Basın Açıklamaları

Şanlıurfa Şubeden İftar Programı

MAZLUMDER'İN GELENEKSEL BULUŞMASINDA SIRADIŞI KONUŞMA

<!--?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /-->

 
MAZLUMDER Şanlıurfa şubesi, üye ve gönüllülerle 'Geleneksel İftar Yemeği'nde buluştu. Burada konuşan Ülek, "Demokratik Açılım sürecinin mimarı Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'dur. Ak Parti iktidarı ile Neo Osmanlıcı politikalar ve Türkiye'nin Bölgesel Güç olma hedefleri uygulamaya geçirilmeye çalışılıyor" dedi.

İftar yemeğinde bulunan 250'yi aşkın üye ve gönüllülerin yanı sıra, Ak Parti, DTP, HAK-PAR, Eğitim-Bir-Sen, Eğitim-Sen, Veren El Derneği Şanlıurfa şubelerinin yöneticileri de programa katıldı.

Şehitlik Çamlık Aile Çay Bahçesinde düzenlenen iftar programında açılış konuşması yapan MAZLUMDER Şanlıurfa şubesi başkanı Meral Dervişoğlu, İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği MAZLUMDER'in, insanın insan olarak yaratılması dolayısıyla doğuştan birtakım haklara sahip olduğuna ve bu hakları hiçbir gücün, hiçbir gerekçeyle kısıtlayamayacağına inandığını belirterek insanın, bu haklarını özgürce kullanabildiği sürece insan onuruna yaraşır bir hayatı sürdürebileceğini düşündüklerini söyledi.

MAZLUMDER'in, her türlü zulmün kaldırılması ve yeryüzünde tüm haksızlıkların son bulması için çalıştığını, insan olarak var olmanın temel nedeni olarak gördüklerini kaydeden Dervişoğlu, Kim tarafından ve kime karşı yapılırsa yapılsın, her türlü haksız muameleye karşı çıkmanın, işkence, hakaret ve tecavüze karşı mücadele vermenin gerekliliğinden hareketle, çifte standartsız bir insan hakları mücadelesi vermenin önemini vurguladı.

Dervişoğlu, Bu anlayışla hareket ettiklerini söyleyerek tüm çalışmalarında "kim olursa olsun zalime karşı mazlumdan yana" olmayı temel ilke edindiklerini, insan haklarını ihlal edenlerin (zalimlerin) ya da hakları gasbedilenlerin (mazlumların) dini, etnik, kültürel, cinsel ve benzeri kimlik farklılıklarına bakmadıklarını ifade ederek "Çünkü 'Mazluma kimliği sorulmaz' ve kim tarafından, hangi amaçla ve kime karşı yapılmış olursa olsun 'Zulme karşı rıza zulümdür.'" dedi.

İhlallerin son bulması için tüm bireylerin İnsan Hakları Örgütlerine destek vermeleri gerektiği çağrısında bulunan Dervişoğlu sözlerini şöyle sürdürdü; "İnsan hakları savunucularının daha geniş örgütlenmeleri ve daha etkin bir mücadeleyi birlikte geliştirmelerini sağlamaları gerekmektedir.

Bu nedenle MAZLUMDER, ayrımsız insan hakları mücadelesi veren, insan haklarının geliştirilmesini ve korunmasını kendisine amaç edinen tüm birey ve örgütlerle birlikte hareket etmeye devam edecek ve bu anlamda siz MAZLUMDER dostlarına bir kez daha aktif güç katmanız çağrısında bulunmaktadır.

Yönetim kurulu üyeleri arkadaşlarım adına MAZLUMDER'in eylem ve etkinliklerine katılan tüm gönüllü arkadaşlarımıza ve bu iftar yemeğinde bizleri yalnız bırakmayan siz sevgili misafirlerimize teşekkür ediyor, sevgi ve saygılarımı sunuyor, önümüzdeki günlerde kutlayacağımız Mübarek Ramazan Bayramınızı tebrik ediyor hayırlara vesile olmasını diliyorum."

Şube başkanı Meral Dervişoğlu'nun yaptığı konuşma sonrası mikrofona davet edilen MAZLUMDER Eski Genel Başkan Yardımcısı Av. Şehmus Ülek, Son zamanlarda Türkiye'nin tek gündem maddesi haline gelen Kürt Açılımı üzerine konuştu.

