MAZLUMDER’in “Tevhid-i Tedrisat Kaldırılsın” konulu basın açıklamasına polis engeli
MAZLUMDER Genel Merkezi ve Ankara Şubesi’nin çağrısıyla bir araya gelen bir grup Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun kaldırılması için Milli Eğitim Bakanlığı önünde basın açıklaması yapmak üzere toplandı. ‘’Öğretimde Birlik Değil Tek Tipçilik Kanunu; Tevhid-i Tedrisat Kaldırılsın’’ pankartları taşıyan gruba polis engel oldu. Grup buna rağmen basın açıklamasını gerçekleştirdi.
MAZLUMDER’in yürüttüğü “Tevhid-i Tedrisat Kaldırılsın” kampanyası çerçevesinde basın açıklaması yapmak üzere saat 12.30’da MEB binası önünde toplanan MAZLUMDER üyeleri polis engeliyle karşılaştı.
Polisin engellemelerine rağmen basın açıklamasını gerçekleştirmek isteyen MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal’ın konuşmasına izin verilmedi.
Basın açıklaması yapmaktan vazgeçmeyen MAZLUMDER üye ve yöneticileri MEB binası önünde 2 saat boyunca oturma eylemi yaptı. Polis ise bulundukları yerden ayrılmamaları durumunda MAZLUMDER üyelerini gözaltına almakla tehdit etti.
MAZLUMDER üyeleri ise sosyal medya aracılığıyla yayımladığı mesajlarla engel olunan basın açıklaması için destek çağrısında bulundu.
2 saat süren oturma eyleminin ardından grup adına MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal bir basın açıklamasında bulundu. Ünsal konuşmasında polisin müdahalesinin anayasal hakkın engellemesi olduğunu belirterek “Eğitimde devlet tekelinin kaldırılarak adil, özgür bir gelecek için eğitim sisteminin özgürleştirilmesi gerektiğini savundu. Ünsal “bu beklentiyi paylaşan herkesi kampanyasına güç katmaya çağırıyoruz” dedi. Ünsal, “Talebimiz karşılanana kadar sürdürmeyi planladığımız bu kampanyanın, eğitim sisteminin temel sorunlarına ilişkin önemli ve gerekli tartışmalara zemin hazırlayacağına inanıyoruz’’ ifadelerini kullandı. Ünsal grup adına Başörtüsü ve anadilde eğitim hakkı önündeki engellerin kaldırılmasını talebini yineledi.
Basın Açıklamasının Tam Metni
Eğitimin Özgürlüğü İçin Tevhid-i Tedrisat’a Son!
Yine bir eğitim ve öğretim yılı başladı, fakat eğitim sistemimiz açısından yeni bir dönem hâlâ açılabilmiş değil. Aradan geçen onlarca yıla rağmen sanki her yıl 1924-1925 arasını tekrarlıyoruz.
Şüphesiz arada geçen zaman zarfında çok şey değişti, fakat tüm bu değişimlerin sonucunda eğitim sistemine şeklini veren ruh hep aynı kaldı. Öyle ki, değiştirilmesi teklif dahi edilmesin diye “devrim kanunu” kılıfı altında 1982 darbe anayasasında koruma altına alındı. Ama artık yeter! Eğitimde gerçek bir devrim istiyorsak, o hâlde atılacak adımların ilki bellidir: Tevhid-i Tedrisat Kanunu kaldırılmalıdır!
MAZLUMDER olarak böyle bir talepte bulunmamızın nedeni açıktır. Bu kanun, ülkemizdeki toplumsal, kültürel ve dini farklılıkları, eğitim sisteminde yok saymaktadır. Devlet, bir yandan eğitimi zorunlu tutarken, diğer yandan okullar aracılığıyla toplum mühendisliği yapma hakkını kendinde görebilmektedir.
Cumhuriyet kurulduğu günden bugüne aktörler değişse de, maalesef eğitim sistemine biçilen bu rol hiç değişmemiştir. Başta öğretim programları ve ders kitapları olmak üzere, tüm faaliyetlerin genel amacı, her bireyi devletin küçük bir prototipine dönüştürmek olmuştur. Böylece tüm toplum, adeta tek tip bir zihniyete büründürülmek istenmiştir.
