Basında Mazlumder

MISIr'da SİyaSİ deĞİŞİm Şart

Baradey'in dönüşü ile Mısır siyasetinde gerekli olan değişim için yeni arayışlar başladı...

Dr. Beşir Nafi

Sayın Muhammed Baradey’in Mısır’a dönmesi, siyaset sahnesinde yeni bir maceraya atılmayı belki de Cumhurbaşkanlığına aday olacağını göze alacağını açıklaması büyük bir tartışma başlatırken Mısır içinde ve dışında farklı tahminler yapılmasına da neden oldu. Ülke içerisinde Baradey’in dönüşü, Mısır’ı bir kaosa sürüklemeden, herhangi bir şiddet sarmalına bulaştırmadan barışçı ve uygun bir siyasi değişim umudunu doğururken dışarda ise Mısır’ın yeni bir lidere sahip olması durumunda onun ülkeyi nereye götüreceği konusunda birbirinden farklı tahminler yürütülmeye başlandı. Zire bütün dünya, ülkede otuz yıldır iktidarda olan Hüsnü Mübarek’e alışmış, onun önceden atacağı adımları az çok tahmin edebilir durumda.

Baradey’in dönüşünü, yeni jenerasyonun aktivist gençleri, kültürlü kesim, aydınlar, gazeteciler ve sanatçı kesim tarafından son derece olumlu karşılandı. Ancak bu olumlu karşılama, Baradey’e olan desteğin onu iktidara getirmeye kafi devasa bir destek olduğu anlamına gelmez, sadece halkın cumhurbaşkanı adayına dönüşme potansiyeli olduğunu gösterir.

Baradey’in atılmasına katkıda bulunduğu en belirgin adım, bağımsız şahsiyetlerin yanısıra Mısırlı önde gelen akademisyen ve siyasetçisi, aynı zamanda Müslüman Kardeşler’in parlamento grup başkanı Dr. Nasan Nafia’nın da içinde bulunduğu, Mısır’da Liberal ve milliyetçileri de kapsayan Mısır Değişim Komitesi’nin kurulmasıyla ilgili attığı adım oldu. Baradey’in nabız yoklama amaçlı bu ziyareti, dışardaki bazı ilişkilerine son verdikten kısa bir süre sonra ülkeye yeniden döneceğini vaad etmesiyle sonuçlandı. Buradaki en önemli soru, Baradey’in dönüşünün uyandırdığı değişim umutlarının gerçekten güçlü bir temele ve tutarlı hesaplara dayanıp dayanmadığı...

Mısır siyasetiyle ilgili köklü bir değişiklik gerçekleştirmek isteyen lider, işe anayasa değişikliğiyle başlamalı. 2005 yılında başkanlık seçimleriyle ilgili son derece yetersiz bir değişikliğe maruz kalan mevcut anayasa ile Baradey ya da başka bir siyasetçi, başkanlık seçimlerine aday olamayacaktır.

Hatta Baradey ya da başka şahsiyetler bile cumhurbaşkanlığının sadece şu anki başkan ya da mevcut iktidar partisinden birinin tekelinde olmasını öngören anayasa maddesine kılıf bulmanın bir aracı haline gelebilirler. Rejimin bu maddeyle ilgili hile yapmasını bir kenara bırakırsak ülkede gerçekleştirilmesi gereken demokratik reformun şartlarını sağlamayacaktır.

İstibdad ve tahakkümün iradesini kırmadan hiç bir değişim gerçekleşmez. İstibdadın iradesini kırmak ise adil, demokratik, mantıklı ve ülkenin koşullarını göz önünde bulunduran bir anayasa reformunu gerekli kılar. Göründüğü kadarıyla Sayın Baradey ve milli değişim komitesinin diğer üyeleri bu gerçeği tamamen kavramış görünüyor. Ancak bu hedefin gerçekleşmesi için ödemeleri gereken bedelin boyutlarını bilip bilmedikleri o kadar net değil.

İkinci husus, Mısır’daki siyasi güçlerin özellikle de Müslüman Kardeşler’in yanı sıra farklı eğilimlerden ve siyasi çizgiden ama muhalif aydın, entellektüel, yazar, akademisyenin tavırlarıyla ilgili. Siyasi değişim komitesi üyelerinin böylesine zenginlik arz etmesi, muhalefet cephhesinin gerçekten ne kadar genişlik arz ettiğini gösteriyor.

