İstanbul’da yapılmakta olan IMF ve Dünya Bankası toplantılarını Taksim Meydanı’nda protesto etmek isteyen göstericilerin eylemlerinin polis ile çatışmaya dönüşmesi sonrasında yaşananlar, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı, mülkiyet hakkı ve yaşam hakkı ihlalleriyle sonuçlanmıştır. Olaylar sırasında bir kişi hastaneye yetiştirilemediği için hayatını kaybetmiş, atılan gaz bombalarında olaylarla ilgisi olmayan vatandaşlar da mağdur edilmiştir.
Bu arada, olaylara müdahale eden çevik kuvvet ekiplerinin kasklarında ve/veya kollarında numara bulunmaması da dikkatlerden kaçmamıştır.
Barışçıl şekilde toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını kullanmak isteyen grupların yanı sıra, taşkın ve saldırgan tavırlarla gösteriye katılan bazı kişi ve grupların, protestocu diğer gruplara ve olay anında bölgede bulunan insanlara zarar verdiği, işyerleri, araçlar ve kamu mallarının tahrip edildiği gözlemlenmiştir.
Ayrıca vahim bir biçimde, bazı noktalarda durumdan vazife çıkaran vatandaşların da emniyet güçleri ile birlikte göstericilere sopa ve demir çubuklarla müdahale ettikleri görülmüştür. Bu müdahaleler neticesinde yaralanan göstericiler olmuştur. Emniyet güçlerinin bu kişileri engellemeyerek –hatta destekleyerek- olaya seyirci kalması kabul edilemez.
Bilindiği üzere, tartışmalı ekonomi politikaları ve dünyada yoksulluğa, gelir adaletsizliğine neden olan pratikleri ile IMF ve Dünya Bankası’na yönelik bu protesto ve gösteriler tüm dünyada neredeyse bir gelenek halini almıştır. Başbakan’ın da toplantılar esnasında, kulak verilmesi gerektiğini söylediği IMF ve Dünya Bankası gösterilerinin, bir çatışma ve hak ihlali nedeni olarak ortaya çıkması mülki idare ve emniyet güçlerinin olaya müdahale biçimlerinin sorgulanmasına neden olmuştur.
Bir insanın ölümüne, birden çok insanın yaralanmasına, çevreye zarar verilmesine, toplumun huzurunun bozulmasına neden olan olaylardan derin rahatsızlık duyan MAZLUMDER olarak yetkilileri toplantı ve gösteri yürüyüşleri önündeki tüm engelleri kaldırılmaya, protesto ve gösterilerde ölçüsüzlüğe varan müdahalelerden vazgeçmeye; göstericileri de bu hakkın kullanımında ölçü içerisinde kalarak insanların can-mal bütünlüğüne, çevreye ve kamu mallarına zarar vermeksizin tepkilerini dillendirmeye çağırıyor ve aşırı müdahalelere son verilmesini istiyoruz.
Ayrıca, vatandaşların hukuka aykırı bir biçimde göstericilere müdahalesine seyirci kalan ve göstericilere saldıran sivil giyimli kişilerle ilgili olarak da yetkililerin gereği için harekete geçmeleri gerektiğini düşünüyoruz. Zira toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde emniyet güçlerinin en asli görevlerinden biri de, toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılan kişilerinin güvenliğinin sağlanmasıdır.
MAZLUMDER İstanbul Şubesi