Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi (NPT) Sorumluluğundan İsrail'i İstisna Tutmak, Suça Yardım ve Yataklık Yapmaktır!
19/09/2009'da, 150 üye ülkeden temsilcinin katıldığı Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK)'nun Viyana'da düzenlenen 53. Genel Kurul Toplantısı'nda, Ortadoğu'da hem nükleer silah sahibi olan hem de Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması'na (NPT) ve Güvence Denetimlerine taraf olmayarak nükleer tesislerini UAEK'nun hiçbir denetimine açmayan ve nükleer yetenekleriyle bölgenin istikrarını tehdit eden tek ülke konumundaki İsrail'le ilgili tarihi bir karar çıktı.
Arap Birliği ülkelerinin öncülük ettiği "İsrail'in Nükleer Yetenekleri" başlıklı Karar Tasarısı'nın gündeme alınması için yapılan oylamada Kanada Temsilcisi Tasarı'nın oylanmadan gündemden düşürülmesini isteyince, 53 ülke bu talebin aleyhine, 45 ülke lehine oy kullandı. Türkiye bu oylamada çekimser oy kullandı. Tasarı oylanması için çoğunluk sağlanınca Karar Tasarısı'nın oylanmasına geçildi. Bu sırada salonda bulunan Türk Heyeti salonu terk etti. Türkiye böylece oylamaya katılmadı. Tasarı için Rusya ve Çin dahil 49 ülke lehte, çoğunu AB üyeleri ile ABD'nin oluşturduğu 45 ülke aleyhte ve 16 ülke çekimser oy kullandı. 1991 yılından beri her yıl Genel Kurul toplantısına sunulan "İsrail'in Nükleer Yetenekleri" ve "Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi" (NPT) rejimine taraf olması yolundaki çağrıyı içeren karar tasarısı, gerekli çoğunluk sağlanamadığı için reddediliyordu. "İsrail'in Nükleer Yetenekleri" başlıklı karar tasarısının kabul edilmesiyle, UAEK, bundan böyle İsrail'e nükleer programına ilişkin Yönetim Kurulu'na rapor sunması zorunluluğu getirdi.
Öte yandan Kuzey Kore'nin nükleer programına ilişkin Batı ülkelerinin sunduğu karar tasarısı oybirliğiyle kabul edildi. Karar tasarısında, Kuzey Kore'nin nükleer denemelere derhal son vermesi istendi ve BM Güvenlik Konseyi kararlarına uyması ve Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması'na (NPT) geri dönmesi çağrısı yapıldı.
Yeryüzünde sadece muharip ve üniformalı değil bütün insan türünü hedef alarak yok eden, bununla kalmayıp tüm hayvan ve bitki popülasyonunu da düşman kabul ederek imha eden nükleer silahların, üretiminin ve kullanımının gelmiş geçmiş en acımasız savaş suçu olduğu gerçeği karşısında uluslararası yapıların ve mekanizmaların bu kadar ahlaktan arındırılmış tarafgir tutum sergilemeleri kabul edilemezdir. MAZLUMDER, hayatın kendisine kast eden bu vahşi savaş makinesinin üretiminin hiçbir ülke istisna olmadan derhal sona erdirilmesi ve mevcut stokların hemen şimdi hiçbir istisna olmadan imha edilmesini talep eder.
Barışın ve adaletin tesisi ve insanca yaşam, sadece belirli medeniyet havzalarına değil her kese eşit mesafede durabilmeyi başaran uluslar arası yapılarla mümkün olabilir. Ancak bu tür yapılar ve mekanizmalar herkesin ve insanlığın ortak malı olabilir, aksi ise sadece egemenlerin çıkar düzenini sağlayan aparatlar olarak tarihte yerlerini alır.
Ahmet Faruk ÜNSAL
MAZLUMDER Genel Başkanı