Basında Mazlumder

MESCID-I AKSâ’DA NELER OLUYOR?

28 Şubat Pazar günü sabah saatlerinden itibaren Mescid-i Aksâ’da yine çatışmalar vardı.

28 Şubat Pazar günü sabah saatlerinden itibaren Mescid-i Aksâ’da yine çatışmalar vardı. Bir yanda fanatik Yahudileri Mescid-i Aksâ’ya sokmak isteyen Siyonist işgal güçleri, diğer yanda canları pahasına bu kutsal mekanın kirletilmesine izin vermemeye kararlı bir avuç Filistinli...

Yahudilerce kutsal kabul edilen Purim Bayramı münasebetiyle fanatik Yahudi grupları günler öncesinden taraftarlarını 28 Şubat günü Mescid-i Aksâ’ya basın düzenlemek için Ağlama Duvarı’nın yanında toplanmaya davet etmişti. Fanatik Yahudilerin Mescid-i Aksâ’ya girme ve Mescid-i Aksâ’da ayin yapma girişimleri ilk değildi. Daha önce de bu tür girişimlerde bulunmuşlar fakat baskın ihtimaline karşı Mescid-i Aksâ’da nöbet tutan duyarlı Filistinliler sayesinde bu amaçlarına ulaşamamışlardı.

Fanatik Yahudi gruplarının Mescid-i Aksâ’ya baskın girişimlerini Siyonist işgal devletinin Kudüs’ü Yahudileştirme faaliyetlerinden bağımsız ele almak yanlış olur. Gerçekte bu baskın girişimleri Siyonist işgal hükümeti tarafından desteklenen planlı bir eylemdir ve amacı Yahudilerin Mescid-i Aksâ’da ayin yapmalarını olağan hale getirmek ve daha sonra Mescid-i Aksâ’yı, El-Halil kentindeki İbrahim El-Halil Camisi gibi Yahudiler ve Müslümanlar arasında ikiye bölmektir. Nihai hedef ise adım adım Mescid-i Aksâ’ya tamamen el koyup Müslümanların bu kutsal camisini yıkarak yerine sözde Süleyman Mabedi’ni inşa etmektir.

Siyonistlerin bu niyetini bilen Filistinliler işte bu nedenle fanatik Yahudilerin Mescid-i Aksâ’da ayin yapmasına ne pahasına olursa olsun izin vermemekte kararlıdır. Doğrusu Mescid-i Aksâ sadece Müslümanlara aittir ve Yahudilerin bu kutsal mekanda ayin yapmaya hakları yoktur.

Fanatik Yahudilerin çağrılarından haberdar olan Filistinlilerden bir grup bir gece öncesinden Mescid-i Aksâ’da kalarak nöbet tutmaya başlamıştı. Pazar günü sabah erken saatlerden itibaren Mescid-i Aksâ ve çevresine binlerce Siyonist asker ve polis yığıldı. Yaşlılar, kadınlar ve çocuklar dahil Filistinlilerin Mescid-i Aksâ’ya girişi yasaklandı. Daha sonra Siyonist işgal askerleri fanatik Yahudilerin herhangi bir mukavemetle karşılaşmadan Mescid-i Aksâ’ya girmesini sağlamak için cami içinde nöbet tutan Filistinlileri dışarıya çıkarmaya çalıştı fakat bu girişiminde başarılı olamadı.

Mescid-i Aksâ’nın hoparlörlerinden yapılan yardım çağrıları üzerine Eski Belde’de toplanan Filistinliler Mescid-i Aksâ’da nöbet tutan kardeşlerinin yardımına gitmek üzere harekete geçtilerse de bir süre sonra Siyonist işgal güçleri tarafından yolları kesildi ve iki taraf arasında şiddetli çatışmalar yaşandı. İşgal güçlerinin Filistinli gruba plastik mermi ve göz yaşartıcı gaz kullanarak müdahale etmesi sonucu onlarca kişi yaralandı. Filistinliler ise Siyonist işgal güçlerinin vahşi saldırısına taşlarla karşı koymaya çalıştı. Eski Belde ve Silvan bölgelerinde hoparlörlerle daha fazla çağrı yapılmasını engellemek isteyen Siyonistler çareyi elektrikleri kesmekte buldu.

Mescid-i Aksâ’nın içinde ise Fanatik Yahudilerin Siyonist işgal güçleri desteğinde avluya girdiğini gören Filistinliler, grubu Mescid-i Aksâ dışına çıkarmak için avluya çıktılar. Bu sırada Filistinlilerle Siyonist işgal güçleri ve fanatik Yahudiler arasında çatışmalar yaşandı. Filistinlileri çıplak elleriyle, ayakkabılarla ve ellerine geçirebildikleri her şeyle direnmesi üzerine Yahudi grubu Mescid-i Aksâ’nın avlusunun dışına çıkmak zorunda kaldı. Fanatik Yahudilerin Mescid-i Aksâ’nın dışına çıkmasının ardından Siyonist işgal güçlerinin kuşatması bir süre daha devam etti. Bu sırada Mescid-i Aksâ’nın kapıları zincirlerle kilitlendi. Çatışmalarda en az 20 Filistinli yaralandı.

