Basın Açıklamaları

MAZLUMDER YSK'nın Kılık - Kıyafet Genelgesinin iptali ve yürütmesinin durdurulması için Danıştayda dava açtı

MAZLUMDER YSK'nın sandık kurullarındaki görevlilerin kılık - kıyafeti ile ilgili 2009/8 sayılı genelgesinin iptali ve yürütmesinin durdurulması için Danıştay da dava açmıştır.Daha sonra MAZLUMDER Genel Sekreteri Av. Emre YURTALAN bir basın açıklaması yapmıştır.

Danıştay önünde açıklama yapan Emre YURTALAN şunları söyledi

YSK'nın 19.03.2009 tarih ve 2009/8 nolu genelgesi ile hukuki olarak kabul edilmez, skandal niteliğinde bir düzenleme getirilmiştir.

Bu düzenleme ile sandık kurullarında görevli olan kişilerin hizmet veren konumunda oldukları, bunun için de yasa ve mahkeme kararı ile belirlenmiş kılık kıyafet ölçülerine göre çalışabilecekleri belirtilmiştir. Kılık kıyafet temel hak ve özgürlük içerisinde değerlendirilen bir temel bir konudur. Anayasa ya göre bunların kısıtlanabilmesi ancak yasa ile ve belirli ölçülerle olabilir Buna rağmen Mahkeme kendisini yasa koyuyor gibi düşünerek, hukukun temel ilkelerini çiğnemiştir.

Seçim takvimine göre sandık kurulları listeleri 26.02.2009 da kesinleşmiştir. Kesinleşmeden sonra hiçbir düzenleme yapılamaz. 298 sayılı kanunun 26. maddesinde kimlerin sandık kurulunda olamayacağı açık iken bunu genişletecek nitelikte bir karar verilmesi mümkün değildir.

Seçimlerin sağlıklı, huzur ve sükûn içinde yürüyebilmesi için bu tarz bir hukuka aykırılığın olmaması gerekir aksi halde seçim sabahı sandık başında olumsuz hadiselerin önüne geçmek mümkün olamayacaktır. Bu da seçimlerin belki de bazı bölgelerde yapılamaması sonucunu doğurabilir. Seçimde kesinleşmiş sandık görevlisi bulundurması engellenen siyasi partiler, seçim sonuçlarına itiraz edebilirler. Bu da seçimlerin yenilenmesi sonucunu dahi doğurabilir.

Bizler bu yanlışlığın düzeltilmesi için bugün dava açıyoruz. Genelgenin iptalini ve yürütmesinin durdurulmasını istiyoruz. en geç 27 mart a kadar karar verilmesini istiyoruz. Dedi.

MAZLUMDER Basın Bürosu

Dava Dilekçesi

DANIŞTAY

İLGİLİ DAİRE BAŞKANLIĞI'NA

Yürütmenin Durdurulması Talebi Vardır.

DAVACI :İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği adına Genel Sekreter Emre YURTALAN

DAVALI : YÜKSEK SEÇİM KURULU BAŞKANLIĞI

D.KONUSU : Davalı Başkanlığın ülke çapında uygulamaya esas alınacak nitelikteki 19.03.2009 tarih ve 2009/8 sayılı genelgesinin iptali, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve açıkça hukuka aykırı olması nedeniyle İYUK 27. madde uyarınca yürütmesinin durdurulması, seçimi ile ilgili olduğundan yürütmeyi durdurma isteminin en geç 27.03.2009 tarihine kadar sonuçlandırılması taleplerini içerir dava dilekçesidir.

AÇIKLAMALAR :

T.C. Yüksek Seçim Kurulu tarafından 19.03.2009 tarih ve 2009/8 sayılı genelge yayınlanmıştır. Genelge de,

" Yüksek Seçim Kurulunca daha önceden verilen 29/05/2008 tarihli, 2008/194 sayılı karar örneği ilişikte gönderilmiştir.

Seçim takvimine göre, sandık kurullarının oluşturulma çalışmaları tamamlanmış ve sandık kurullarında görev alacaklara bu husus tebliğ edilmiş bulunulmaktadır.

Ancak, siyasi partiler tarafından sandık kurullarına üye olarak bildirilen görevlilerin; sandık alanının kamusal alan olması ve sandık kurullarında görev alanların da hizmet veren konumunda bulunmaları nedeniyle, sınırları yasalarla ve yargı kararlarıyla çizilmiş bulunan kılık ve kıyafet ölçülerine, hizmet verme süresince uymaları zorunluluktur.