MAZLUMDER olarak bu anlayışın artık değişmesini istiyoruz. Eğitimdeki bürokratik vesayetten vazgeçilmelidir. Kabul etmemiz gerekir ki, mevcut sistem toplumun ihtiyaçlarına karşılık verecek nitelikte değildir. Ne aileler, ne de çocuklar onlarca yıl maruz kaldıkları bu zorunlu süreç sonunda isteklerini ve beklentilerini karşılamaktadır.
İktisadi ya da siyasi güçlerin çıkarlarını değil, insani ve toplumsal hakları, ilkeleri ve değerleri merkeze alan yeni bir eğitim sisteminin inşası kaçınılmazdır. O halde öncelikle yasakçı, inkârcı, ayrımcı ve ötekileştirici temeller üzerine kurulmuş mevcut eğitim anlayışı inşa edilmek zorundadır. Bunun için de; başta Tevhid-i Tedrisat Kanunu olmak üzere eğitimi şekillendiren tüm temel kanunlar kaldırılmalıdır.
Eğitim-öğretim yılının başlangıcı vesilesiyle hatırlatmak istediğimiz başka hususlar da bulunmaktadır.
<!--[if !supportLists]-->· Öncelikle, zorunlu eğitim anlayışından vazgeçilmek zorundadır. Hiç kimse gönüllülük esasına dayalı eğitim gibi bir sürece devlet eliyle zorlanmamalıdır.
<!--[if !supportLists]-->· Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda, ortaokul ve lise öğrencilerinin kılık ve kıyafetlerini düzenleyen yönetmeliğe göre başörtüsü hâlâ yasaktır. MAZLUMDER olarak, yönetmeliğin kılık ve kıyafet sınırlamalarıyla ilgili dördüncü maddesinde yer alan “başı açık” ibaresi yönetmelikten derhal çıkarılmalıdır.
<!--[if !supportLists]-->· Devlet ya da özel ayrımına gidilmeksizin, anadilde eğitim hakkı tanınmalı ve anayasal güvence altına alınmalıdır. Bu, toplumsal barışın ve kardeşliğin tesisi açısından da hayati önemi haiz temel bir insan hakkıdır.
<!--[if !supportLists]-->· Öğretim programlarından ve ders kitaplarından insan haklarına aykırı her türlü kazanımın ve içeriğin çıkarılması gerekmektedir. Özellikle her kademede zorunlu tutulan İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük dersi, bu konuda ciddi bir sorun teşkil etmektedir. Dolayısıyla içeriğinin yeniden düzenlenmesi gereken bu ders, programda zorunlu olmaktan da kesinlikle çıkarılmalıdır.
<!--[if !supportLists]-->· Hiç kimse Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi gibi inanç temelli bir dersi almaya mecbur tutulamaz. Unutulmasın ki bu ders, sadece farklı inanç ve kültür grupları açısından değil, ülkemizde mezhebi farklılıkları ve yorumları dikkate almaması sebebiyle Müslüman topluluklar açısından da sorun teşkil edebilmektedir.
<!--[if !supportLists]-->· Ne öğrenciler ne de öğretmenler, resmi bayramlara, törenlere, kutlamalara ve programlara katılmaya zorunlu tutulabilir. Bu tür etkinliklere katılmamayı disiplin suçu sayan yönetmeliklerin kaldırılması gerekmektedir.
MAZLUMDER olarak temennimiz, eğitimde yeni bir dönemin gerçekten başlamasıdır. Bunun için hem eğitim sendikalarına, sivil toplum örgütlerine, öğretmenlere, öğrencilere ve öğrenci velilerine sesleniyoruz: Gelin, eğitimi değiştirmek için birlikte mücadele edelim. Taleplerimizi birlikte yükseltelim:
Özgür bir gelecek, özgür bir toplum için eğitimde tektipçi devlet tekeline hayır!
Açıklamanın ardından MAZLUMDER yönetici ve gönüllülerinden oluşan grup dağıldı.