Basın Açıklamaları

Sessizlik artık bozulmalı

Ahmet Türk: Avrupa Birliği çözüm için barış misyonuna soyunmalı. Emilio Molinari: Kürtler sözkonusu olduğunda herkes sessiz kalıyor. Osman Baydemir: Batıya fabrika ve yol, bize gelince jandarma, karakol... Prof. Michael M. Gunter: Türkiye mutlaka Kürt sorununa çözüm bulmalı. İbrahim Bilmez: Devlet kendi Kürtleriyle barışmaya karar vermeli. Öztürk Türkdoğan: Kopenhag Kriterleri uygul

Konu Kürtler olunca herkes susuyor

'Türkiye'de değişim zamanı' adı altında Avrupa Parlementosu'nda yapılan 5. Kürt Konferansı'na ilgi büyük oldu. Konferansta konuşan DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk, Kürt sorununun barışçıl çözümü için Avrupa Birliği'nin Türkiye'de bir izleme komisyonu kurması gerektiği çağrısında bulundu. Dünya Alternatif Su Forumu İtalya temsilcisi Emilio Molinari, Kürtler sözkonusu olduğunda herkesin sessiz kaldığını söyledi.

Önceki gün başlayan konferansın açılış konuşmasını Avrupa Birliği Türkiye Yurttaş Komisyonu (EUTCC) Başkanı Kariane Westrheim yaptı. Daha sonra eski DEP Milletvekili Leyla Zana, Avrupa Konseyi İyiniyet Elçisi ve Çevre Koruma Vakfı Sözcüsü Bianca Jagger, AP Sol Grup Başkan Francis Wurtz ve AP Başkan Yardımcısı Luisa Morgantini konuşma yaptı. Leyla Zana, hakkında onlarca dava olmasına rağmen bedeli ne olursa olsun kaçmayacağını belirtirken, Diyarbakır'da Orhan Doğan Barışçıl Siyaset Akademisi ismi ile bir siyaset üretme akademisinin kurulması için çağrıda bulundu. Yaşamını yitiren EUTCC Patronlarından yazar Harold Pinter'a adanan konferansta DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk, Pinter'i anarak konuşmasına başladı.

AKP iktidarı döneminde AB yolunda atılan adımların demokratik anlayıştan değil, kendisini resmi ideolojiye karşı korumak istemesinden ileri geldiğini söyleyen Türk, küçük bazı adımlar atılsa da 2005'te müzakerelerin başlamasından sonra AKP ve Türkiye'nin AB'den uzaklaşıp devletle bütünleşmeye başladığını söyledi. 2007'de çıkarılan terörle mücadele yasasının geçmişten daha geri olduğunu vurgulayan Türk, bu yasayla güvenlik güçlerinin her Kürdü öldürmesine izin verildiğini, Kürt sorununun çözümsüz kalmasının nedeninin Kürtler olmadığını, engel durumunda olanın devletin tutumu olduğunu belirten Türk, halkların birbirlerine karşı adeta kinle bakacak duruma geldiğini, AB'nin daha vahim sonuçların ortaya çıkmaması için, iki halkı da kurtaracak bir barış misyonuna soyunması gerektiği çağrısında bulundu. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir ise, verilerle Türkiye'nin batısı ve 21 Kürt ili arasındaki eşitsizliğe işaret ederek,'Batıya fabrika ve yol, bize gelince jandarma ve karakol' dedi.

Konferansın ilk gününde Kürt İnsan Hakları Projesi (KHRP) Direktörü Kerim Yıldız, AB Türkiye Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkan Yardımcısı AP Liberal Grup üyesi Andrew Duff, AP Milletvekili Pasqualina Napoletano, AP Milletvekili Sarah Ludford, Tennesse Teknoloji Üniversitesi öğretim üyesi Profesör Michael M. Gunter ve Kürt gazeteci Amed Dicle de birer konuşma yaptı. Profesör Michael M. Gunter'in konuşmasında Kıbrıs sorununun AB için Kürt sorunundan daha öncelikli olduğunu söylemesi dikkat çekti. Türkiye'nin İran, İsrail-Filistin çatışması gibi konularda artık tarafını belirlemesi gerektiğini söyleyen Gunter, Barack Obama döneminde ABD'nin Türkiye'ye PKK konusunda destek vermeye devam edeceğini belirtti. Gunter Türkiye'nin uluslararası alanda kendine tanıdığı fırsatlardan yararlanması için Kürt sorununun çözümünün gerekli olduğunun altını çizdi.

Kürt basını baskı altında

Amed Dicle ise Kürt basını üzerindeki baskıları anlatarak, 'Kürtlere ait gazetelerin yayınlanması peş peşe durduruluyor, dergileri kapatılıyor, televizyonları yasa dışı ilan ediliyor' dedi. Yasakları ve engellemeleri örnekler vererek anlatan Dicle, Kürtçe üzerindeki engellere de işaret ederek, 'ABD ve AB Türkiye'ye Kürt sorununun kalıcı, demokratik çözümü için cesaretle adım atması için uyarı yapmalıdır' dedi.

