“Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Tasarısı” 02/07/2014 tarihinde TBMM İçişleri Komisyonu’nda görüşülmüştür. Söz konusu tasarıyla ilgili MAZLUMDER’in görüşü Genel Başkan Ahmet Faruk ÜNSAL tarafından komisyona takdim edilmiştir.
02/07/2014
TBMM İçişleri Komisyonu, 27/06/2014 tarih, 65766554-130.02/184728sayı, 24 numaralı toplantı konulu yazısı
TBMM İçisleri Komisyonu Başkanlığına,
“Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Tasarısı (1/194-Esas)”nın Komisyon'da görüşülmesine kurumumuzun davet edilmesini takdirle karşıladığımızı ve nazik davete teşekkür ettiğimizi bildirmek isteriz. İlgili tasarı hakkında görüşlerimiz kısaca aşağıda belirtilmistir.
Gerek tasarının genel gerekçesine gerekse de maddelerin tek tek yazılı gerekçelerine bakıldığında açıkça görülmektedir ki bu tasarı Kürt sorunun barışçı çözümünde ilgili taraf ile yapılan görüşmelere bir yasal çerçeve çizmekte ve hem Meclis’i hem de Bakanlar Kurulu’nu konunun içine resmi muhatap olarak koymaktadir. Bu açıdan bakıldığında ilk defa devlet, kendisiyle ya inkar ve asimilasyon ya da çatışma ve şiddet üzerinden ilişki kurduğu bir toplumsal kesitin probleminin çözümü icin yasal bir çerçeve üzerinden ilişkilenmektedir. Bu bakımdan söz konusu tasarı tarihi öneme sahiptir.
Tasarının genel gerekçesinden ve tasarıdaki madde metinlerinin yazılış üslubundan da açıkça anlaşılacaği gibi, Kürt sorununun algılanışı tasarıyı hazirlayanlar tarafindan da bir terör sorunu olmak yerine bir siyasi sorundur. Eğer bir tasarı, hem gerekçesinde ve hem de madde metinlerinde Kürt sorununu doğrudan adresliyor ama açıkça sorunun ismini anmaktan imtina ediyor ise, halen yüzleşilmesi gereken psikolojik bariyerlerin baskısı altındadır demektir; tarihi boyutlara sahip devasa sorunların böylesi baskılar altında çözülmesi neredeyse imkansızdır. Bu itibarla tasarının adında geçen ve sorunun terör sorunu imiş gibi algılanmasına yol açan terör kelimesi başlıktan çıkarılmalı ve doğrudan sorunun adı olan Kürt sorunun adil ve barışçı çözümüne vurgu yapılmalıdır.
2. Madde'nin 1. Fıkrası'nın a Bendi kapsamlı ve önemli yetkilendirmeler ihtiva etmektedir.
b Bendi'nde ifade edilen, gerekli görülmesi halinde diyalog için kurum ve kuruluşların görevlendirilmesi konusu da çok önemlidir. Derneğimiz, bu tarihi misyonda üzerine görev düşmesi halinde görevden kaçmayacaktır.
ç Bendi'nde, sadece silah bırakan örgüt mensupları için çözüm üretilmiş iken halen cezaevinda olan ve görüşmelerin kendileri aracılığıyla yürütüldüğü örgüt yöneticilerinin infaz koşullarının iyileştirilmesi veya görüşmelerin farklı koşullarda yürütülmesi konusuna çözüm getirilmemiş olması bir eksikliktir.
d Bendi'nde, alınan tedbirlerin izlenmesi yetkisi sadece Bakanlar Kurulu'na verilmiştir. Oysa, Parlamentonun daha fazla işin içinde olması ve sürecin şeffaflığı bakımından "münhasıran oluşturulmuş bir Meclis Komisyonu"nun kurulması ve izleme ve gözlemenin bu Komisyon’un uhdesine verilmesi daha uygundur. Bir farklılık yapılarak, sözkonusu komisyon sadece milletvekillerinden oluşmayıp insan hakları kuruluşlarından, barolardan, tabip odalarından ve farklı meslek örgütlerinden üyelerin de yer aldıgı bir komisyon olmalıdır.
4.Madde’nin 2. Fıkrası'nda, Hükümetçe verilen görevlerin ifasında yer alan kişilere getirilen idari soruşturma ve yargı muafiyeti konusunun, çözüm sürecine muhalefet edenlerin devlet terörüne veya tasfiyeye konu edileceği gibi spekülasyonlara sebep olmaması icin, alınan tedbirlerin gözlenmesi ve denetlenmesi işi söz konusu Meclis Komisyonu’na verilmelidir ki bu, şeffaflık ve güven ihtiyacının karşılanması bakımından da büyük önem arzetmektedir.
Bilgilerinize arz olunur.
Saygılarımla,
Ahmet Faruk ÜNSAL
MAZLUMDER Genel Başkanı