Basın Açıklamaları

Paris Katliamı Şiddetin Yozlaştırdığı İnsanlığın Tükenmeye Yüz Tuttuğunu Gösteriyor

Paris Katliamı Şiddetin Yozlaştırdığı İnsanlığın Tükenmeye Yüz Tuttuğunu Gösteriyor

MAZLUMDER Genel Merkezi,  Fransız dergisi Charlie Hebdo’nun Paris’teki binasına yapılan silahlı baskına ilişkin  basın açıklaması yapmıştır. 

 

Paris Katliamı Şiddetin Yozlaştırdığı İnsanlığın Tükenmeye Yüz Tuttuğunu Gösteriyor

Haftalık Fransız dergisi Charlie Hebdo’nun Paris’teki binasına yapılan silahlı baskın sonucu 12 kişi hayatını kaybetti, 5'i ağır olmak üzere 10 kişi yaralandı. MAZLUMDER olarak, sivil ve savunmasız insanlara yönelik gerçekleştirilen bu katliamı açık ve net şekilde tel’in ettiğimizin bilinmesini istiyoruz. Hayatını kaybedenlerin ailelerine baş sağlığı, yaralılara acil şifa diliyoruz.

Mezkûr derginin, başta İslam olmak üzere, farklı inançlardan insanların dini değerlerini alenen tahkir eden yayın politikasının, düşünce ve ifade özgürlüğüyle savunulacak en küçük bir tarafı bulunduğunu düşünmüyoruz. Fakat bunun, böylesine menfur bir saldırının gerekçesiymiş gibi sunulmasının ve kendisini yalnızca yazıyla ya da çizgiyle ifade etmiş insanların, her ne adına olursa olsun, şiddetin kurbanı olmasının da kabul edilebilir hiçbir tarafı bulunmamaktadır.  

Almanya’da İslam ve göçmen karşıtlarının kitlesel gösteriler düzenledikleri, İsveç’te camilerin art arda kundaklandığı bir dönemde gerçekleştirilen bu katliamın, Avrupa ülkelerinde son dönemde özellikle Müslümanlara yönelik ırkçı, ayrımcı ve dışlayıcı tavırların yükselişini tetikleyeceği aşikâr. Buna karşı, PEGİDA’nın gösteri yaptığı yerlerde daha büyük kitlelerin toplanmasıyla, ırkçı eylemlerin nasıl hız kestiği göz önünde bulundurulduğunda; sivil toplum örgütlerinin ve siyasetçilerin doğru bir tavır geliştirmesinin, bu tür durumlarda oynayacağı rolün önemini göstermesi açısından dikkate değer. Fakat karşı karşıya kaldığımız şiddet sorununun, nihai tahlilde, tek taraflı salt dini yorumlardan ziyade çok boyutlu siyasal ve iktisadi zeminde geliştiği gerçeği göz ardı edildiği sürece, verilecek tüm olumlu mesajların ve geliştirilecek sağduyulu politikaların yetersiz kalacağı da unutulmamalıdır.

Elbette Müslümanların tarih boyunca şiddetle ilişkisinin sosyal, kültürel ve siyasal tahlili derinlemesine yapılmalıdır. Bu konuda bazı acı gerçeklerle yüzleşilmesi gerektiği de doğrudur. Fakat çoğu zaman “İslam-şiddet-terör” üçgenine sıkıştırılarak sürdürülen tartışmaların, şiddeti adeta Müslümanlığın kodlarında varmış gibi gösteren sonuçlarla kapatılmak istenmesi de, ne yazık ki ele alınması gereken asıl meselelerin üzerini örtmekten başka bir sonuç vermemektedir. Teolojik ya da teopolitik tartışmaların ötesine geçmek, tüm insanlığın karşı karşıya kaldığı ve içe içe geçen ortak sorunlarını bütünsel olarak değerlendirmek ve buna göre birlikte çözümler geliştirmek zorundayız.

Savaş endüstrisinin dünya sistemine yön verdiği; kapitalist ve emperyalist ihtirasın hayatın her alanını insandışılaştırdığı, toplumları sömürdüğü, yoksullaştırdığı ve yozlaştırdığı; şiddetin öncelikle devlet politikası olarak egemenliğini sürdürdüğü, işgallerin ve çatışmaların özellikle Müslüman ülkelerin kaderine dönüştürüldüğü; mülteciliğin rutin haline geldiği ve tüm bunlara bağlı olarak insanın insana ve doğaya yabancılaştığı küresel şartlarda yaşadığımız göz önüne alındığında, MAZLUMDER olarak, bu tür katliamların tekrarlanmaması için kınama ve taziye mesajlarından daha fazlasına ihtiyaç duyduğumuzu hatırlatmak istiyoruz.

MAZLUMDER Genel Merkezi