Basın Açıklamaları

MAZLUMDER Bursa Şubeden Suç Duyurusu

Gazze saldırılarının uluslararası hukuka göre savaş suçu niteliği taşımasından dolayı Türkiye'ye gelen İsrailli devlet ve askeri yetkililerinin yargılanabilmesi için Bugün saat 13.30 da Şube Başkanı Hasan ÜNAL,Başkan yardımcıları Av.Şakir ÇALIŞKAN,Ahmet TİLCİ ve bazı üyelerimizle beraber adliye sarayına giderek konuyla alakalı yaptığı basın açıklamasından sonra Bursa Cumhuriyet Ba

İsrail ordusu, 27 Aralık 2008 tarihinde, Filistin Özerk Yönetimi'nde bulunan Gazze şeridinde bulunan yerleşim yerlerini önce havadan, daha sonra denizden ve karadan yoğun bombardımana tabi tutmuştur. Ardından tank ve ağır silahlarla işgal yapılmış; sivil halka, BM binaları ve görevlilerine, medya kuruluşları ve medya mensuplarına, insani yardım kuruluşlarına, hastanelere, okullara vs. vahşice saldırılmıştır. Filistin halkına yapılan sistemli saldırılarla yok etmek isteyen ve soykırım yapan çoğunluğu İsrail ordusunda şüpheliler, savaş, soykırım ve insanlığa karşı suç işlemişlerdir.

BM Güvenlik Konseyi 8 Ocak 2009 tarihinde ateşkes kararı almasına rağmen, İsrail uluslar arası hukuku pervasızca ihlal etmeye devam ederek Gazze'deki katliamı sürdürmüştür.

Bununla ilgili pek çok örnek yaşanmış, Özellikle Gazze şehrindeki Tel el Hava, Tuffah ve Zeytun semtleri en çok sivilin öldürüldüğü bölgeler olmuştur. 4 Ocak 2009 günü İsrail güçleri Zeytun bölgesinde bulunan bir binaya yarısı çocuk 110 Filistinliyi kapatmış ve daha sonra bina top ateşiyle vurularak -çoğu çocuk olmak üzere- en az 33 sivil öldürülmüştür. "Cebaliye'de ise BM'ye ait bir okula düzenlenen saldırıda 40'dan fazla sivil hayatını kaybetmiştir Şucaiye'de bir evin bombalanması sonucu 15 kişi ölürken, Gazze'nin ortasındaki El-Bureyc mülteci kampının bombalanmasıyla da Filistinli bir anne beş çocuğuyla birlikte yaşamını yitirmiştir. Dünya Sağlık Örgütü 15 Ocak 2009 günü yaptığı açıklama ile, işgal güçlerinin Gazze'deki sağlık kuruluşlarından El-Vefa ve El-Feta hastaneleri ile El-Kudüs hastaneleri başta olmak üzere En az 16 hastanenin saldırıya uğradığı belirtilmiştir.

İsrail ordusu tarafından, 27 Aralık 2008 ile 21 Ocak 2009 tarihleri arasında bombalama ve işgal sonucunda 1350'den fazla Filistinli öldürülmüş, Ayrıca, 5 bin 450'den fazla kişi de yaralanmıştır.

İsrail'in Gazze Şeridi'nde konvansiyonel olmayan ve deneysel silahlar kullandığına dair bu güne kadar sayısız haber ve görüntüler yayınlanmıştır.

Bu yüzden Gazze Şeridi İsrail tarafından medyaya kapatılmış, yaşanan vahşeti dünyaya duyurmak bir avuç gözlemciye kalmıştır.

İsrail'in Gazze'de, ayrıca Kısaltılmış adı "DIME" olan Beyaz fosforlu obüs"ten çok daha korkunç silahlar denediği anlaşılmış, İsrail Hükümet yetkilileri, bu suçlamalar sonrasında Cumartesi günü Gazze'de beyaz fosfor kullandığını itiraf etmiştir.

BM Genel Sekreteri, Ban Ki-MOON, BM Yardım Ve Çalışma Örgütü (UNRWA) yetkilileri, BM İnsan Hakları Batı Şeria ve Gazze özel raportörü Richard FALK, Dünya Sağlık Örgütü (WHO), UNICEF, BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Navi PİLLAY, Uluslararası Af Örgütü ve hatta İSRAİL'DEN 8 İNSAN HAKLARI KURULUŞU Vb. kuruluşlar İsrail'i yasak silahlar kullanmakla suçlamış, ayrıca israil'li yetkililerin soykırım suçu, insanlığa karşı suç işledikleri ve bu nedenle haklarında soruşturma başlatılması çağrısında bulunmuşlardır.

Uluslararası Ceza Hukukunda yer alan "Ülke Dışı Yargılama Yetkisi" (Extraterritoriality) ile, 21.Yüzyılın Modern Devletleri sadece kendi vatandaşlarından değil, bütün insan ırkından sorumlu bir aygıt olarak kabul edilmişlerdir.

