PARTİLER KAPATILAMAZ
!
Bir süre önce Demokratik Toplum Partisi'nin kapatılması davasını açan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14 Mart 2008 yani dün itibariyle Adalet ve Kalkınma Partisinin Kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesine dava açmış bulunmaktadır.
Halen yürürlükte bulunan 1982 Anayasası döneminde, bugüne kadar 18 siyasi parti kapatılmıştır. Bir diğer deyişle demokratik siyasi yaşam, siyasi partiler mezarlığına dönüşmüştür. Anlaşılan odur ki Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na göre siyasi partiler mezarlığında oldukça fazla yer bulunmaktadır. Ancak bize göre mezarlıkta ölüleri defnedecek yer kalmamıştır.
Parti kapatmanın yargısal bir gelenek haline geldiği, toplumun önemli çoğunluğunun desteğini alan partilerin dahi kapatma tehdidinden muaf olamadığı bir siyasal ve yargısal sistemde demokrasi ve çoğulculuktan bahsedilemeyeceği açıktır. Bu noktada cari Anayasa'da : "Siyasi partiler demokratik siyasi yaşamın vazgeçilmez unsurlarıdır" deniliyor olmasının da hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur.
Zira parti kapatmanın Anayasa'da belirlenmiş gerekçeleri, siyasi partileri, denetim altına alınması gereken tehdit unsurları olarak gören bir zihniyetin eseridir. Bu zihniyetin ifadesi olarak Anayasa'nın 68. ve 69. maddeleri, bütün siyasi partilere adeta ortak bir parti programını dayatmaktadır.
Demokratik Toplum Partisi ile Adalet ve Kalkınma Partisinin kapatılması davalarıyla gelinen bu vasatta, çoğulcu bir toplumsal ve siyasal yapıyı güvence altına alan demokratik ve özgürlükçü bir anayasa reformu kaçınılmaz hale gelmiştir.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın "demokratik siyasal yaşamın vazgeçilmez unsuru haline gelen parti kapatma davaları"ndan kurtulmanın yegane çaresi budur.
Geniş toplum kesimlerinin kapsamlı bir Anayasa reformunu beklediği ve özlediği bir dönemde başörtüsü üzerinden geliştirilen politik-Anayasal spekülasyon, maksadının aksine hak ve özgürlükler gündeminde duraksamaya ve gerilemeye yol açmıştır.
Hükümet eden siyasal partinin kapatılması girişimi, hak ve özgürlükler konusunda mütereddit kalan hükümete de bir ihtar mahiyetindedir.
Yargının siyasallaştığı, siyasal bir partinin ve zihniyetin arka bahçesi gibi hareket ettiği tartışmasızdır. Yargının siyasallaşması, militanlaşması kabul edilemeyeceği gibi parti kapatmalar da kabul edilemez.
Sivil Toplum Örgütleri olarak anti-demokratik mahiyet arzeden, darbe hevesleri taşıyan tüm parti kapatma girişimlerini kınıyoruz.
Hükümeti de muhatap olduğu parti kapatma tehdidini ve restini doğru değerlendirip mesaisini çokça teksif ettiği güvenlik ve asayiş işlerini erteleyerek rafa kaldırmış olduğu Anayasa reformunu gerçekleştirmek üzere siyasal sorumluluğunu ve parlamenter görevlerini aciliyetle yerine getirmeye davet ediyoruz.
MAZLUMDER/AKSİYONER HUKUKÇULAR DERNEĞİ