Basın Açıklamaları

ODTÜ Öğretim Üyesi Yeğen: Devletin Kürt politikası iflas etmiştir

MAZLUMDER tarafından düzenlenen 'Dini ve etnik ayrımcılık' konulu sempozyumda konuşan Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Mesut Yeğen, Türkiye'de Kürtlere yönelik 85 yıl boyunca uygulan asimilasyon politikalarının gelinen süreçte iflas ettiğini belirterek, 'Biz Cumhuriyet olarak, bu ülkenin yurttaşları olarak, Kürtleri tanıyarak, ayrım

Fatih Berr Oteli Konferans Salonu'nda düzenlenen 'Dini ve Etnik ayrımcılık' konulu sempozyumun 2. oturumunda ODTÜ Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Mesut Yeğen, Bilgi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Arus Yumul, Araştırmacı Akademisyen Adrian Marsh ve Fikret Adanır 'Ayrımcılığın gölgesinde üşüyen kimlikler' konusunda sunum yaptı. 'Devlet söyleminde Kürt sorunu' başlıklı konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Yeğen, Kürt sorununun iki başlık altında ele alınacağını, bunlardan birincisinin geride bırakılan 100 yıl boyunca Kürtlere yönelik inkar politikası, ikincisinin ise 90'lı yıllardan sonra oluşturulan ikrar politikaları olduğunu söyledi.

'Geçmişten günümüze yapılan asimilasyondur'

Türkiye'de Kürtlere yönelik inkar politikalarını, İttihat ve Terakki, Kurtuluş Savaşı dönemi ve Cumhuriyet dönemi olarak üç döneme ayıran Yeğen, 'Bu dönemlerde Kürt sorunu geniş hacimli değildi. Islahatla ilgili bir sorun olarak görülmüştür, yani Kürtlerin rezizasyonları ıslahatçılık politikası ile gerçekleştirilmeye çalışılmıştır' dedi. '1924 Anayasası'nda Kürtler vardır, ama hakları yoktur' diyen Yeğen, şunları belirtti: 'Tanıma siyasetinden vazgeçilmiştir. Geçmiş dönemdeki süreç asimilasyondur. Devletin şu anda uyguladığı asimilasyon politikası iflas etmiştir ve 'müstakbel Kürtler' düşüncesi önemini kaybetmiştir. Türkiye Devleti'nin 80 yıllık homojen politikası iflas etmiştir ve bundan sonra gelişecek olan süreç, Kürtlerin etnik farklılıklarını daha çok vurgulamaları olacaktır. Dolayısıyla bizlerin peşine düşmesi gereken sorular bellidir. Biz Cumhuriyet olarak, bu ülkenin yurttaşları olarak, Kürtleri tanıyarak, ayrımcılık reva görmeyen bir siyaset inşa edebilecek miyiz, edemeyecek miyiz? günümüzün sorusu budur.'

'Bütün kötülüklerin kaynağı olarak Ermeniler görüldü'

Yeğen'in ardından 'Tarihten günümüze Ermeniler ve sorunları' başlıklı konuya ilişkin söz alan Arus Yumlu ise, öldürülen Gazeteci
Hrant Dink'in Ermeni sorununa yönelik yaptığı 'Eski ahit kitabında yer alan Harun ellerini keçinin başına koyacak ve İsrailoğullarının suçlarını günahlarını itiraf edecek, hepsini keçiye yükleyecek sözlerindeki 'günah keçisi'ni temsil ediyor bugün Ermeniler' açıklamasına dikkat çekerek Ermenilerin, her türlü sorunun ve tüm kötülüklerin kaynağı olarak gösterildiğini belirtti. Ermenilerin ortak bir dünyadan mahrum bırakıldıklarını ifade eden Yumul, Bakan Vecdi Gönül'ün yaptığı açıklamanın da Ermenilere yönelik anlayışın en belirgin şekli olduğunu vurguladı.

Yumlu'nun konuşmasının ardından Sempozyum, Adrian Marsh'ın 'Türkiye'de Romanların sorunları ve çözümleri' ile Fikret Adanır'ın 'Milli kimliğin inşasında homojenleşen kimlikler: Diğer etnisiteler' başlıklı sunumlarının ardından soru-cevap ile devam etti.

Sempozyum yarın 'Ayrımcılığın kaynakları', 'İnanç gruplarına yönelik ayrımcılık raporunun sunulması', 'Tarihselden güncele: Ötekileştirmenin gölgesinde azalan kimlikler' konuları ile devam edecek.