Bu nedenle, oy verme günü sandık kurullarında görev alacak sandık kurulu üyelerinin kılık ve kıyafetlerinin, ekte gönderilen kararda belirtilen açıklamalara uygun olmasına dikkat edilmesi gerekmektedir.

Bilgi edinilmesi ve gereği önemle rica olunur." Denilmiştir.

Yukarıda belirtilen genelge başlıklı YSK işlemi, yetki, şekil,sebep, konu ve maksat yönleri ile tamamen hukuka aykırı olup, iptali gereklidir. Zira,

USUL YÖNÜNDEN :

1- İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği, 1991 yılında

06-38-003 sayılı kütük numarası ile kurulmuş bir dernektir. Derneğin amacı, Anakara Valiliği İl dernekler Müdürlüğü tarafından son değişiklikler nedeni ile 18.02.2008 tarihinde onaylanmış tüzüğünün derneğin amacı başlıklı 3. maddesinin a bendinde de ifade edildiği gibi İnsan haklarını, insan haysiyetiyle ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan, bu sebeple de zulüm niteliği taşıyan; ekonomik, sosyal, hukuki, psikolojik, kültürel ve fiili her türlü engelin kaldırılması, zulme uğrayan başta insan olmak üzere bütün varlıkların doğalarının korunması amacıyla her türlü mücadeleyi vermektir. Seçim sandık kurulu görevlilerinin kılık kıyafetine ilişkin olarak düzenlenen 2009/8 sayılı genelge, aşağıda ayrıntılı olarak açıklanacağı üzere derneğimizin amaçları olarak belirtilen insan haklarının sınırlanması niteliğinde bulunduğundan ötürü derneğimizin işbu davayı açma hakkı tüzük gereği bulunmaktadır.

2- Yüksek Seçim kurulu, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve

Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile kurulmuş, idari düzenlemeler yapabilen ve seçim ile ilgili itirazları değerlendiren bir kamu kurumudur. YSK, 298 sayılı Kanunun görev ve yetkileri başlıklı 14. maddesinin 10. bendine göre, seçimin bütün yurtta düzenle yapılmasını sağlayacak tedbirleri almak ve bu hususta gereken genelgeleri zamanında yapmak'la görevlidir. Bu nedenle idari işlemde yapabilen bir kamu kurumu niteliğindedir. Görev ve yetkileri içerisinde yargı kararı niteliğinde olmayan idari işlemlerine karşı bir yargı incelemesi yapabileceği belirtilmediğinden ötürü, Anayasanın 125. maddesindeki "İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır." hükmü ve 2575 sayılı Danıştay Kanununun, ilk derece Mahkemesi olarak Danıştay'da görülecek davalar başlıklı 24. maddesinin 1-c bendinde belirtilen kamu kuruluşlarının ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlerin Danıştayda görüleceğine ilişkin hüküm gereği işbu davayı Başkanlığınızda açma gereği doğmuştur.

İPTAL NEDENLERİ :

Yüksek seçim Kurulu başkanlığı, 29 Mart 2009 Pazar günü

yapılacak Mahalli İdareler seçimlerinde il, ilçe ve geçici ilçe seçim kurullarının görev ve yetkilerini gösterir Örnek 139 nolu genelgesini, 03.01.2009 tarihinde yayınlamış ve aynı genelgenin 33. maddesi gereği bu genelgeyi 2009/1 nolu kararı olarak kabul edilmiştir. Bu genelge ile seçim takvimi belirlenmiş ve sandık kurulunda görev alacak kişiler için belirlenen takvim, genelgenin 8. maddesinin a bendi ile " İlçe seçim kurullarınca, sandık kurullarının oluşum çalışmalarına 15/02/2009 Pazar günü başlanacak ve 26/02/2009 Perşembe günü tamamlanarak, görevlilere tebliğ edilecektir" şeklinde belirlenmiştir. Buna göre seçim sandık kurulları 26.02.2009 tarihinde kesinleşmiştir. Seçim sandık kurulunun nasıl kurulacağına dair yasal düzenleme 298 sayılı Kanun ile getirilmiştir. Kanunun 24. maddesi, "Sandık kurulları Yüksek Seçim Kurulunca tespit ve ilan edilen tarihte kurulur.