Konferansın ikinci gününde konuşan Dünya Alternatif Su Forumu İtalya temsilcisi Emilio Molinari, Kürtler sözkonusu olduğunda herkesin sessiz kaldığı eleştirisini yaptı. 'Kürt halkının bir dostuyum' diyerek konuşmasına başlayan Molinari, 'İtalya'daki bir Kürt yetkili yakın zamanda şöyle bir demeç verdi.' Biz Kürtler herkes tarafından unutulduk ve bombalanıyoruz.' Bu toplantıdan çıktıktan sonra bu unutulmak sorunu varolmaya devam edecek' şeklinde eleştiri yaptı. Kürt halkı konusundaki kayıtsızlığın uluslararası bir çok etkinlikte de kendisini açığa vurduğunu dile getiren Molinari, Kürtlerin Dünya Su Forumu'nda da temsilinin olması gerektiği, ancak bunu kabul ettirmenin kolay olmadığını dile getirdi.

Molinari, 'Kürtler on yıllardır bombardımana maruz kalıyor. Sivil toplum tam bir kayıtsızlık sergiliyor. Tarihte başka bir örneği yok. Kürtlerin nasıl yaşadığına dair tek bir görüntü yok. Kimse artık Öcalan'dan söz etmiyor. Kimse Leyla Zana'dan bahsetmiyor. Nasıl yapmalı ki Kürtler uluslararası toplumun gündemine girsin' şeklinde konuştu. Bugün sadece Obama'dan ve krizden söz edildiğine işaret eden Molinari, 'Böyle bir durumda Kürtler hakkındaki suskunluğu nasıl bozacağız?' diye sordu. Molinari, Kürt topraklarının dünyayı ilgilendiren su ve enerji konusunda da önemli bir noktada olduğunu söyledi.Türkiye'nin baraj inşaatlarında uluslararası kriterlere uymadığını ifade eden Molinari, Avrupa Birliği'nin de buna sessiz kaldığı eleştirisini yaptı.

PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın avukatlarından İbrahim Bilmez ise, AKP döneminde artan hak ihlalleri ve Öcalan'ın durumunu anlattı. Öcalan'a yönelik baskılar ve hücre cezasına dikkat çeken Bilmez, Öcalan'ın tek yapabildiği şeyin kitap okumak ve radyo dinlemek olduğunu, bunun da engellendiğini kaydetti. Öcalan'a geçen yıl ilk kez fiziki saldırı yapıldığını, ama herşeye rağmen Öcalan'ın barış girişimleri, çağrıları ve çabalarının olduğunu söyleyen Bilmez, bu girişimlerin sonucunda PKK'nin tek taraflı ateşkesinin de Türk ordusunun operasyonları devam edince çatışmaların yeniden başladığını ifade etti. Bilmez Öcalan'ın önerdiği Güney Afrika ve bazı Güney Amerika ülkelerinde yapıldığı gibi geçmişin her yönüyle tartışıldığı bir 'Hakikatleri araştırma ve Uzlaşma Komisyonu' kurulması gerektiğini fakat bunun için devletin artık, gerçek anlamda, Kürtleriyle barışmaya karar vermesi gerektiğini söyledi.

Samimi olunsa sorunlar aşılır

İHD Başkanı Öztürk Türkdoğan, Türkiye'de siyasetin bir çıkmazda olduğunu belirterek, Kopenhag kriterleri uygulandığında bunun aşılacağını düşündüğünü ifade etti. Mazlum Der Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu, Kürt sorunu ve özgürlüklerden bahsederken, din ve inanç özgürlüğüne de dikkat çekerek, 'Avrupa Komisyonu yapılan değerlendirmeler doğrultusunda inanç özgürlüğü sorunlarını objektif olarak incelemeli ve Türkiye İlerleme Raporlarına bu sorunları somut olarak yansıtmalıdır' dedi.

Çandar: Fırat'ın doğusuna gitmez

Sivil ve demokratik bir anayasa olmadan da Kürt sorunu çözülemeyeceğini dile getiren Gazeteci Yazar Cengiz Çandar , yeni anayasanın çokkültürlülüğü gözeten bir içeriğe sahip olması gerektiğini belirtti. Yeni anayasa için önerilerde bulunan Çandar, 'Yasakçılığı içermemesi gerektiği, Kürtlerin yoğun yaşadığı illerde anadillerinde eğitim görmelerine ve kamu hizmetinde bulunmalarına açık olması gerektiğini' ifade etti. Çandar, 'Türkiye'nin demokratikleşmesi ile Kürt sorunu ikiz kardeş gibidir. Tek yumurta ikizi gibidir. Yumurta tavuk hikayesi gibi' benzetmesinde bulundu. 'Ergenekon sürecinin hiçbir küçümsenecek yanı yoktur' diyerek 'derin devletin sökülmesi süreci' olduğunu savunan Çandar, 'Bu bitlerinden arınma mücadelesini küçümsememek gerekiyor, daha gidilecek yol var' dedi. Çandar, Ergenekon'un Fırat'ın doğusuna geçmemesinin mümkün olmadığını iddia ederek, tutuklanan general düzeyindeki sorumluların tümünün 'Türkiye'nin doğusunda' işlenen suçlarda parmağının olduğunu kaydetti. TRT Şeş konusunda ise devlet kanalında Kürtçe yayın başlatılmasının son derece önemli olduğunu savnunan Çandar, 'Özel kanallar da olmayacak mı?' diye sorarak bunun önüne geçmenin mümkün olmadığını belirtti. Kürtçe üzerindeki yasaklar konusunda ise 'Devlete serbest halka yasak olmaz. Bütün bunların kırılması gerekiyor' diyen Çandar, 'Devletin kanal açmasıyla Kürtçe masumiyetini kanıtladı (Ö) Kütçe'nin masumiyeti devlet tarafından iade edildi' iddiasında bulundu.

