Mazlumder Bursa Şube tarafından düzenlenen “Zor Zamanların Vicdanı Olmak” temalı İnsan Hakları Okulu eğitim seminerleri 21 Kasım Cumartesi saat:14.00’da yapılan ikinci hafta semineri ile Ördekli Kültür Merkezi’nde devam etti.
İlk haftasında Prof. Dr. Vejdi Bilgin- ‘Siyasi Otorite Karşısında Ulema’ ve Eğitimci Yazar Ahmet Örs- ‘Edebiyatın Vicdanı Vicdanın Edebiyatı’ başlıkları ile konuk olduğu eğitim seminerlerimizin 2. Haftasında Doç. Dr. Derda Küçükalp-‘Hukuk Devletinde Özgürlük ve Güvenlik İkilemi’ konusu ile konuşmacı olarak yer aldı. Bu haftanın ikinci konuşmacısı Emek ve Adalet Platformu’ndan Alpkan Birelma- ‘Günümüzde Sosyal Adalet ve Emek Sorunu’ konusu ile yer alacaktı ancak hava muhalefeti nedeni ile İstanbul’dan programımıza katılamadı. Telafi dersi ile ilgili duyurumuz daha sonra yapılacaktır.
Mazlumder tanıtım video gösteriminden sonra Bursa Şube Eğitim, Kültür ve Sanat Çalışmaları Komisyonu üyesi Abdurrahman Adıyan açılış konuşması yaptı. Modern kölelik düzeni olan kapitalizmin kişiyi duygu, düşünce ve fıtratına yabancılaştırarak nasıl bir eşya haline dönüştürdüğünü anlatan “El Empleo / İstihdam”:
https://www.youtube.com/watch?v=cxUuU1jwMgM
başlıklı kısa bir film gösteriminin ardından seminerlere geçildi.
Uludağ Üniversitesi Siyaset ve Sosyal Bilimler Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Derda Küçükalp-‘Hukuk Devletinde Özgürlük ve Güvenlik İkilemi’ başlıklı konusu bağlamında özet olarak şunları söyledi:
“Küresel düzen içerisinde; hukuk, demokrasi, insan hakları gibi evrensel olması gereken değerler, neo liberal iktidarın hâkimiyet ilişkilerini meşrulaştıran ideolojilere dönüşmüş durumda. Örneğin Fransa’da yaşanan saldırılıra benzer olaylar dünyanın her yerinde özellikle Ortadoğu ve Müslüman toplumlarda da gerçekleşiyor ancak herkesin hakkı olması gereken yaşama hakkı ve güvenlik diğer toplumlar söz konusu olduğunda büyük devletler tarafından bilinçli olarak göz ardı ediliyor. Tepki gösterilmiyor hatta yaşanan bu ihlallerin faili olarak bu güçler karşımızda duruyor.
Batı Medeniyeti neo liberal dünya düzeni olarak bugün bir kriz içerisinde. Liberal perspektifi eleştiriyor olmama rağmen geçerli olan bu olduğu için liberal bağlamda tanımlamalarda bulunacağım. Liberal teori içerisinde bir bakış açısı olarak ‘negatif özgürlük’ denen bir kavram var bu, saldırılardan müdahaleden emin olmak ve bizatihi kendisinden yani bir merci tarafından verilmiyor ve sınırsız olan anlamında kullanılıyor. Ancak bu toplum olarak yaşamaya uygun bir perspektif değil. Uygulanabilir ve günümüzde geçerli olan ise; haklarımız çerçevesinde özgürüz ancak bunu sınırlayan tek şey başkalarının hakkı anlayışı, yani koruyanda sınırlayanda modern hukuk olarak karşımıza çıkıyor.
Hukuk devleti ile kanun devleti farklı şeyler. Hukuk, kanunun haklı, adil, meşru olup olmadığını denetleyen bir mekanizmadır. Özgürlüğün, güvenliğin sağlanmasında bu mekanizmaya bağlıdır. Ancak güvenlik&özgürlük şeklinde bir dikotomik düşünce sağlıklı bir sonuca ulaşmamızı engeller. Çünkü dikotomik yaklaşımda bir taraf öncelenirken diğer taraf olumsuzlanır. Oysa burada; güvenlik devletin asli fonksiyonudur ve özgürlük bunun üzerine inşa edilir. Güvenlik değil güvenlik söylemi tehlikelidir. Türkiye’de ve dünyada özgürlükler bu güvenlik söylemi üzerine kısıtlanıyor ve hak ihlalleri gerçekleştiriliyor.
Gücü sınırlandıran yine güçtür. Bunu sağlayansa; anayasa, güçler ayrılığı ve güçlü bir sivil toplumdur. Devleti sınırlandırmanın yolu, devletten güçlü bir sivil toplumdur ancak bunun için bir hukuk toplumu ve insan hakları bilincine sahip, başkalarının hakkına da sahip çıkan bir siyasal kültür gereklidir. Türk geleneğinde ‘Hikmeti-i Hükümet’ düşüncesi belirleyicidir. Bu anlayışta; devletin insandan önce gelmesi/değerli olması, devlet olmadan bir şey olmayacağı, devletin bekasının öncelikli olduğu, devlet bir şey yapıyorsa yanlış olsa da mutlaka bir hikmetinin olduğu gibi düşünceler/kabuller hâkimdir. Böyle bir toplumda hukukun, adaletin, insan hakları bilincine sahip bir kültürün yer etmesi mümkün değildir. Öte yandan günümüz küresel dünyasında ise devletler egemen güçlere hizmet eden komitalardır.”
Soru-Cevap bölümünün ardından İnsan Hakları Okulu’nun ikinci hafta semineri sona erdi.
Son iki haftanın Konuşmacı ve Konuları şu şekilde:
28 Kasım 2015 Cumartesi Saat 15:00-17:00
1.Oturum: Yazar Lütfi Bergen-Kapitalizmin Kentinden İslamın Şehrine Nereye Gidiyoruz
2.Oturum: Avukat Semih Biten-Türkiye’de Hak İhlallerinin Kimliği ve Ötekileştirme Sorunu
5 Aralık 2015 Cumartesi Saat: 14:00-16:00
Sertifika Programı
Alpkan Birelma-Günümüzde Sosyal Adalet ve Emek Sorunu (Duyurusu yapılacaktır)
Mazlumder Bursa Şubesi