Basın Açıklamaları

KÜRTÇE SEÇMELİ DERS YALAN MI?

KÜRTÇE SEÇMELİ DERS YALAN MI?
Van Y.Y. Üniversitesi Kürdoloji bölümü mezunları verilen sözlere rağmen işe alınmıyorlar. Okullarda seçmeli derslerde ihtiyaç olmasına rağmen, onlara kadro verilmiyor.

<!--[if gte mso 9]><xml> Normal 0 21 false false false MicrosoftInternetExplorer4 </xml><![endif]-->

 

<input width="960" type="image" height="720" src="/webimage/10656470_10152642161708695_816364895_n.jpg" /></span>

 

Van Y.Y. Üniversitesi Kürdoloji bölümü mezunları verilen sözlere rağmen işe alınmıyorlar. Okullarda seçmeli derslerde ihtiyaç olmasına rağmen, onlara kadro verilmiyor. Bölüm mezunları, birçok şehirde başlayan eyleme ek olarak bugün de Van’da Sivil Toplum Örgütlerin desteğiyle Fekiye Teyran Parkında bir eylem düzenlediler. Saat 17.00’da park önünde “erebane”lerin eşliğinde başlayan basın açıklaması önce Kürtçe ve sonra da Türkçe okundu. Her iki açıklamanın tam metni:

 

Ji Raya Giştî ya Kurdistan û Tirkiyayê re;

Miletê kurd ji deh salan vir de ji ber ku hebûna herî girîng zimanê xwe ya zikmakî biparêze, li berxwe dide. Di rojên îroyîn de bûyerên, qetliyam û wehşeta li Rojava û li Şengalê diqewimin jî ji encamdana vî berxwedaniyê ye. Bi vî yekê em jî daxwaz dikin ku; di nêzbûna destpêkirina sala nû ya perwerdehiyê de pirsgirêka zimanê zikmakî bînin rojevê. Lewra em dibêjin ku pirsgirêka kadrodayîna mamosteyên zimanê kurdî jî, ji pirsgirêka perwerdehiya zimanê zikmakî ne cuda ye. Lewra li Kurdistanê zarokên kurd her roj laqê bişaftineke xwezayî ve tên bişaftin û hebûna kurdî di nava civatê de roj bi roj dihele û warê zimanê kurdî tê teng kirin. Ji bo vê yekê, em pêşî bang li gelê kurd û pê re li herkesî ku hestyar be, dikin. Em mamosteyên kurdî; daxwaz dikin ku perwerdehî bi zimanê zikmakî bê dayin û zimanê zikmakî di makeqanûnê de bi awayeke mîsogerî bê parastin. Heta ku bi zimanê zikmakî perwerdehî bêdayîn divê di dibistanan de zimanê kurdî bi rêya hilbijarî bê dayîn. Bi vî wateyê em li dibistana fêrkirin û derskirina zimanê kurdî girîng dibînin. Lê ji bo ku vî dersê bidin mamosteyên zimanê kurdî hatin gihaştin û bawernameya vî beşê heq kirin ku kadro nedin van mamosteyan ev rewş, dilsoziya kesên sozdar dixe şikê. Halbûkî, di daxûniyên Serokwezir Erdoğan ya Hezîrana 2012an de û di bernameya Wezareta Perwerdehiyê de zimanê Kurdî cih girtibû. Û di vê demweriyê de di nava Wezareta Perwerdehî û Zanîngeha Artûklûyê de ji bo xwendinê, pirtûkên rêzimanê kurdî protoqolek hat amadekirin û bi armanca kadrodayînê jî mamosteyên zimanê kurdî hatin perwerdekirin. Lê mixabin ev xebatên ku hatine kirin û sozên ku hatine dayîn ji bo berjewendiyên netewî ya tirk pûç derketin. Hêjayên raya giştî ya tirkiya û çapemenîstan; Li ber çav e ku sozdayînên ji bo kadrodayîna mamosteyên kurdî hene. Ku em behsa giraniya dewletê bikin, ji ber ku kesên mamostetiya zimanê kurdî xwendin, divê neyên kadrokirin? Ji bo vê yekê gelek hevalên me, bi dilsozî û bi fedakariyên mezin dan ber çavên xwe ku ji zimanê kurdî re xizmatê bikin. Gelek hevalên me ji ber van sozên ku hatine dayîn serî li xebatek din ne dan û bêkar man. Û gelek bi şibandinên van mînakan maxdûrbûn hene. Em hêvîdar in ku êdî ev mexdûrbûn di demeke nêz de bê çareserkirin. Di dawiyê de em slavên xwe ji bo hevalên ku niha li Mêrdînê ketine greva birçîbûnê, dişînin. Heya em bigihêjine armanca xwe, em ê vê helwesta pîroz û birûmet bidomînin. Bi van gotinan em, bi navê platforma mamosteyên kurdî ji bo beşdarbûn û alîkariya we spasdar in.

