
MAZLUMDER Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Ahmet Zeki Olaş, Liberte & Equite'nin başkanı Muhammed Ennuri ile Tunus'taki insan hakları ihlallerini konuştu.
Ahmet Zeki Olaş, MAZLUMDER'in davetlisi olarak İstanbul'da bulunan Tunus insan hakları örgütü Liberte & Equite'nin başkanı avukat Muhammed Ennuri ile Tunus'taki insan hakları ihlallerini konuştu.
Muhammed Ennuri, uzun yıllardır, siyasi mahkûmların haklarıyla ilgilenmiş bir örgütün başkanlığını yapıyor. Nahda hareketi üyelerinin yaşadıkları mağduriyetlerden de bahseden Ennuri, Tunus'ta var olan diktatörlüğe Batılı ülkelerin göz yumduğunu söylüyor.
Ahmet Zeki Olaş: Tunus'ta insan haklarıyla ilgili genel durum nedir?
Muhammed Ennuri: 70'li yıllarda Tunus İnsan Hakları Müdafaa Derneği adıyla kurulmuş bir insan hakları örgütü vardı ve bu örgüt Tunus'ta insan hakları adına kurulmuş ilk dernekti. Bu derneği kuran çeşitli mesleklerden insanlar Tunus'ta halkı insan hakları alanında bilinçlendirmeyi hedefliyordu. Başlangıçta birçok farklı yapıdan insanların bir arada olduğu bu dernek yasal olarak faaliyetlerini sürdürmesine rağmen devlet derneğe üye olanlara çeşitli baskılar yaptı ve derneğe sızarak yapıyı içeriden böldü. En sonunda devlet bu insan hakları örgütünü kapatma kararı aldı.
Bu derneğe yapılan devlet baskıları sonucunda derneğin eski yöneticileri yeni bir oluşuma gitti ve Tunus Ulusal Özgürlükler ve Haklar Kurulu adıyla yeni bir örgütlenme yaptı. O dönemde Tunus'taki en önemli sorun Nahda hareketi mensuplarına yönelik baskılardı. O dönem Tunus'ta kurulan bu yapı halen mevcuttur. Derneğin başkanı ise mevcut Tunus Cumhurbaşkanına gönderdiği istifa talep eden bir mektuptan dolayı şu anda ülkesine dönemiyor.
90'lı yıllarda Nahda hareketi mensuplarına yönelik ihlallerle kimse ilgilenemiyordu. Ben ve bazı hukukçu arkadaşlar Uluslararası Siyasi Tutuklular Derneği adıyla bir yapı kurduk. Özellikle İslamcı tutukluların maruz kaldığı kötü muameleyi ifşa etmeye çalışıyorduk. Tabi bu dernek sadece siyasi tutukluları savunuyordu.
Şu anda Tunus'ta kaç siyasi tutuklu bulunmakta?
Nahda hareketinden çok fazla kişi kalmadı içeride denebilir, sadece lider Sadık Şuru 19 yıldır hapiste tutuluyor. Tunus basınında bu kişi, 'Tunus'un Nelson Mandela'sı diye bilinir. Burada bir şey daha eklemek gerekiyor. Bu serbest kalanların da çok ciddi ve kalıcı sağlık problemleri var. Hapishanelerin durumu çok ağırdı, soğuk rutubet ve yeterli beslenememe gibi nedenlerden dolayı kalıcı insanlar rahatsızlıklara maruz kalıyor. Siyasi mahkûmiyet almış kişiler çıktıktan sonra fazla yaşamıyor.
Sizin yaptığınız çalışmalar neler?
Bizim şu an faaliyette olan derneğimizin adı Liberte&Equite(özgürlük ve eşitlik). Lokal düzeyde çalışmalarımız var ve siyasi mahkûmların durumuyla yakından ilgileniyoruz. Aslında çalışmalarımızı tam yapamıyoruz çünkü Tunus hükümetinin bizim gibi yapılar üzerinde ağır baskıları söz konusudur.
Peki, ileriye dönük beklentiniz nedir Tunus'la ilgili?
Ben Tunus'un demokratik bir ülke olmasını temenni ediyorum. Seçimlere serbest katılımın sağlanması ve halkın seçimlere ilgi duymasını istiyorum. Şu anda halk Tunus'taki seçimlere itibar etmiyor.