Buna dayanarak İSRAİL'in 1961 yılında Arjantin'de yakaladığı Nazi Subayı Adolf Eichmann'ı Evrensel Yetkiye dayanarak Kudüs Bölge Mahkemesinde "Savaş Suçları, İnsanlığa Karşı Suçlar, Almanya ve Alman işgal bölgelerinde Soykırımla sonuçlanan Eylemler" başlığı ve "... her egemen devletin Tabii Hukuku ve Milletler Hukuku'nu ihlal edenleri cezalandırmak ahlaki görevi ve doğal hakkıdır" gerekçesiyle yargılamış, "evrensel yetkinin burada uygulanması için mahkememizde tam bir kanaat oluşmuştur."diyerek idam etmesi,

Ve Belçika Mahkemelerinin, Belçika vatandaşı olmayan kişilerin Belçika topraklarında bulunmalarına bile gerek duymadan savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırım gibi nedenlerle "evrensel yetki" yargılamaları yaptığı bilinen örneklerdir.

Aynı nedenlerle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile hukuk sistemimizde yer alan Evrensel Yetki (Universal Jurisdiction) çerçevesinde insan hakları ihlallerinin, ağır suçların failleri veya azmettiricisi konumunda olan devlet ve hükümet başkanları da dahil olmak üzere pek çok ülkenin askeri ve sivil üst düzey yöneticilerinin türkiye'de yargılanması imkanı bulunduğundan;

Aşağıda isimleri verilen Şüphelilerin; hem uluslar arası hukuk (Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü, Lahey yönetmelikleri ve İnsancıl Hukuka İlişkin Cenevre Sözleşmeleri´nin protokollerinde vs. uluslararası örf ve adet hukukunda tanımlanmış olan) hem de 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda belirtilen soykırım ve insanlığa karşı suç normlarını ihlal ettikleri açık olduğundan;

özetle aşağıda belirtilen,

Doğrudan sivil halka yönelik toplu cezalandırma ve yok etme amaçlı silahlı saldırılar, Sivil halkın mülkiyet hakkına yönelik saldırılar, İnsani yardım kuruluşlarına yönelik saldırılar, Barış koruyucu misyonlara yönelik saldırılar Kızılhaç ve Kızılay amblemlerini taşıyan binalara, malzemelere, tıp birimlerine, ulaşım araçlarına ve kişilere karşı saldırılar, Askeri hedef olmayan din, eğitim, sanat, bilim ya da hayır amaçlarıyla kullanılan binalara, tarihi anıtlara ve hastanelere saldırılar ile,

Teslim olmuş kişileri öldürmek ya da yaralamak; uzuv keserek fiziksel olarak sakat bırakmak, Kişinin onuruna yönelik saldırı, özellikle de onur kırıcı ve aşağılayıcı muamele ve işkence de bulunmak, Zehir ya da zehirli silahlar, belirli gazları, vücutta parçalanan kurşunları ve yapılacak bir değişiklikle tüzüğe eklenecek diğer silahlar gibi yasaklanmış silahları kullanmak, Sivilleri kasten aç ve ilaçsız bırakmak , İşgalciler tarafından işgal ettikleri topraklara kendi sivil nüfuslarını dolaylı ya da doğrudan transfer etmek ya da işgal edilen topraklardaki nüfusun tamamının veya bir parçasının sınır dışı edilmesi , Etnik, ırkî veya dinî bir grubun tamamen veya kısmen yok edilmesi maksadıyla, bu grupların üyelerinin kasten öldürülmesi, tamamen veya kısmen yok edilmesi sonucunu doğuracak koşullarda yaşamaya zorlanması, ve kısır bırakan silah (fosfor bombası) kullanılması suçlarını işlemiş olmalarından dolayı;

Başta ŞİMON PERES, EHUD BARAK, EHUD OLMERT, TZİPİ LİVNİ olmak üzere, Amir Peretz, Binyamin Ben Eliezer, Avi Dichter, Carmi Gilon, Dan Halutz, Doron Almog, Eliezer Shkedy, Gabi Ashkenazi, Giora Eiland, Matan Vilnai, Moshe Bogie Yaalon, Shaul Mofaz ve ismi tesbit edilemeyen diğer şüpheliler hakkında,

Türk Ceza Kanunu, 13. Maddesindeki yetki kuralı çerçevesinde- 76 ve 77 maddelerindeki "soykırım" ve "insanlığa karşı suçlar" esas alınarak şüpheliler hakkında soruşturma açılarak cezalandırılmaları için kamu davası açılmasını, şüphelilerin Türkiye Cumhuriyeti sınırlarına girmeleri halinde tutuklanmaları için yakalama emri çıkartılmasını talep ettiğimizi ve bununla ilgili suç duyurusunu gereği yapılmak üzere Bursa Cumhuriyet Savcılığına vereceğimizi saygıyla kamuoyuna duyururuz.

29 Ocak 2009

Yönetim Kurulu Adına

Hasan ÜNAL

MAZLUMDER Bursa Şube Başkanı