 


Kürdistan ve Türkiye kamuoyuna;

 

 

Kürt halkı onlarca yıldan bu yana varlığının en önemli unsuru olan anadilini korumak için mücadele veriyor. Bugün Rojava’da ve Şengal’de yaşananlar da bir varlık mücadelesinin sonuçlarıdır. Bu anlamda biz; yeni eğitim-öğretim yılı yaklaşırken hayatın her alanında anadilin ön plana çıkması ve gündemde yer almasını arzuluyoruz. Dolayısıyla Kürtçe öğretmenleri atanmaması sorununu da anadil probleminden bağımsız düşünmüyoruz. Çünkü her gün Kürdistan’da Kürt çocukları, doğal asimilasyona uğruyor ve Kürtçenin sosyal alandaki varlığı daralıyor. Bunun için de başta Kürt halkı olmak üzere herkesin buna duyarlı olması çağrısında bulunuyoruz. Kürtçe öğretmenleri olarak; en nihayetinde anadilde eğitimi ve anadilin anayasada güvence altına alınmasını talep ediyoruz. Anadilde eğitimin uygulamaya geçmesine kadar da ortaokulların 5, 6, 7 ve 8. Sınıflarına konulan seçmeli Kürtçe derslerini de bir ara formül olarak görüyoruz. Bu anlamda okullara konulan Kürtçe dersini önemsiyoruz. Fakat bu dersleri vermesi için üniversitelerde yetiştirilen Kürtçe öğretmenlerinin hâlâ atanmaması, bu konuda samimi olunmadığına işaret ediyor. Oysa Başbakan Erdoğan’ın Haziran 2012’de yaptığı açıklamalardan sonra Kürtçe, Milli Eğitim Bakanlığının öğretim programında da yer almıştı. Bu süreçte Mardin Artuklu Üniversitesi ve Milli Eğitim Bakanlığı arasında okutulacak kitaplar konusunda protokol hazırlanmış ve Kürtçe öğretmenlerinin atanmak üzere eğitileceği ifade edilmişti. Sonrasında Başbakan Erdoğan konuşmalarında bununla övünmüş ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Hükümet sözcüsü Hüseyin Çelik ve birçok bürokrat da Kürtçe öğretmenlerinin atanacağına dair olumlu ifadeler kullanmıştı. Değerli Türkiye kamuoyu ve basın mensupları; Görüldüğü gibi ortada Kürtçe öğretmenlerine verilen atanma sözleri var. Ancak bu durum belirsizliğini koruyor. Çünkü bu konuda hükümet ve milli eğitim tarafından şimdiye kadar ciddi bir açıklama yapılmadı, yapılmıyor. Bize göre bu bir oyalama taktiğidir ve bu merciler ciddiyetlerini kaybetmekteler. Eğer devletin ciddiyetinden bahsedeceksek, “Kürtçe öğretmenliği” yapmak üzere okuyan öğretmen adaylarının atanması gerekmiyor mu? Çünkü birçok arkadaşımız, Kürtçe öğretmeni olmak ve kendi anadilini öğretmek amacıyla birçok fedakarlıklar yaptılar. Bu süreçte kimisi ağır bir ekonomik bedel öderken, kimileri sürekli çalıştıkları kurumlardaki işlerini bıraktılar. Kimileri de atanmayı beklerken herhangi bir eğitim kurumuna başvuruda bulunamayıp işsiz kaldı. Bu ve buna benzer daha birçok mağduriyetler sıralanabilir.

Eğer biz sosyal bir devletten bahsedeceksek, Kürtçe öğretmenlerini, verilen sözlere rağmen mağdur etmek hangi vicdana sığar? Bu mağduriyetler ortada dururken Kürtçe öğretmen adayları ısrarla atanmayı bekliyor. En son, basına AK Parti Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu’nun “Bakan Avcı bana Kürtçe öğretmenlerinin atanacağı sözü verdi” şeklindeki sözleri yansıdı. Ardından yine Ak Parti Van milletvekili Gülşen Orhan’ın çıkıp ‘Kürtçe öğretmenlerinin atamaları olmayacak, sizi kandırıyorlar’ demesi manidardır.

Dolayısıyla verilen bu sözlerinin yerine getirilmemesi ve her kafadan bir sesin çıkması Kürtçe öğretmenlerini tedirgin etmektedir. Bu da, yetkililerin samimi olmadıklarını, sözlerinde durmayacaklarını ve Kürtçe öğretmenlerin atamasıyla ilgili bir çalışmanın olmadığını gösteriyor. Biz de Kürtçe öğretmenleri olarak; verilen sözler yerine getirilene kadar her yerde demokratik yollarla hakkımızı arayacağımızı ve bu süreçte farklı eylemler de yapacağımızı tüm kamuoyuna tekrar tekrar ilan ediyoruz. Kararlıyız; anadilimiz, kırmızı çizgimizdir. Israrcıyız; Kürtçe öğretmenlerine verilen sözler yerine getirilmelidir. Bu konuda başta halkımız, basın mensupları ve siyasetçiler olmak üzere herkesin duyarlı olmasını arzuluyor. Ayrıca BDP-HDP milletvekillerinin İdris Baluken, Nursel Aydoğan ve Özdal Uçar’a, Kürtçe öğretmenleri ile ilgili meclise verdikleri soru önergeleri için teşekkürlerimizi sunuyoruz. Bilinsin ki halkımız bu işin peşini bırakmayacak, takipçisi olacaktır. Kürtçe Öğretmenleri Platformu adına siz değerli sivil toplum kuruluşlarına, basın mensuplarına ve katılan bütün duyarlı arkadaşlara teşekkürlerimizi sunuyoruz. Mardin’deki Kürtçe öğretmenlerinin başlattığı açlık grevini selamlıyoruz. Eğer duruma bir açıklık getirilmezse biz de arkadaşlarımız gibi açlık grevine başlayacağımızı buradan bütün yetkililere ve kamuoyuna duyuruyoruz.

Destek veren Sivil Toplum Örgütleri: MAZLUMDER, İHD, Eğitim-Sen, KESK, DİSK, Devrimci-iş, İnsander, Van İmamlar Derneği, HDP