Galler ve Kürtler BM'ye alınsın

Avrupa Parlamentosu seçimleri için Galler ülkesi adayı Eurig Wyn de Kürtler gibi, Katalan, Bask ve İrlanda dilinin de Avrupa Parlamentosu'nda kabul edilmediğine vurgu yaparak, Kürtlerin mücadelesinde olduğu gibi, Galler halkının da dil ve kültür haklarını elde edene kadar tutuklamalar ve baskılara maruz kaldığını dile getirdi. Wyn, 'Kürtler ve bizim aramızda ortak noktalar var ve dolayısıyla Kürtlere büyük empati besliyoruz' dedi. Ilısu Baraj projesine de dikkat çekerek, Galler ülkesi ile benzerliklerini anlatan Wyn, 'Galler bölgesindeki bir ovanın sular altında kalmasını engellemek için bir kişi boğuldu. Boğularak protestosunu dile getirdi' diye belirtti. Wyn, bugün Galler Galler bölgesinden daha küçük 97 ülkenin BM'nin üyesi olduğunu ancak Kürtler ve Galler'in bunlar arasında yer almadığını belirterek, 'Kürtler ve Gallerin yerin BM'dir' diye kaydetti. Belçika Flaman Milliyetçi Cephe Partisi AP Milletvekili Frieda Brepoels ise, birkaç yıl önce üniversite öğrencilerinin Kürtçenin seçmeli dil olması için yaptığı eylemlerde bin 359 kişinin gözaltına alındığını kaydetti. Kürtçe nedeniyle Sur Belediye Başkanı ve Meclis üyelerinin görevlerinden alındığını da hatırlatan Brepoels, AB'nin sloganının farklılık içinde birlik olduğunu kaydederek, 'Bu Türk toplumu için de bir örnek teşkil etmelidir. Kürt halkını tüm zenginliğini ile birlikte kabul etmek zorundalar' vurgusunu yaptı.

Ünlü isimler var

'Türkiye'de değişim zamanı' adıyla yapılan konferansın düzenleyicileri arasında dünyaca ünlü isimler var: Nobel Barış Ödülü Sahibi Güney Afrikalı Desmond Tutu, Nobel Barış Ödülü Sahibi Şirin Ebadi, Avrupa Konseyi İyiniyet Elçisi ve Çevre Koruma Vakfı Sözcüsü Bianca Jagger, eski DEP Milletvekili ve Sakharov Düşünce Özgürlüğü ödülü sahibi Leyla Zana, Profesör yazar Noam Chomsky ve yazar Yaşar Kemal bulunuyor.

AP'den Leyla Zana'ya tam destek

Avrupa Parlamentosu grup başkanları yaptığı toplantıda Leyla Zana'ya tam destek kararı aldı. Zana'nın duruşmasının yapıldığı 31 Mart günü AP resmi bir delegasyon Ankara'ya gönderecek. AP'de 5'inci Kürt Konferansı'nın yapıldığı sırada AP siyasi grup başkanları bir araya gelerek eski DEP'li Leyla Zana için ortak karar aldı. Konferansın ikinci günündeki oturuma katılan AP Sol Grup Başkan Francis Wurtz, yaptığı açıklama AP tüm siyasi grup başkanlarının düzenledikleri bir toplantı ile Zana'ya tam destek kararı aldıklarını bildirdi. Wurtz bu bilgiyi konferansa son dakika bilgisi olarak aktardı. AP grup toplantısında alınan kararlar bir bildiri olarak da açıklandı. Grup başkanlarının toplantısında alınan kararlar şöyle: Leyla Zana'nın Avrupa Parlamentosu Başkanlar Konferansı'nın gelecek toplantısına davet edilmesi, Leyla Zana'nın 31 Mart'ta duruşması sırasında Ankara'ya Avrupa Parlamentosu'nun resmi bir delegasyon göndermesi, Türkiye ile müzakerelerden sorumlu Avrupa Komiseri Olli Rehn'e bu ağır davaya ilişkin mektup gönderilmesi.

Celil Demiralp
BRÜKSEL - ANF 31.01.09