM Üyesi Seydi Fırat: Ortak dil, hassasiyet yakalayabilmeliyiz. Bir ortak hissiyat oluşturmadığımız müddetçe barışı yakalayamayız. Barış güçleri ortak bir dilden henüz uzaklar, bu konuda dağınıklık var. Yaşanan acılar hepimizin ortak acılarıdır. Kürt sorununun iç dinamiklerle çözümü esas alınmalı, adalete dayalı barış tesis edilmelidir. Adaletsizlik zaten çatışmayı üretiyor. Önümüzdeki süreçte bunun üzerine yoğunlaşabilirsek, 2009 yılına barışseverler olarak daha güçlü gireriz. Biz güven yakaladık, bir zemin yarattık, bunu daha da ileriye götürebiliriz. Barışı bütün kesimlerin rüyası haline getirebilirsek biz başarabiliriz.

Evrensel