Kimi zaman gazete yazarlarının köşelerinde yer yer konu olan, kimi zaman sanat camiası içerisinde korunup kollanan engelli kesim, var olma ve var kalma mücadelesi yürütüyor.Türkiye'de engelli vatandaşlarımıza sunulan imkanlar; ne gelenekten gelen bir yaklaşımla köklü bir sosyal yapının içerisinde varola gelmelerini, ne de değişen ve dönüştürülen topluma entegre olmalarını sağlayabildi.Engelli vatandaşlarımızın toplumla entegre halinde yaşayabilmeleri için; kendilerinin eğitim, sağlık, istihdam imkanları ile birlikte ailelerin de mevcut durumları göz önünde bulundurulmalıdır. Engelli vatandaşlarımızın yaşadıkları travmalar elbetteki aile bireylerini de psikososyal yetersizliğe sürüklemektedir. Çocuklarının ya da yakınlarının bakımına ve hayatlarını idame etmesine en önemli katkıyı sunan engelli yakınları, kendilerine bir şey olması halinde onlara ne olacağı kaygısını taşımaktalar. Türkiye'de bulunan rehabilitasyon merkezleri ve bunların yeterliliği göz önünde bulundurulduğunda kaygılarının yersiz olmadığı görülüyor. Yine Türkiye'nin en yoğun engelli vatandaşının olduğu bölgesi olarak Marmara'da deprem sonrası engelli vatandaşlarımızın sayısının da artmasıyla Kocaeli de geçtiğimiz dönem değindiğimiz mimari engellerin varlığında ciddi değişikliklerin yapılmaması dikkat çekicidir. Kocaeli de sesli trafik ışıklarının sayısının azlığı, İzmit yürüyüş yolunda görme engelliler için oyuk kısım olmaması ve kaldırımlarda bu ceplerin açılamadığı görülmektedir. Engelli vatandaşlarımızın hayatlarını kolaylaştırıcı düzenlemeler daha sert girişimlerle gerçekleştirilmelidir. Bu düzenlemeler; eğitimden sosyal hayata ilişkin her alana yayılarak yapılmalıdır. Mesela, bir restoranın açılışında engelli vatandaşlarımızın girip çıkma şartlarını göz önünde bulundurmayan yerlerin ruhsatları verilirken, bu imkanlar göz önünde bulundurulmalıdır. Toplumsal bilgilendirmeyle, engelli vatandaşlarımız ile aileleri ve toplum arasında dengeli bir ilişki bütünlüğü içerisinde bir bağ olmalıdır. Burada denge önemli bir faktör olmaktadır. yaşayabilmelidirler. Ne evlerine kapanmaları ne de tamamen bütün işlerini üzerlerine almaları beklenmemelidir. Bu konuda toplumsal bilinç için ilk öğretim çağından öğrencilere "engel" ve "engelli" bilincinin gerekirse zorunlu olarak aşılanması gerekmektedir. Engelli doğmamış, kısmi engellere sahip olmayan bireyler olmamız sonraki yaşamlarımız için garanti teşkil etmemektedir. Engelli vatandaşlarımızın eğitim, sağlık, beslenme, örgütlenme imkanlarının gelişimi konularında bir insan hakları örgütü olarak etkin takip ve sorunların izalesine yönelik gücümüz nispetinde, dayanışma içerisinde olurken hükümetten ve ilgili bakanlıklardan daha cesur adım atmalarını bekliyoruz. Zira bu mesele seçim zamanları oy kaldıracak bir durum değildir. Bu sorumluluk hepimin omuzlarında olmalıdır. Yarın bir engelimiz olmayacağını hiç birimiz bilemeyiz. MAZLUMDER Kocaeli Şube Başkanı Nigar Gümrükçüoğlu