Diyarbakır'da incelemelerde bulunan Türkiye Barış Meclisi heyeti, dün açıklama yaptı. OHAL uygulamalarına dönüldüğünü belirten heyet üyeleri, sürece olumlu anlamda müdahil olunamazsa olayların daha da yaygınlaşarak devam edebileceğine, talepleri dikkate alınmayan bölge halkında bir duygusal kopuş ve içe kapanma eğiliminin geliştiğine dikkat çekti.
Vali görüşmeyi kabul etmedi
Türkiye Barış Meclisi (TBM) sekretaryasının oluşturduğu heyet, 23-24 Ekim'de Diyarbakır'a giderek bölgede yaşananlara ilişkin çeşitli kurum ve kuruluşların temsilcileriyle görüştü. Abdullah Öcalan'ın avukatlarının 'müvekkillerine işkence, kötü muamele ve ölüm tehdidi yapıldığı' açıklamasının ardından ülkede yaşanan gelişmelerle ilgili gözlem yapmak için Diyarbakır'a giden heyet, tespit, değerlendirme ve önerilerini dün kamuoyuyla paylaştı.
Eğitim Sen Ankara 1 No'lu Şube'de gerçekleştirilen toplantıda konuşan TBM sözcüsü Yüksel Mutlu, Abdullah Kahraman, Metin Bakkalcı, Ayhan Bilgen, Aygül Bidav ve kendisinden oluşan heyetin Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi başkanı, DTP il başkanı, insan hakları kuruluşları, meslek odaları, Demokrasi Platformu temsilcileriyle görüştüklerini, fakat Diyarbakır valisinin randevu taleplerine yanıt vermediğini ifade etti.
Konuyla ilgili olarak yaptıkları tespit ve değerlendirmeleri aktaran Yüksel Mutlu, Abdullah Öcalan'a yönelik uygulamaların bilinçli olarak yapıldığını ve Öcalan'ın avukatları ile 22 Ekim'deki haftalık olağan görüşmesine hava koşulları gerekçe gösterilerek izin verilmemesinin devletin olayların yatışması yönünde olumlu bir tutumu tercih etmediğini gösterdiğini ifade etti.
OHAL'e geri dönüldü
Tanıklar ve ulaşılan verilere dayanarak arttığını gözledikleri polisin orantısız güç kullanımı, gözaltında işkence ve kötü muamele, ev baskınları uygulamalarının fiili olarak OHAL'e geri dönüldüğü izlenimi verdiğini söyleyen Mutlu, bunun sonucunda toplumsal kamplaşmanın gittikçe derinleştiğini belirtti. Yıllardır biriken sorunlar ve çözümsüzlüğün pekişmesinin bir patlama psikolojisiyle hareket edilmesine neden olduğunu vurgulayan Mutlu, tezkere ve operasyonlarla beraber kapatılan yayın organları ve DTP'ye yönelik dışlayıcı ve hedef gösterici açıklamaların büyük bir tepkiye neden olduğunu ifade etti.
Çatışma göçleri getiriyor
Balıkesir Altınova'da yaşanan, Türkler ve Kürtler arasındaki çatışmaya dönüşen olayların ardından ülkenin batısında yaşayan Kürtlerin yeniden eski yerleşim bölgelerine dönme arayışlarının arttığını dile getiren Mutlu, bölgedeki kamu görevlilerinin de bölgede kalış sürelerini azaltma eğilimi, ailelerini birlikte getirme konusundaki kaygılarının önemli bir duygusal kopuşa ve coğrafi olarak bir tür kapanma riskine işaret ettiğinin altını çizdi.
Sürece olumlu anlamda müdahil olunamazsa toplumsal gösteri ve olayların daha da yaygınlaşarak devam etmesinin beklendiğini vurgulayan Mutlu, İmralı Cezaevi'ndeki iddiaların araştırılması için acilen bağımsız bir heyet oluşturularak, sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılması ve iddialar doğru ise sorumluları cezalandırılarak gerekli önlemlerin alınması gerektiğini ifade etti. Kürt sorununun barışçı çözümüne yönelik adımların tartışılması için Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde özel komisyonlar kurulması ve bu konunun Meclis Genel Kurulu'nda ele alınması gerektiğini söyleyen Mutlu, "Geçen ay yüz binlerin katılımıyla gerçekleştirilen 'Türkiye Barışı için Buluşuyor' mitinglerinde de ifade edildiği gibi, 'insanca yaşanabilecek bir Türkiye'de barış ve eşitlik içinde birlikte yaşayabilmemizi sağlayabilmek için toplumun tüm kesimlerinin sürece daha etkin katılımı, artık bir zorunluluk arz etmektedir'; yarın gerçekten çok geç olabilir" dedi.