Öncelikle sağlıklı bir değerlendirmenin şart olduğunu vurgulayan Ülek, "Kürd Sorunu veya Kürdistan Sorunu dediğimiz sorun en azından Cumhuriyetle yaşıttır. Yine 25 yıldır bölgede PKK ile devam eden bir çatışma süreci var. Ne oldu da bugün sadece devlet ve PKK değil, bölgesel ve küresel güçler bile sorunun çözümü yönünde irade ortaya koymaya başladılar." dedi.

Olayın bu aşamaya gelmesinde rol oynayan ve değişik faktörlerin olduğunu söyleyen Ülek bu nedenleri şöyle sıraladı;

"ABD'nin Irak'a müdahalesi sonrasında bölgede oluşan yeni siyasal yapılanma;

Türkiye'nin güney sınırında yer alan Federe Kürdistan Bölgesel Yönetimi;

Bölgedeki enerji kaynakları, petrol ve doğalgaz boru hatları;

ABD'nin Irak'tan çekilmeye başlaması; Avrupa Birliği ve ABD başta olmak üzere küresel güçlerin bölgede artık istikrarsızlık istememesi;

PKK'nin 25 yıllık silahlı mücadelesi;

Türk Devlet politikasındaki tıkanmışlık;

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun mimarı olduğu, Ak Parti iktidarı ile uygulamaya geçirilmeye çalışılan Neo Osmanlıcı politikalar ve Türkiye'nin Bölgesel Güç olma hedefleri..."

Bunların her birinin bu süreçte belirli ölçüde rol oynadığını açıklayan Ülek, Bu sorunun bölgesel, hatta uluslar arası bir sorun olduğunun görülmesi gerektiğini hatırlatarak, "Türkiye Devletinin önünde çözüm bekleyen iki boyutlu bir sorun var. Cumhuriyet ile birlikte uygulamaya konulan tek ulus yaratma projesi çerçevesinde zaman zaman katliamlara varan inkâr ve asimilasyon politikasının doğurduğu bir sorun. Bu, temelde insan hakları ve özgürlüklerle ilgili bir sorundur. Çözümü de mevcut anayasal sistemi değiştirmek; zorla dayatılan ulus devlet modelinden vazgeçmektir. Bunun lamı-cimi yok, sağa sola yalpalamaya da gerek yok. Sorunun bu boyutunun muhatabı insanlık vicdanıdır; hak, adalet, eşitlik, özgürlük gibi hukuksal zemindir." şeklinde konuştu.

Şehmus Ülek, Sorunun diğer boyutunun ise 25 yıldır devam eden çatışmaların durdurulması, çatışmasızlık sürecinin kalıcılaştırılması, silahsızlandırma ve şiddetin devre dışı bırakılması; toplumsal barış projesinin hayata geçirilmesi olduğunu belirterek şu konuşmayı yaptı;

"Bunun muhatabı ise doğal olarak çatışan taraflardır. Doğrudan, dolaylı, aracılar vasıtasıyla; artık ne şekilde olacaksa temasın sağlanması gerekir.

Başta insan hakları örgütleri olmak üzere diğer toplumsal kesimlere düşen görev ise bu süreçte kolaylaştırıcı rol oynamak; çözüme yönelik projeler geliştirmek; kamuoyunu hazırlamak olmalıdır. Ancak ben bu yöndeki çalışmaların zayıf kaldığını düşünüyorum. Özellikle MAZLUMDER ve İHD'nin üzerlerine düşeni yeterince yapamadıkları kanaatindeyim.

Sonuçta her şeyin açıktan konuşuluyor olmasını önemsiyorum. Bu başlangıç için çok önemli bir adımdır. Dolayısıyla şahsen ben ihtiyatlı bir iyimserlik taşıyorum. Ancak endişelerim yok değil. Örneğin konuşmalarda kullanılan çözüm dili problemlidir.

Devlet adına konuşanların buyurgan, egemen bir dil kullanmaları rahatsızlık vericidir. Unutulmasın ki bu devletin birçok insanlık suçunda imzası vardır. Seksen beş yıldır uygulanan inkâr - asimilasyon politikaları, faili meçhuller, köy yakma ve boşaltmalar, dışlı yedirmeler, zindanlardaki ilenceler, v.s. Devletin tüm bunlarla yüzleşmesi gerekiyor. Her şeyden önce de "Kürt Yoktur" biçimindeki resmi devlet yalanı ile yüzleşmesi lazım."

 
 
 
 
 
MAZLUMDER Şanlıurfa Şubesi Basın Bürosu