Mescid-i Aksâ’da yaşananlarla ilgili medyaya yansıyan ajans haberinde ne yazık ki Siyonist işgal devletini kayıran ve gerçekleri yansıtmayan bir dil kullanıldığını görmekteyiz. Gazetelerde ve internet sitelerinde konuyla ilgili haberlerde Siyonist işgal güçlerinin Mescid-i Aksâ’ya girmediği, sadece avlusuna girdiği belirtilmiştir. Bu anlatım, şayet gerçekleri perdeleme amacıyla yapılmış kasıtlı bir saptırma değilse, büyük bir cehaletin ürünüdür. Mescid-i Aksâ’nın neresi olduğunu bilmemekten kaynaklanmaktadır.

Mescid-i Aksâ, sadece El-Kıbli Mescidi değildir. Bilakis El-Kıbli Mescidi, Kubbetu’s-Sahra ve diğer tüm müştemilatıyla birlikte duvarlarla çevrili alana verilen isimdir. Dolayısıyla Siyonist işgalcilerin ve fanatik Yahudilerin Mescid-i Aksâ’ya girmiş olmaları için El-Kıbli Mescidi’ne girmeleri gerekmez. Mescid-i Aksâ’nın avlusu denilen bölgeye girmeleri de Mescid-i Aksâ’ya girmeleri demektir.

Pazar günü Mescid-i Aksâ’da yaşananlarla ilgili medyaya yansıyan bir başka büyük yanlış da, Mescid-i Aksâ’da ayin düzenlemek isteyen fanatik Yahudi grubun bir grup turist olarak tanıtılmasıdır. Böylece Mescid-i Aksâ’ya baskına gelen fanatik Yahudiler tarihi bir mekanı gezen masum turistler ve Mescid-i Aksâ’yı canı pahasına koruyan Filistinliler ise bir söylenti üzerine o turistlere saldıran fanatikler olarak gösterilmiştir. Ne yazık ki ajanslar tarafından servis edilen bu ifadeler Filistin ve Mescid-i Aksâ konusunda duyarlı gazete ve siteler tarafından da süzgeçten geçirilmeden olduğu gibi kullanılmıştır.

Mescid-i Aksâ’ya baskın girişimi yapılacağı kesinlikte kulaktan kulağa dolaşan bir söylenti değildi. Baskın çağrısı fanatik Yahudi grupları tarafından günler öncesinden beri yapılmaktaydı. Kaldı ki, Mescid-i Aksâ daha önce de baskın girişimlerine şahit olmuştu. Yani baskın girişimi daha önce yaşanmamış bir olay veya uzak bir ihtimal değildi.

Fanatik Yahudilerin turist kıyafetleriyle ve yabancı ülke bayraklarıyla Mescid-i Aksâ’ya baskın düzenlemeye kalkışması ise kamuoyunu aldatmaya yönelik bir manevradan başka bir şey değildir. Siyonist işgal devletinin kanlı cinayet şebekesinin Mossad’ın Dubai’de Hamas liderlerinden Mahmud El-Mebhuh’a suikast düzenlerken birçok Avrupa ülkesinin pasaportunu kullanması nasıl ki cinayetin Mossad tarafından işlendiği gerçeğini değiştirmiyorsa, fanatik Yahudilerin de turist kıyafetleriyle ve yabancı ülke bayraklarıyla Mescid-i Aksâ’da ayin yapmaya kalkışması baskın girişimi gerçeğini değiştirmez. Dubai’de kendilerini yabancı ülkelerin kıyafet ve pasaportlarının arkasına gizleyen Siyonistler, Mescid-i Aksâ’ya baskın girişiminde de yabancı ülkelerin kıyafetlerinin ve bayraklarının arkasına gizlenmişlerdir. Siyonist işgal devletinde yaşayan birçok kişinin çifte vatandaşlığının olduğu ve Siyonist işgal devletiyle birlikte Amerika, İngiltere, Fransa gibi bir başka ülkenin vatandaşı olduğu da unutulmamalıdır.

Netanyahu başkanlığındaki Siyonist işgal hükümetinin fanatik Yahudileri öne sürerek gerçekleştirmeye kalkıştığı baskın girişimi vücutlarını siper eden bir avuç Filistinli sayesinde bu kez de başarısız olmuştur. Pazar günü Mescid-i Aksâ’da sahnelenen baskın girişimi ne ilktir ne de son olacaktır. Siyonist işgal devleti küçük ama hızlı adımlarla hedefine doğru ilerlemeye çalışmakta ve İslam Dünyası’nın tepkisini ölçmektedir. Bu tür baskın girişimlerinin olağan görülmesi ve büyük tepkilere yol açmaması Siyonistleri cesaretlendirecektir. Bu nedenle Müslümanlar Mescid-i Aksâ’da Pazar günü yaşananları turist hikayesine aldanmadan ve magazin boyutuna indirerek sulandırmadan en yüksek sesle kınamalı ve protesto etmelidir. Siyonistlere Mescid-i Aksâ’nın sahipsiz olmadığı gösterilmelidir.

filistin haber