Bu kurulların asıl ve yedek üyeleri, her seçim çevresinin yerel özellikleri gözönüne alınarak Yüksek Seçim Kurulunca tespit edilecek tarihlerde göreve başlarlar ve sayıma ilişkin evrak ve belgeler ilçe seçim kuruluna teslim edilinceye kadar aralıksız çalışmaya devam ederler." şeklindedir. Aynı kanunda kimlerin sandık kuruluna giremeyecekleri de belirtilmiştir. 26. madde "İdare amirleri, zabıta amir ve memurları, Askeri Ceza Kanununun 3 üncü maddesinde yazılı askeri şahıslar, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ve adaylar, bu Kanunda gösterilen kurullara seçilemezler.

648 sayılı Siyasi Partiler Kanununa göre, siyasi partilere üye olamayacak kimseler; bu kurullarda üye, müşahit veya temsilci olarak, siyasi partiler tarafından görevlendirilemezler." şeklindedir. Dolayısıyla 298 sayılı Kanun sandık kurullarının hangi dönem içinde kurulabileceğini ve kimlerden oluşabileceğini, açıkça ve yoruma mahal bırakmayacak şekilde belirlemiştir. Buna göre Yüksek Seçim Kurulunun 19.03.2009 tarihli ve 2009/8 nolu kararının hukuka açıkça aykırı olduğu ortadadır. Şöyle ki;

a- Yüksek Seçim kurulu, 2009/1 nolu kararı olarak kabul ettiği 29 Mart 2009 Pazar günü yapılacak Mahalli İdareler seçimlerinde il, ilçe ve geçici ilçe seçim kurullarının görev ve yetkilerini gösterir Örnek 139 nolu genelgesi ile seçim takvimini ve seçimde uygulanacak esas ve usulleri belirlemiştir. Bu genelge 03.01.2009 tarihinde yayınlanmış ve seçime katılacak tüm partiler yasa ve işbu genelge çerçevesinde seçim hazırlıklarını tamamlamıştır. Seçim sandık kurulları 26.02.2009 tarihinde kesinleşmiştir. Ancak davalı idare 19.03.2006 tarihinde genelge yayınlayarak, sandık kurullarında görev alacaklara ilişkin yasa ile belirlenmemiş bir hususu zorunluluk olarak ortaya koymuştur. Sandık kuruluna ilişkin liste kesinleştikten sonra, yani tüm itiraz ve şikayet yolları kapandıktan sonra, daha önceden genelge ile de bu husus belirtilmemiş iken seçimlere 10 gün kala yayınlanan genelgenin bu seçim dönemi için geçerli olamayacağı açıktır. Bunun aksinin kabulü, sandık kurulu üyeleri kesinleşmiş olan ve genelge ekinde belirtilen karardaki şekilde kılık kıyafet kullanan kişileri sandık kurullarında görevli olarak göstermiş siyasi partilerin seçime sandık görevlisi gönderememesi sonucu doğurmaktadır. Bu da seçim sürecini sandık görevlisi ile takip eden partinin, seçimin yasa ve diğer mevzuat hükümlerine göre sağlıklı olarak yürüyüp yürümediği konusunda denetim yapamamasına, dolayısıyla seçimin serbest olması ilkesine aykırı olduğu sonucunun oluşmasına sebebiyet vermektedir. Davalı idare 298 sayılı kanunun 14. maddesinin 10. bendine göre seçime ilişkin genelgeleri zamanında yayınlamak zorundadır. Seçim takvimi belirlenmiş ve sandık kurulları kesinleşmiş iken bu şekilde bir genelge yayınlaması mümkün değildir. Bu sebeple genelgenin iptali gereklidir.

