Basında Mazlumder

Orta DoĞu'nun yalancI ŞafaklarI

Ürdün nehri ile Akdeniz arasında günbatımı olağanüstüdür. Geçen gün gökyüzü maviden pembeye, sonra öfkeli bir turuncuya ardından da kızıla döndü.

Batmakta olan güneş de, Batı Şeria'nın çevresindeki tepelere kondurulmuş olan yasadışı Yahudi yerleşim merkezlerinin çatılarından parıldayarak ufukta kayboldu.

Burası aynı zamanda yalancı şafakları da görebileceğiniz olağanüstü yerlerden biri.

En göz alıcılarından biri de 1993'te Beyaz Saray'da İsrail ile Filistinli liderlerin tokalaşmasıydı.

Başkan Clinton o sırada barışın tarafları olan eski düşmanlar Arafat, Rabin ve Peres'in ortasında duruyordu. Bu en üzücülerinden biriydi de aynı zamanda. Gerçekten de işleyebilirdi bu barış.

İki yıl sonra Rabin bir aşırılık yanlısı bir Yahudi tarafından öldürüldü.

Bir başka yalancı şafak da Bill Clinton'un 1998'de Gazze'yi ziyaretiydi. Evet, Gazze'de bir Amerikan başkanı. Bu günlerde hayal bile edilemeyecek bir olay.

Konuşmasını yaptığı bina da bu yılın başlarında İsrail tarafından bombalandı. Hatta öyle ki, başkanın korumaları Filistin lideri Yaser Arafat'ın üzerini aramaya kalkışmışlardı...

Ancak 1998'deki aksaklıklar, bugünkülerle karşılaştırıldığında komik geliyor kulağa.

İddialı sözler

Şimdi Beyaz Saray'da yine yeni bir başkan var. Ve Orta Doğu gerçekleriyle yeni yeni yüzyüze geliyor.

Sıcak bir havada Kahire Üniversitesi'nde, Haziran ayı başında ülkesinin İsrail'le sarsılmaz bağından bahsetti, ama aynı zamanda Filistinlilere İsrailli işgalcilerin çektirdiklerini de kınadı.

İzleyici sıralarında otururken, konuşmasının Mısırlı gençlerin alkışlar ve hatta lehte tezahuratlarıyla 37 kez kesildiğini saydım.

Obama ilk adım olarak da İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarında Yahudiler için yerleşim merkezleri inşaasının dondurmasını istiyordu.

Kahire'de Obama'yı dnleyen gençler

Mısırlı gençler Obama'nın Kahire'deki konuşmasını 37 kez alkışlarla kesmişti.

Ama İsrail tarafına bunu kabul ettiremedi. Yerleşim merkezleri meselesi yalnızca ev inşaasından ibaret değil, altyapı tesisleri, güvenlik merkezleri, bunların hepsi Filistinlilerin devlet kurmak için istedikleri toprakların bu yerleşimler tarafından yutulması demek.

Dolayısıyla Başkan Obama, en iddialı sözlerinden birini tutamamış oldu. Orta Doğu'da, liderlerin gücünün geleneksel değerlerle ölçüldüğü bir bölgede sözünü tutamaması başkan için rezil olmak demek.

İsrail başbakanı bunun farkında, muhtemelen Filistinliler ve hatta Obama da.

Suudi Arabistan'dan da sembolik ödünler istedi İsrail için. Obama onları da alamadı.

Yerleşim merkezleri gerçekten bir sorun. Tanınmış Filistinli yazar Raja Şehadeh, geçen hafta bana yerleşim merkezlerinin, yakınlarındaki Filistinlilere ''yok olmakta olan topraklarda yaşadıklarını hissettirdiğini'' söyledi.

Son bir kaç günde Kudüs'te Yahudiler için 900 ev inşaasına daha izin verildi. Bıkmış durumda olan başkan da, İsrail'in barışa ulaşma ihtimalini zayıflattığını ve Filistinlileri tehlikeli bir şekilde öfkelendirdiğini söylüyor.

Zehirli ideolojik hap

İsrail, Kudüs'ün kendisine ait olduğu görüşünde. Bu iddia ise Amerikalılar, İngiltere, Avrupa Birliği ve kuşkusuz bu bölgeyi gelecekteki devletleri için başkent olarak düşünen Filistinliler tarafından reddediliyor.

İsrail, Filistinlilerin bir devlet olarak istedikleri bölgeye inşaat yaparak onlarla barış yapamaz. Ama yerleşim merkezlerini yıkmaya çalışırsa da, ülke içinde barış sağlayamayabilir. Dolayısıyla yerleşim merkezleri, zehirli bir ideolojik hap.

Obama görevi devraldıktan hemen sonra İsrail ile Filistinliler arasındaki barışı Amerika'nın ulusal çıkarları arasında saymıştı. Bu nedenle denemekten başka şansı yok. Ama gündem o kadar kabarık ve zorlu ki.

Filistin lideri Mahmud Abbas bağımsızlık yolunda ilerleme kaydedilmemesinden o kadar bıkmış durumda ki, görevden ayrılma tehdidini öne sürüyor.

Netanyahu ise bir gazeteciye göre, Filistinlilerle barış konusunda ciddi. ''Böylece gündemindeki bir sorunu ortadan kaldırıp, gerekirse İran ve Tahran'ın Lübnan'daki müttefiklerine karşı savaşa hazır olmak istiyor.'' diyor aynı gazeteci.

En azından kendisinden önceki bazı başkanların tersine göreve başladığı ilk günlerde Orta Doğu konusunda kafa yormaya başladı Obama. Böylece düşünecek zamanı var. Ama zaman da sınırsız değil.

Filistinli yazar Raja Şehadeh, ortamın kendisine 1987'deki Filistin intifadasının öncesini hatırlattığını söylüyor.

Bazı ekonomik iyileşmeler yaşandı belki ama şu anda sessiz sessiz birikmekte olan öfkenin patlamak için sadece bir kıvılcıma ihtiyacı var.

Kaynak:BBC