<!--[if gte mso 9]><xml>
“ÖLENLER DE DÖNMEK İSTİYOR!”
<input type="image" src="/webimage/10599545_10152594542898695_7663915549064217066_n.jpg" /></span>
Cumhurbaşkanı seçimine bir gün kala Van’da 1980 askeri darbesinin iki mağduru yaşadıklarını ve güncel olaylarla ilgili görüşlerini açıkladılar. MAZLUMDER ve İHD Van şubeleri işbirliği ile Van'da "30 Yılı Aşkın Bir Yaşama Sığdırılan Antoloji" konulu panel düzenlendi. Moderatörlüğünü bir süre önce cezaevinden çıkmış olan Van Milletvekili Kemal Aktaş'ın yaptığı panelde 30 yılı aşkındır sürgünde olan Gazeteci-yazar Günay Aslan ile siyasetçi Rojhan Hazım, Avrupa'da yaşadıkları zorlukları anlattı.
Paneli Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Hatice Çoban, İpekyolu Belediyesi Eş Başkanı Aygül Bidav, DBP Van İl Başkanı Musa İtah, Mazlumder Van Şubesi Başkanı Yakup Aslan, İHD Van Şubesi Başkanı Ersin Biricik Van/TSO Yönetim Kurulu Başkanı Necdet Takva ve çok sayıda sivil toplum örgütü ile siyasi parti temsilcileri izledi.
Panelde ilk olarak konuşan Van Bağımsız Milletvekili Kemal Aktaş, Kürt halkının sürgünleri çok iyi bilen bir halk olduğunu, belirterek şunları söyledi:
“Rojava'da yaşanan katliamlara halkımız sessiz kalmayarak büyük bir direniş göstermiştir. Şengal'de 10 binin üzerinde vatandaşımız IŞİD'in katliamına maruz kalmıştır. Halkımız başta Rojava olmak üzere birçok yerde örgütleniyor. Şuan Şengal halkı yaşanan katliama karşı dağlara sığınmış durumdadır. Bundan dolayı şunu önemle vurgulamak istiyorum. Direniş her zaman bizi kazanmaya götürür teslimiyet ise bizi onursuzlaştırır. Bu nedenle Kürtler 30 yılı aşkındır bir direniş ve mücadele içerisindedir. Gün direniş, onur ve namus günüdür. Durmak yoktur.”
“BÜYÜK BEDELLER SONUCU DÖNDÜK”
Aktaş'ın ardından konuşan Beytüşşebap doğumlu Rojhan Hazım Sürgün hayatına isteyerek gitmediklerini, 80 askeri darbesinin galiz zulmünden dolayı birçok siyasi insanın yurt dışına çıkmak zorunda kaldığını dile getirerek Van’da olmaktan büyük onur duyduğunu söyledi.
Yıllardır süren mücadele ve verilen bedeller sonucu Türkiye’ye döndüklerini belirten Hazım, “12 Eylül sürecinde Türkiye'yi terk etmek zorunda kaldık. Bu Benim için büyük bir tesadüf oldu. Ülkeyi terk ettiğimde Van'dan ayrıldım ve 30 yıl sonra memlekete döndüğümde tekrardan Van'a geldim. Van benim ikinci memleketimdir. Van'ın benim için büyük bir anlamı var.”dedi.
Avrupa'ya uzanan sürgün yolculuğunda önce Federe Kürdistan Bölgesi'nde ve Rojava'da kaldığını aktaran Hazım, "Bizler Avrupa'da olduğumuz sürece mücadele etmekten vazgeçmedik. Elimizden geleni yapmaya çalıştık 4 parça olan Kürdistan bizler için 5 parçaya bölündü. Avrupa diasporası Kürdistan'ın 5'inci parçasıdır. 1920 yılından bu yana diaspora hayatımızdan büyük bir yer edindi. 1980 darbesiyle birlikte çok sayıda halkımız yurtdışına çıktı. Avrupa'nın birçok ülkesinde dil konusunda çok çalışma yürütüldü. Diaspora kültürel bakımından büyük bir öneme sahipti. Siyasi diasporada boş bırakılmadı. Avrupa'da televizyonların açılması konusunda tarihi adımlar atıldı ve büyük bir çalışma yürütüldü. Yaşadığımız topraklarda yürütülen çalışmalar açısından çok önemli olduğu gibi, Avrupa'da da önemli çalışmalar yapıldı. Demokratik siyasette diasporanın büyük bir sorumluluk üstendiğini de söyleyebilirim.”ifadelerini kullandı.