b- Dava konusu genelge ile kılık kıyafet gibi tamamen temel hak ve özgürlükler alanı içerisinde yer alan, bu sebeple Anayasanın 13. maddesine göre özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilecek bir konuda genelge yayınlanmıştır. Bu genelge Anayasa'ya açıkça aykırı olup, yok hükmünde kabul edilmelidir. Zira, yasalar ile bu tür bir kısıtlama getirilmemiş iken davalı idarenin bir Mahkeme kararı gerekçe ileri sürerek bir düzenleme yapması hukukun temel ilkelerine ve Anayasaya aykırıdır. Yasa oluşturma yetkisi Anayasanın 7. maddesi gereği sadece Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilmez bir yetkidir. Mahkemeler kanun koyucu gibi hareket ederek düzenleme yapamaz. Bu konuda anayasanın 153. maddesinde Anayasa Mahkemesinin görevleri belirtilirken , bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemeyeceği açıkça belirtilmiştir. Dolayısıyla kamu görevlisi olmayan, siyasi partilerin temsilcisi olarak görev yapan ve 298 sayılı kanunun 26. maddesi ile sadece İdare amirleri, zabıta amir ve memurları, Askeri Ceza Kanununun 3 üncü maddesinde yazılı askeri şahıslar, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ve adayları ile 648 sayılı Siyasi Partiler Kanununa göre, siyasi partilere üye olamayacak kimselerin bu kurullarda üye, müşahit veya temsilci olarak görevlendirilemeyeceği belirlenmiş iken, davalı idarenin kılık kıyafet ile ilgili bir ölçü koyması kendisini tamamen yasa koyucu yerine koyduğunu göstermektedir. Genelgeye ek olarak gösterilen Mahkeme kararı olay ve kişiye özgü, hukuka aykırılığın giderildiği bir yargı faaliyetidir. Yoksa bir yasama veya yürütme kararı değildir. Bu sebeple, genel, emredici ve düzenleyici nitelikte olduğu kabul edilemez. Bu nedenle de bu kararın yasa ile tahdidi olarak belirlenmiş kişilerden hariçte düzenleme yapılmasına olanak sağladığı şeklinde yorum yapılması ve bunun uygulanmasının zorunluluk olduğunun belirtilmesi mümkün değildir. Bu sebeple de genelgenin iptali gereklidir.

c- Dava konusu genelge ile uyulması istenilen kararın sonuç

bölümünde, sandık alanının kamusal alan olması ve sandık görevlilerinin hizmet veren konumunda bulundukları belirtilmiştir. Seçimler demokratik devletin en önemli göstergelerindendir. Seçimlerin objektif, şaibesiz ve hiçbir baskı ortamı oluşturulmadan serbest irade ile gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu sebeple seçimlerin olduğu sandık alanı kamu alanı olduğu belirtilerek, kamu gücünü elinde bulunduran otoritenin her türlü tasarrufunun bulunabileceğinin belirtilmesi demokratik ölçütlere aykırıdır. Ayrıca, tamamen siyasi partilerce gösterilen ve sadece seçimleri gözlemleyen sandık görevlilerinin hizmet veren olarak tespiti de doğru değildir. Anayasa ve yasalarda bu tür bir tanımlama yok iken bu tarz bir değerlendirme yapılması ve bunun genelge ile uygulanmasının zorunlu olduğunun belirtilmesi de yasalara aykırıdır.

d- Genelge ile belirtilen düzenleme de hiçbir kamu yararı yoktur. Zira,

belediye ve diğer mahalli idarelerin seçimi için tüm ülke çapında sandık kurulları oluşturulacaktır. Sandık kurulunda siyasi parti adına görev yapan ve isimleri kesinleşmiş kişilerin seçim sabahı işbu genelge nedeni ile göreve başlatılmaması, sandık başında tartışmalara, kavgalara belki de çoğu yerde seçimin yapılamamasını sağlayacak olaylara sebebiyet verebilecektir. Seçimlere çok kısa süre kala bu konuda hiçbir tartışma yok iken, tamamen barış içinde huzurlu ve sakin bir ortamda seçimin olması beklenirken, bu tarz bir genelge yayınlanması seçim ortamlarını da haliyle olumsuz etkileyecektir. Sandık başkanının, başörtülü üyelere başını açması yönünde ki toplum nezdinde çok büyük tepkilere sebebiyet verebilecek niteliktedir, emirler vermesini sağlayacaktır. Ayrıca sandık başlarında tutanak tutulması gibi hadiseler belki de her sandık başında defalarca yapılacak, bu durumda asayiş ve güvenliği tehdit edecek noktalara ulaşabilecektir. Kesinleşmiş sandık görevlisinin göreve başlatılmaması nedeni ile seçim sonuçlarına gerek ulusal gerek uluslararası merkezlere itirazlar olacak, seçimlerin sonuçları hakkında şaibeler artacaktır. Bu da ülkemizin geldiği demokratik seviye düşünüldüğünde ülkemiz için çok büyük itibar ve güven kaybına sebebiyet verecektir. Bu sebeple de, kavgasız, sağlıklı, şaibesiz, huzur ve sükun içinde bir seçim için halkın kendi içinde büyük bir hoşgörü ile aşabileceği bir konuda ortamı ateşleyebilecek ve seçimin olmamasını dahi dolaylı olarak sağlayabilecek bu genelge de hiçbir kamu yararı yoktur. Bu sebeple de iptal edilmesi gereklidir.