Öte yandan Solda Birlik Partisi ya da Yeni Vefd Partisi’nin değişim projesine destek verip vermeyecekleri noktasında herhangi bir umut yok. Her iki parti de rejimin ikna aracı haline gelmiş durumda. Bu arada Baradey’in, ne kadar halk desteğine sahip olduğunu kestirmenin güç olduğu ve adının başkanlık makamına adaylığına koymuş birisi olması hasebiyle ismi çok geçen Mısır eski Dışişleri Bakanı ve Arap Birliği Başkanı Amr Musa’yla buluşması dikkat çekiciydi.

Baradey ve Musa’nın Mısır’daki iç siyasi durumunu tartışmış oldukları kesin olmakla birlikte Amr Musa’nın değişime ilişkin açıklamaları ve tutumu son derece ihtiyatlı ve belirsizdi. Aynı şekilde Müslüman Kardeşler’in parlamento grup başkanının Değişim Komitesi’nin kurucular kurulu toplantısına katılmış olmasına rağmen tavrı yeteri kadar net değil. Buna karşın, Baradey’in Müslüman Kardeşler karşısındaki tutumu da net değil. Baradey’in İhvan’la ilgili açıklamaları da, onun Müslüman Kardeşleri meşru ve kanuni bir parti olarak tanıyıp tanımayacağına ya da siyasi değişim mücadelesine girmeye hazır olduğuna dair herhangi bir vaad içermiyordu. Değişim projesi, şüphesiz Mısır’da geniş tabanlı bir cepheyi gerektiriyor. Ancak bu projenin İhvan’ın onayı olmadan hayata geçirilebileceğini düşünmek son derece zor. Zira son derece güçlü bir halk desteğine sahip bir siyasi oluşumdan bahsediyoruz.

Anayasanın değiştirilmesi ve yepyeni geniş tabanlı bir cephenin teşekkül etmesi, tamamen Mısır’daki siyasi şartlarına bağlı bir durum. Bir başka ifadeyle rejimin gücüyle ve sonucu ne olursa olsun her türlü değişim hareketini yok etme noktasındaki azmiyle yakından alakalı.

Bunu şu şekilde değerlendirmek gerekir: Birincisi rejim önümüzdeki iki sene zarfında karşı karşıya kalacağı meydan okumanın boyutlarını kavrar kavramaz Mübarek bunun neticesinde oğlu Cemal’i aday göstermekten vazgeçerek, kader kahredici iradesiyle olayların seyrine müdahale etmediği taktirde, seksen yaşını aşmış olmasına rağmen bizzat kendisinin aday olacağı kesinleşti. Ciddi bir siyasi meydan okumanın ortaya çıkması durumunda rejim, ülkede iktidar partisinin, devlet bürokrasisinin desteğini almayan bir aday göstermekten vazgeçmenin hikmetli bir davranış olduğunu düşünebilir.

İkincisi, Mısır halkının ezici bir çoğunluğunun ve etkin güçlerinin siyasi bir değişim istediğinde şüphe yok. Mısır kamuoyu, rejimin ağırlığını giderek üzerinde hissediyor. Rejimi sadece kırılgan ve izole edilmiş bir askeri yapıdan ibaret görmek son derece yanlış. Mısır rejimi, finans, işadamları, siyasi çevreler ve devlet bürokrasisinin bir kesiminin oluşturduğu bilinçli bir koalisyondan ibaret. Artık biliniyor ki mevcut rejim ülke tarihinde ilk kez ekonominin, finansın, ve siyasi karar mekanizmasının bütün katmanlarına hakim durumda. Ancak yönetimde ve siyasi yapıda bundan daha az önemli olmayan bununla birlikte pek de dikkat edilmeyen bir başka dönüşüm ise devlet aygıtıyla rejim arasında giderek artan içiçe geçmişlik. O kadar ki Mısır devleti modern dönemde doğudaki en eski devlet olmasına rağmen neyin partiye ya da siyasete ait olduğunu neyin devlete ait olduğunu birbirinden ayırmak giderek zorlaşıyor.

