
MAZLUMDER İstanbul Şubesi’nin kot taşlama iş alanında yaşanan ihlaller ile ilgili yaptığı çalışmalar ve hazırlanan rapor sonucunda Sağlık ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından açıklama yapıldı.
En temel hak olan yaşam hakkının, sağlık hakkının ve sosyal güvenlik hakkının ihlali görünümüne sahip olan söz konusu bu yaşananlar hakkında, MAZLUMDER İSTANBUL ŞUBE tarafından 12 Mart 2009 tarihinde basın açıklaması ile duyurulan “Kot Taşlama İş Alanında Yaşanan İhlaller ve Değerlendirme” ismi ile bir rapor hazırlanmıştı. Raporda, konu hakkında kamuoyunu aydınlatıcı bilgilendirmenin ardından hukuki durum değerlendirmesi yapılmıştır. Hukuki değerlendirme bölümünde üzerinde durulan noktalardan biri de; idari makamlara düşen yükümlülükler ve bu yükümlülüklerin ifası olmuştur.
MAZLUMDER ve diğer pek çok sivil sesin bu çağrıları, yetkili idari makamlar nezdinde değer bulmuş ve ilk olarak Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verildi “… her türlü kot giysi ve kumaşlara uygulanan püskürtme işleminde kum veya silika kristalleri içeren herhangi bir madde kullanılması yasaklanmıştır”. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk ÇELİK ise yaptığı yazılı açıklamada “Çalışanların iş kazalarında olduğu gibi meslek hastalığına tutulduklarının tespit edilmesi halinde, iş kazası ve meslek hastalıkları sigortası kapsamında iş göremezlik emekli aylığı bağlanabilmekte ve sağlık yardımı alabilmektedirler" dedi.
Sağlık Bakanlığı tarafından her türlü kot giysi ve kumaşlara uygulanan püskürtme işleminde kum veya silika kristalleri içeren herhangi bir madde kullanılması yasaklanmış olmasına rağmen, bu yasağın denetimi kimler tarafından ve ne şekilde gerçekleştirilecek? Söz konusu yasağa aykırı davranılması halinde nasıl bir hukuki yaptırım ile karşılaşılacak?
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın yazılı açıklamasına konu olan sigortasız işçilerin emeklilik hakkı ise, zaten kanunen tanınan bir haktır (5510 S.K. m.23). Önemli olan husus, 2000 yılından itibaren faaliyet gösteren kot taşlama atölyelerinde gerek kayıt dışı istihdam gerekse de iş ve işçi güvenliği açısından gerekli denetimleri yapmayan, 40 gencin ölümü ve tahminlere göre de binlerce kişinin ölümü beklemesi sonucuna yol açan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkilileri hakkında soruşturma izni verilip verilmeyeceğidir.
İdari makamlar tarafından atılan olumlu adımlar, desteklenmesi gereken adımlar olmakla birlikte yeterli değildir. Devlet, sosyal devlet vasfının gereklerini yerine getirmelidir. MAZLUMDER İstanbul olarak sürecin takipçisi olacağız.
KOT TAŞLAMA HAKKINDA TEMEL BİLGİLER
Kot taşlama yöntemi olarak bilinen kot kumlama; kotun aşındırılıp renginin açılması veya yumuşatılması amacıyla, basınçlı hava veya buhar verilerek kumaş üzerine kum partiküllerinin püskürtülmesi şeklinde işlemdir. Çalışma koşullarında gerekli koruyucu tedbirlerin alınmaması sebebiyle kot taşlama çalışanlarının maruz kaldığı ölümcül slikosis hastalığı, şu ana kadar 40 kişinin hayatını kaybetmesine yol açmıştır. Silikosis hastalığına yakalanmış kişi sayısının resmi kayıtlara göre 650 kişi, gayri resmi bilgilere göre ise de 3-5 bin arasında olduğu ifade edilmektedir.
Kot taşlama işçileri, merdiven altı tabir edilen taşeron firmalar tarafından herhangi bir sigorta girişi yapılmaksızın ve iş ve işçi güvenliği için gerekli tedbirlerin hiçbiri alınmaksızın ölümle yüz yüze bırakılmış kişilerdir. Yani söz konusu vakıa, doğrudan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı’nın sorumluluk kapsamına girmektedir. İlgili Rapor’da gerek işçilerin sağlık ve güvenliğinin sağlanması ve gerekse de söz konusu işçilerin kayıt dışı istihdamını önlemeye yönelik herhangi bir faaliyette bulunulmadığı üzerinde durulmakta ve idari makamlar sorumluluklarını ifaya çağrılmaktaydı.
Çeşitli ülkelerde insan sağlığına verdiği tahribat sebebiyle robot ve astronot maskeyle uzaktan yaptırılan kot kumlama vakıalarına ilişkin idari makamların bu olumlu adımları, sürecin ilgililer tarafından bilinmesine rağmen, 40 gencin hayatını kaybetmesi sonrasında gerçekleşmiştir. Söz konusu somut durum, ülkemizin acı gerçeğini yansıtmaktadır. Birtakım gerçeklerin, ‘gerçeklik’ kazanabilmesi için acı veren olayların yaşanması zorunluluk haline gelmiş görünmektedir.
MAZLUMDER İstanbul Şubesi Basın Bürosu