YÜRÜTMEYİ DURDURMA TALEBİMİZ:

Bilindiği üzere 2577 sayılı İYUK'un 27. maddesinin 2. fıkrası "Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler." şeklindedir.

Yukarıda da açıklandığı üzere, genelge ile belirtilen hususlar ancak yasa ile kısıtlanabilecek temel hak ve özgürlükler alanında kısıtlama öngörmektedir. Seçim takvimi belirlenmiş ve sandık kurulları kesinleşmiş olmasına rağmen yeni sayılabilecek bir kıstas getirilerek, siyasi partilerin sandık kurulunda üye bulundurmasının önüne geçilmektedir. 298 sayılı Kanunun 26. maddesine açıkça aykırı bir düzenleme yapılmıştır. Bu sebeple karar açıkça hukuka aykırıdır.

Seçimler 29 Mart Pazar günü yapılacaktır. Bu genelgenin uygulanması halinde yukarıda belirttiğimiz çoğu olumsuz durum meydana gelebilecektir. Seçimlerin yenilenmesi veya bazı yerlerde seçimlerin güvenlik nedeni ile yapılamaması sonucunu dahi oluşturabilecek bu genelge uygulandığı takdirde telafisi imkansız zararlar oluşabilecektir. BU NEDENLE İŞBU YÜRÜTMEYİ DURDURMA TALEBİMİZİN EN GEÇ 27.03.2009 CUMA GÜNÜ MESAİ SAATİ BİTİMİNE KADAR NETİCELENDİRİLMESİ GEREKMEKTEDİR. AKSİ HALDE YUKARIDA BELİRTİLEN BÜYÜK HAK İHLALLERİ VE SIKINTILAR KAÇINILMAZ OLABİLECEKTİR. BU NEDENLE DOSYANIN ACELE OLARAK ELE ALINARAK, 27 MART 2009 MESAİ SAATİ BİTİMİNE KADAR YÜRÜTMEYİ DURDURMA KONUSUNDA BİR KARAR VERİLMESİNİ TALEP EDİYORUZ.

İş bu nedenlerle işbu davayı açma zorunluluğu doğmuştur.

HUKUKİ NEDENLER : Anayasa, 298 sayılı Kanun, 2577 sayılı Kanun, Danıştay kanunu, 03.01.2009 tarihli Örnek 169 nolu genelge ve diğer mevzuat.

DELİLLER : Yüksek Seçim Kurlunun 19.03.2009 tarih ve 2009/8 nolu genelgesi, Örnek 169 nolu 29 Mart 2009 seçimlerine ilişkin genelge, dernek tüzüğümüz ve ikamesi mümkün deliller.

SONUÇ VE İSTEM :Yukarıda açıklanan ve kendiliğinden değerlendireceğiniz hususlardan dolayı,

1- Öncelikle dava konusu 19.03.2009 tarih ve 2009/8 sayılı genelgenin, seçim tarihinin 29.03.2009 tarihinde olduğu gözetilerek, dosyanın ACELE iş olduğu kabul edilerek, en geç 27.03.2009 tarihinde açıklanmak üzere hukuka açıkça aykırı olması ve yürütülmesi halinde telafisi güç ve imkansız zararlar doğurması nedeni ile YÜRÜTMESİNİN DURDUURLMASINA,

2- Davalı idarenin 19.03.2009 tarih ve 2009/8 nolu genelgenin İPTALİNE,

3- Yargılama giderinin davalı tarafa yükletilmesine,

Karar verilmesini saygılarımızla talep ederiz. 24.03.2009

İNSAN HAKLARI VE MAZLUMLAR

İÇİN DAYANIŞMA DERNEĞİ

Adına

Genel Sekreter

Av.Emre YURTALAN