Gerçekte, Mısır devleti gibi sağlam ve köklü bir devletin bir siyasi tabakanın ya da siyasi bir gücün aracı haline gelmiş olması, mevcut rejimin ne kadar büyük bir nüfuza ve güce sahip olduğunu gösteriyor.

Geçtiğimiz yıllarda işadamlarının çıkarlarıyla Mısır rejiminin çıkarlarının, birinin kaderinin diğerine bağımlı olacak kadar iç içe geçtiğini görüyoruz. Bütün devletler, hatta kadim bir demokrasi geleneğine sahip olanlar dahi, devletin gücünü kendi varlığını sürdürmenin bir aracı olarak kullanır. Mısır’daki bürokratik yapı da bu rolü getirme noktasında ikna edilmek için çok fazla uğraşmayı gerektirmez.

Üçüncü değerlendirme ise, küresel güçler, Mısır’daki mevcut rejime alıştılar. Sadece aralarında yakın bir bağ olduğu için değil aynı zamanda olaylara ilişkin tepkisi ve siyasetine ilişkin tahminleri konusunda fazla zorluk çekmedikleri için. Baradey Kahire’ye geldiğinde onun uluslararası kurumlarda çalışmış ve Batılı kurumlar ve şahsiyetlerle yakın ilişkiye sahip olmasının, onun Mısır rejimi tarafından hedef alınmasına engel teşkil edeceği yönünde bir şaiya yayılmıştı. Bu belki göreceli olarak doğru olabilir. Ancak en azından Batı açısından bakıldığında Batılı devletlerin sık sık yaptıkları demokrasi çağrılarına fazla itibar etmemek gerekir. Şayet Batı, demokrasiyle kendi çıkarları arasında bir çelişki görürse hiç şüpheniz olmasın kendi çıkarlarını tercih eder.

Bütün bunlar ne anlama geliyor? Özetle anlamı şu: Mısır’daki değişim projesi, ortada dolaşan isimler bir kenara, kolay bir iş değil. Bu proje sadece önde gelen tanınmış bir kaç aydın ya da siyasetçiyi bir aray getirip çeşitli kurullar oluşturarak Batılılar nezdinde makbul bir takım şahsiyetlerin siyasi taleplerde bulunmasını sağlamakla olacak bir şey değil. Değişim projesi, değişimin koşullarını ve Mısır’daki siyasi güçlerin haritasını özellikle de muhalefetin doğasını iyi anlamayı, bu koşulları karşılamamızı sağlayacak adil bir anlayış geliştirilmesini ve geniş tabanlı bir muhalif siyasi güçler cephesini oluşturmayı gerektirdiği gibi, mevcut rejimin içinde bulunduğu siyasi koşullarla dayandığı güç zeminini bilmeyi de gerektirir.

En önemlisi de Mısırlı şahsiyetlerin ülkedeki siyasi bir reformun Mısır halkının farklı kesimlerini bir araya getirmeksizin yaşama geçirilmesinin mümkün olmadığını, rejimin de halkın taleplerine kolayca boyun eğmeyeceğini, Mısır rejiminin bu taleplere cevap vermeyi düşünmeden önce yüksek katılımlı ve uzun soluklu bir siyasi ve halk hareketliliği oluşturulması gerektiğini bilmesidir. Zira bu hareketlilik sırasında Mısır’da geniş çaplı tutuklamalar yaşanabilir, ölümlerle karşılaşılınabilinir. Muhalefet liderlerinin bu hareketliliğin sonuçlarına katlanma hususunda hazırlıklı olması gerekir.

Mısır’ın içinde bulunduğu iç ve dış koşullar, kimsenin hoşuna gitmiyor, rejimin önde gelenleri de bundan memnun değil. Mutlaka bir değişim olması gerektiği hususunda şüphe yok, ancak Mısır entelajansiyası, bu tür durumlarda bile değişim projesinin mutlaka ödenmesi gereken bedellerinin bulunduğunu idrak etmesi gerekiyor.

Makalenin orjinal başlığı: Mısır, ciddi siyasi bir mücadele olmadan değişmeyecektir

*Yazar ve Modern Tarih uzmanı

dünyabülteni