Hatırlıyorum bundan altı yıl önce Amerika Dışişleri Başkan yardımcısı William Bernz gelmişti Tunus'a. Bir takım insan hakları örgütleri temsilcisi ve çeşitli meslekten insanların önünde bir konuşma yaptı. Amerika'ya karşı dünyada büyük bir nefret dalgası olduğu ve bu nefret doğrudan siyasi mücadele içerisinde olduğumuz ülkelerden değil bizimle ilgisi olmayan üçüncü dünya ülkelerinden geldiğini, bunun nedeninin de kendilerinin o ülkelerin diktatörlerine verdikleri destekten kaynaklandığını söyledi.
O sırada söz alan bir avukat ülkedeki seçimlere katılımın düşük olduğundan ve Birleşmiş Milletlerin seçimlere gözlemci göndermesi gerektiğini söyledi. Ben de dedim ki kaç tane gözlemci göndereceksiniz; yüz, beş yüz, bin. Tunus'ta 11 bin seçim merkezi var hangi birini gözlemleyebileceksiniz dedim.
Bir de bu gözlemciler neyi görebilecek ki. İnsanlar sandık başına gelecek oy kullanacak, her şey yolunda gidecek, gözlemciler, 'herhangi bir sıkıntı olmadı seçimler gayet olumlu geçti' diyecek. Ardından sandıklar içişleri bakanlığına gidecek ve sonuçlar oradan açıklanacak. Ben (o zaman seçimlere 6 ay vardı) size seçimlerde kimin kazanacağını şimdiden söyleyeyim dedim. Ülkede seçmen kartını devlet dağıtır ve oyu istenmeyen kişiye seçmen kartı verilmez, oy kullanmasını istediği kişiye de birkaç seçmen kartı verirler. Peki, bunu kim gözlemleyecek?
Bizde ifade özgürlüğü yok, örgütlenme özgürlüğü yok, seçme ve seçilme özgürlüğü yok. Demokrat, milliyetçi, İslamcı, solcu hiçbir siyasi araç yok, insanların kendilerini ifade edeceği. İnsan hakları savunucuları baskı altındadır. Bütün bunları Amerika bilmiyor mu, Fransa ve Avrupa ülkeleri görmüyor mu? Konu kendi çıkarları olduğu zaman bu ülkeler neden baskıcı yönetimlere ses çıkartmıyor?
Bizimle yaptığınız bu görüşmeden sonra Tunus'a döndüğünüzde size yönelik her hangi bir baskı olur mu?
Benim ofisim sürekli gözetleniyor, biz diğer örgütlerle hapisteki mahkûmlarla ilgili yapacağımız bir toplantı vardı mesela kararlaştırılan yerde o toplantıyı yapmamıza müsaade etmediler bizi geri çevirdiler. Yönetim toplantısı bile yapamıyoruz, bana ve aileme sürekli baskılar yapılıyor. Ancak biz insan hakları derneğinde konuştuğumuz her şeyi zaten açıklıyoruz internette. Hapiste de kaldım dolayısıyla bunları yayınlamanızda benim için bir sakınca yok.
Tunus'ta Tunus Cumhurbaşkanı Zeynel Abidin Bin Ali ve onun ailesinin yönettiği bir oligarşi hâkimdir. Onlara kim söz söylerse müdahale edilir. Ben iki yıldır pasaport çıkartamıyordum. Bana iş vermiş müvekkillerime bile baskı yapılıyordu.
Ülkenizdeki insan hakları savunucuları adına Türkiye'den beklentiniz nedir?
Siz 1997 yılında 28 Şubat yaşadınız, biz 28 Şubatı sürekli yaşıyoruz. Durumumuz ortada, batılı kuruluşlar bizim durumumuzu gerçekten dikkate almıyorlar. Baskı gören gazetecilerimiz ve insan hakları savunucularımız var. Bu durum birçok Avrupalı devlet tarafından görmezden geliniyor. Türkiye cumhuriyeti başbakanı Sayın Erdoğan inanıyorum ki Tunus'ta adaylığını koysa kazanır. Türkiye'den Tunus'ta yaşanan ihlallerle ilgili daha fazla destek bekliyoruz.
MAZLUMDER Dış İlişkiler Komitesi