“SORUMLULUK ÜSTLENMELİYİZ”
Kürtlerin demokratik mücadelede büyük bir yol aldığını vurgulayan Hazım, şunlara dikkat çekti:
"Bizler kendi halkımız için elimizden geleni yapmalıyız. Bu nedenle yol almak ve kazanımımızı taçlandırmak için sorumluluk üstlenmeliyiz. Safları daha çok güçlendirmek için hepimizin omuzlarına büyük bir yük düşüyor. Öyle bir evreye geldik ki; küçük hesaplar yapacak lüksümüz yoktur. Tüm dinamikleri seferber edeceğiz ve kol kola vererek, düşmanı adım atmaya zorlayalım. Bugün Kürtlerin her zamankiden daha çok birliğe ihtiyacı var. Hem doğu hem de batı Kürdistan'da büyük felaketler Kürtleri beklemektedir. Büyük bir katliam fermanı yeniden Êzidî halkı için verildi. Büyük bir katliam halkımızın başında. Bu nedenle bile olsa birlikte olmalıyız. Küçük hesaplara girmeseydik Êzidi halkımızın başına bu katliamlar gelmeyecekti. Bizim tutumumuz bu kadar pasif olmasaydı şimdi İŞİD’çi katliamcılar Êzîdî halkına böyle yaklaşamazdı. Bu durum bizi uyandırmalı ki, yeni katliamlar artık yaşanmasın.”
“BİRLİKTELİĞİMİZİ GÜÇLENDİRMELİYİZ”
Şengal'de gerçekleşen katliamda Türk güçlerinin de parmağının olduğunu ifade eden Hazım, "Eğer bizler işgal ve katliamlar devam etmesini istemiyorsak birlikteliğimizi güçlendirmeliyiz. Amaç ve ilkelerimiz bizi bir araya getirmeli ve Rojava ile diğer parçalarda birlikte hareket etmeliyiz. Artık küçük hesaplara girmeyelim.” şeklinde konuşarak konuşmasını tamamladı.
Hazım'ın ardından konuşan Gazeteci-Yazar Günay Aslan da sözlerine: "Ortadoğu'da diğer halklarla birlikte yaşamaya çalışan Kürt halkı, çeteler tarafından ağır silahlarla kuşatılmış durumda. Kürtler, ulusal birliklerini güçlendirdikleri oranda kazanabilirler." dedi.
“TEK BAŞIMIZA DÖNMEMİZİN BİR ANLAMI YOK”
Kendilerinin tek başına Türkiye'ye dönmesinin bir anlamı olmadığını, dağda, cezaevinde ve Avrupa'da yaşanan yurttaşların da dönmesi gerektiğini belirten Aslan, Maxmur halkının yıllardır sürgünde yaşadığına dikkat çekerek şunları kaydetti:
"Bizler çözüm sürecine sahip çıkmalıyız ama var olan her şey kabul ederek değil, uyanık olarak geleceğimize ve ilkelerimize sahip çıkarak bu süreci sahiplenmeliyiz. Diasporadan bölgeye bakmak çok zor. Diasporada, siyasi ve kültürel anlamda birçok çalışma vardır. Buranın bir parçasıdır. Yıllar içinde zaman ve mekân duygudaşlığımızı ayrılaştırmadı. Bizler bir aileyiz. Bunu unutmamamız gerekir.”
“YANLIŞLIKLARI ELEŞTİRMELİYİZ”
Yanlışlıkları eleştirmemenin yanlışlıklara ortak olmak anlamına geldiğini söyleyen Aslan, "Kürdistan’da yeni bir kapı aralanıyor. Diliyoruz ki; dağdaki ve Avrupa'daki arkadaşlarımız memlekete bir an önce dönerler. Avrupa’da yaşanlar değil, hatta ölenler de yaşadıkları topraklara dönmek istiyorlar. Orada gömülenlerden çoğu yaşadıkları topraklara gömülmek için vasiyette bulunmuşlardı, ancak bürokratik engeller buna izin vermedi. Bizlerde bu saatten sonra dağdaki, zindandaki ve Avrupa’daki arkadaşlarımız için mücadele etmeye devam edeceğiz.”şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından panel soru-cevap bölümüyle devam etti.
(Haber, Prestij Gazete’si notlarına dayanılarak hazırlandı…
Rojhan Hazım bir gün önce de, bir grub gazeteciyle birlikte Mazlumder Van Şubesi’ni ziyaret etmiş ve uzun bir muhabbet ortamında 1980 askeri darbesi ve yurt dışındaki siyasi mültecilik süreci çerçevesinde açıklamalar yapmıştı.)
<input width="800" type="image" height="450" src="/webimage/10920_193190754183206_6784148441071485171_n.jpg" /></span>
<!--[if gte mso 9]><xml>
<input width="800" type="image" height="600" src="/webimage/12237_10152591781613695_7347336758834816035_n.jpg" /></p>
<input width="800" type="image" height="600" src="/webimage/10488129_10152594086983695_2813977971357878639_n.jpg" /></p>
<input width="800" type="image" height="450" src="/webimage/10920_193190754183206_6784148441071485171_n(1).jpg" /></p>
<input width="800" type="image" height="600" src="/webimage/10488129_10152594086983695_2813977971357878639_n(1).jpg" /></p>